10/10
·96 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
Şiraze Dergisi / Sayı 35. Mayıs - Haziran 2026. İki Aylık Kitap Kültürü Dergisi. Kastamonu Sanat Evi adına çıkarılan derginin Yazı İşleri Müdürlüğünü İhsan Sert, Editörlüğünü Sedat Sert, Genel Yayın Yönetmenliğini Kudret Ayşe Yılmaz yapmaktadır. Derginin bu sayısının teması " Kitapların İyileştirici Gücü'dür." Yine derginin içinde yer alan bir bölüm olan, dosya soruşturması için pek çok yazar ve şaire, " okumanın insan ruhundaki derin travmaları ve toplumsal yaraları iyileştirdiğine/ iyileştireceğini İnanılır. Sizce kitapların böyle güçlü tesirleri var mıdır? sorusu sorularak, alınan cevaplarla okuyucu farklı bakış açılarını yönlendirilmektedir. Dergi bir kitap tanıtım dergisi olmasına rağmen, kendi ekolünü oluşturmuş kitap tanıtımı yanı sıra belirlediği gündemle basın yayın dünyasında yerini almaktadır. #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
Şiraze Dergisi - Sayı 35 (Mayıs-Haziran 2026)Şiraze Dergisi · Şiraze Dergisi Yayınları · 20261 okunma
Puan vermedi
Ahmet Şahin / Milliyetçi Fikir Dergileri. Ahmet Şahin 1998 yılında Osmaniye'nin Bahçe ilçesinde doğdu, ilk ve orta öğrenimini Gaziantep'te tamamladı. 2021 yılında Gaziantep Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih bölümünden mezun oldu, halen Gaziantep Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türkiye Cumhuriyeti Anabilim Dalında yüksek lisans yapmaktadır. Çelebi dergisinin genel yayın yönetmenliğini üstlenmektedir. Türk Yurdu, Çelebi, Töre, Bozkır, Milli Mecmua, Milli Devlet, Edebice, Tarih Kritik adlı gazete ve dergilerde makaleleri yayınlanmıştır. Yazılı medyanın önemli unsurlarından olan gazetgide, günlük haber ihtiyacımızı giderir. Yapılan yorumlarda genellikle günlük olaylarla ilgilidir. Dergiler ise haftalık, ön beş günlük, aylık hatta daha uzun süreli olmalarının yanı sıra çoğu belli bir fikrin aydınlatılması görevini de yerine getirir. Bir düşünce, ideoloji muhataplarına ulaşmak istiyorsa bugün bile bir dergiye ihtiyaç duyar. Dergiler yayın süreleri, sayfa sayılarından daha çok okuyucuya verdiği ideolojik bilgi ile de hatırlanır. Türk milliyetçiliği siyasi hayatta yer almaya başladığı andan itibaren basın yayın organları içerisinde en fazla dergilerden faydalanmıştır. Yayınlanan her dergi ile Türk milliyetçiliği fikrinin ideolojik temelleri anlatılırken, Türk siyasetine sunduğu çözümler de ortaya konmuştur. Sanal medyanın her geçen gün hayatımızda daha fazla yer işgal etmesiyle, yazılı eserler eski etkinliğini kaybetmektedir. Yaklaşık 80 yıldır fikir dünyamızı aydınlatan dergilerin sanal dünyaya taşınması ile ilgili pek çok girişim vardır. Genç araştırmacı, tarihçi, yazar Ahmet Şahin bundan önce Türkçü dergiler adıyla yayınlamış olduğu eseriyle, Türkçülük alanında faaliyet gösteren dergileri topluca okuyucunun faydalanabileceği bir hale getirmişti. Şimdi ise
Milliyetçi Fikir DergiciliğiAhmet Şahin · Bilge Kültür Sanat · 20260 okunma
Reklam
Puan vermedi·264 syf.··
2026 34. kitabı
Sabahattin Ali.. Eski bir dostun veda mektubu gibi hissettirdi kitap bana "Başın öne eğilmesin" kitabı, O'nun çocukluğundan başlayarak, Avrupa'daki aydınlanma yıllarına, öğretmenlikten hapishane günlerine ve nihayetinde o meçhul yolculuğuna kadar uzanan çalkantılı yaşamını gözler önüne seriyor. Hıfzı Topuz, Sabahattin Ali'yi sadece bir "edebiyatçı" olarak değil; bir baba, bir eş, bir öğretmen ve en önemlisi, inançları uğruna bedel ödemekten bir an bile çekinmeyen bir "insan" olarak anlatıyor. O da herkes gibi sevdi, özledi, hayal kırıklığına uğradı ve yoruldu. Ama başını asla öne eğmedi. Sistemin çarkları onu ezmeye çalışırken, o kendi vicdanının sesiyle ayakta kalmaya devam etti. Bu kitap ona karşı olan hayranlığımı daha da pekiştirdi. Bu kadar derin bir hüznü ve bu kadar güçlü bir adalet arayışını bir arada nasıl taşıyabilmişti? O, sadece kitaplarında değil, gerçek hayatında da "Kürk Mantolu Madonna"daki Raif Efendi'nin naifliğini, "Kuyucaklı Yusuf" un isyankâr ruhunu ve "Sırça Köşk"ün o keskin eleştirel gözünü içinde barındırıyordu. Aşk adamıydı Sabahattin,. Onun için aşk, birine bağlanmak değil, o bağ ile dünyayı daha katlanılır, belki de daha acı verici kılmaktır. Hıfzı Topuz'un kitabında gördüğümüz Sabahattin Ali, hayatı boyunca 'sevilmeyi bekleyen' değil, 'sevgisiyle dünyayı onarmaya çalışan' bir adamdı. Bu yüzden onun aşkı, bir tene dokunmaktan öte, bir vicdana sığınmaktı. Bir Dev'in izinde , bir aşk ve dinireniş hikayesi bu kitap... Okumakta ve Sabahattin'i tanımakta geç kalmayın.
Başın Öne EğilmesinHıfzı Topuz · Remzi Kitabevi · 2007781 okunma
10/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 51. kitabı
Adnan İslamoğulları / Muhayyel. 1962 yılında Bursa'da doğan yazar, ilk ve orta öğrenimini Bursa'da tamamlamıştır. Üniversite eğitimini yarıda bırakarak, basın ve yayın alanına yönelmiş pek çok gazete ve dergide yazarlık ve yöneticilik yapmıştır. Bir şizofren olan Ömer Kumanovalı'nın hikayesi. Yazar, ilk iki romanı Kuyu ve Külhan'da ülkücü bir gözle 12 Eylül öncesini romanlaştırmıştı. Sade dili, heyecanlı anlatımı ile okuyucuyu etkilemişti. Müntehir romanı ile psikolojiye yöneldi, intihar olayını etkileyici bir üslupla ortaya koymuştur. Bu roman ile bir şizofrenin dünyasına girerek, oynadığı kelime oyunları ile okuyucu da iz bırakmaya devam ediyor. Yazar gibi evlad-ı Fatihan olan romanın kahramanı Ömer, doğduğu andan itibaren pek çok psikolojik sıkıntılarla karşı karşıyadır. Aile içi ilişkilerin gelgitleri, sevgisizliğin insan üzerindeki etkileri, toplumda meydana gelen sosyal, kültürel değişimler, Ankara sokakları, Bursa'nın köyleri, deniz, tabii ki 12 Eylül öncesi Ülkemizde yaşanan siyasi olaylar, devletin siyasi organizasyonlara soktuğu ajan provakatörler, iyi niyetle görevini yapmaya çalışanlar, göçmen ailelerin yaşayışı, kültürü yazarın anlatılarında olmazsa olmazlarıdır. Bir şizofrenin karanlık zihnini tanımak, yazarın kelimeler ve kelimelerin anlamıyla oynayarak meydana getirdiği dünyada, beyninizi zorlayarak bir gün geçirmek için okumalısınız. #Kitapşuuruinsanlıkşuurudur.
MuhayyelAdnan İslamoğulları · Ötüken Neşriyat · 202617 okunma
9/10
·502 syf.··
2026 4. kitabı
𓂀 𝕊𝕖𝕝𝕒𝕞𝕞𝕞 𓂀 Öncelikle hayırlı bereketli cumalarımız olsun degerli dostlarım... Şahane bir kitapla tanışmaya hazır mısınız? Bugün size @ciniusyayinlari ‘ndan çıkan @ozlemkucuk.tr @ozlemkucuk.kitaplari ‘ın etkileyici kaleminden #benkalbinbilir kitabının yorumu ile geldim... #kitapkonusu Türkiye'nin köklü basın grubu Zirve 'nin magazin bölümü olan Nilüfer Dergisi kadınları ve onların birbirinden farklı hayatlarına yolculuk ettiğimiz yüreğinizi sıcacık yapan dostluğu, aile bağlarını ve insan ilişkilerini konu alan bir kitap BEN (kalbin bilir).Onaltı karekter beşyüz sayfa olması gözünüzü korkutmasın.Nasıl başladı nasıl bitti anlayamayacaksınız bile. Çünkü her bir karakterde kendinizden bir parça bulacaksınız.Okurken duygu değişiklikleri yaşayacak, ağlarken gülecek gülerken düşüneceksiniz... #kitaphakkındadüşüncelerim Ben BEN’i (kalbin bilir) çok sevdim. En çokta SEN’i sevdim sevgili @ozlemkucuk.tr @ozlemkucuk.kitaplari ... Naifliğini,dostluğunu,okuruna olan desteğini ve daha anlatmaya kelimelerin yetmediği bir dolu özelliğini.Çok teşekkür ediyorum bendeki gerçek BEN’i ortaya çıkardığın, gücüme güç kattığın için. İYİKİ yollarımız kesişti, İYİKİ aynı gün dogduk size dair çokça İYİKİlerim var. Rabbim ayağınıza taş gözünüze yaş değdirmesin kaleminiz hep daim olsun inşALLAH... Dipnot : Kitap 3 seriden oluşacak. BEN’le başlıyor SEN’le devam ediyor BİZ’le bitiyor. SEN’de ve BİZ ‘de görüşmek dileğiyle. Tavsiye etmiyorum kesinlikle okuyun diyorum gerçek BEN’i bulmanız için... #alıntılar 𓂀 ‘Her şeyi çok fazla ciddiye alarak yaşarken, yaşamayı atlıyoruz.’ (48) 𓂀 ‘İnsanın 'evi' kalbidir.’ (158) 𓂀 ‘İnsan en çok kendine yabancıdır. Güneş çıktığında 'gölgeler de' aydınlanır’
Ben Kalbin BilirÖzlem Küçük · Cinius · 061 okunma
Klasik Norveç Tiyatrosu ya da Aysun Kayacı Hadisesi*
Puan vermedi·104 syf.··
Beğendi
·
2026 33. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 20:56
1882’de Norveç’te yazılmasına rağmen, evreselliğini ve güncelliğini korumaya devam eden bir eleştiri/tiyatro metni aslında. 2008 Türkiye’sinden bir an, herkes hatırlar: Aysun Kayacı’nın “ Dağdaki çobanla benim oyum eşit mesela, niye?” çıkışını ve ardından gelen linçleri. Aysun Kayacı da Doktor Stockmann gibi artık Bir Halk Düşmanı’dır. Tam olarak aynı konu; Çoğunluk her zaman haklı mıdır, çoğunluğun vasfı ne kadar önemlidir? Kaplıcaların zehirli olduğunu öne süren doktor halkı korumak için bir makale yayınlamak istese de vali, basın üyeleri ve kasabanın önde gidenleri tarafından engellenmeye çalışır. Halk, doktorun ekonomik çıkarlarına ters düşen makaleler yazdığına ikna edildiği için onu linçler. Doktor tam olarak bu mevzular yaşanırken çoğunluğun vasıfsız olduğunu belirten yeni söylemlerde bulunur. Konuştukça da dışlanır, ailesiyle birlikte saldırılara ve çeşitli manipülasyonlara uğrar. Yakın arkadaşları ve çevreleri çıkıp da fikirleriniz yanlış demez kamunun görüşünden dolayı cesaret edemiyoruz derler. Herkes bir diğerini suçlar…. Ben tiyatro metnini çok beğendim. Kurgusu mizahın dozu, anlatmak istediği derdi açıkça ortaya koyuşu, bürokrasi ve liberalizme yönlendirdiği eleştiriler çok yerindeydi. Peki Sehercim sen de Aysun Kayacı ve Doktor Stockmann’a katılıyor musun derseniz, işte buna HAYIR derim. Nedeni uzun….
Bir Halk DüşmanıHenrik Ibsen · Yapı Kredi Yayınları · 202513 okunma
Reklam
Reklam