Bu satırları, bir zamanlar kalbimin kapısını açtığım kişiye yazıyorum.
Seninle birlikte hayatıma kaos girdi. Yalanlar, oyunlar, ihanetler... Hangi taşın altına baksam, gölgen çıkıyordu. Giderken yalnızca kendini götürmedin; dostluklarımı, huzurumu, kendime olan saygımı da yanında sürükledin.
Ama insan bazen en büyük gerçeği en büyük yıkımın içinde öğreniyor. Bu uygulamaya defalarca sevgimi yazdım. Karşılığında ise yalnızca ihanet gördüm. Saygının ne olduğunu hiç bilmeyen biriyle aynı yolu yürümüşüm. Keşke seni hiç tanımasaydım dediğim tek insansın.
Sana duyduğum öfke beni de sana benzetmeye başladı. Hak etmeyen insanları kırdım. İntikamın içimdeki boşluğu dolduracağını sandım. Yanılmışım. İntikam, yalnızca insanın kendi ruhunu kirletiyormuş. Bunun bedelini benden başka suçsuz insanlar ödedi. En büyük pişmanlığım da bu.
Bu kişi o kadar iğrenç biri ki benim eskilerime bile asılıyor hatta gidip gonderilerini beğeniyor iletişim kurmaya çalışıyor seni seviyorum dedikten iki gun sonra başkalarıyla cinsellik hayalleri kuruyor.
Bugün ise başka bir yerdeyim. Hayatımı yeniden kuruyorum. Dostlarımı daha dikkatli seçiyorum. Sevmeyi yeniden öğreniyorum. En önemlisi, kendime geri dönüyorum.
Seni tanımadığım zamanlarda ki bana geri dönüyorum
Hayatımda bana sevildiğimi ve değerli olduğumu hissettiren biri var. Onun yanında hiçbir rol oynamıyorum. Sadece kendim oluyorum. Meğer insan ait olduğu yerde yaralarını unutuyormuş.
Bu bir öfke metni değil. Bu bir veda. Bir kurtuluş. Bir zincirin kırılış sesi.
Sana ne kinimi bırakıyorum ne de sevgimi. Sadece seni geride bırakıyorum.
Çünkü bazı insanlar affedilmez oldukları için değil; geride bırakılmaları gerektiği için unutulur.
Asıl ait oldugum yere sevdiğim sevildigim yere geri dönüyorum ve bunun mutluluğunu yaşıyorum sende hiç