Çok sonraları, yetişkin bir insan olduğum ve "Granadalı" adını övünçle taşıdığım, ayrılmak zorunda bırakıldığım o soylu ve herkesin saygıyla söz ettiği kentin anımsanmasına neden olduğum sıralar, annemle babam da aralarında olmak üzere ülkemin insanlarının, onları yalnızca ölümün ve utancın beklediği o günlerde, bir ordunun onları kurtarmaya geleceğine inanacak kadar kör oluşları üstünde uzun uzun düşünmekten kendimi alamadım.
"Binlerce aç insanın karnını doyurabilecek, binlerce yetimin yüzünü güldürecek denli çok parayı nasıl, ne zaman, hiç utanmadan, hesapsızca, yalnızca kendi hoşnutluğunuz için harcadınız?"