Sena

Sena
@baskaldiri_com
‘’ Her alanda, asıl yenilgi, unutmaktır, özellikle sizi neyin gebertmiş olduğunu unutmak, insanların ne derece hırt olduklarını asla anlayamadan gebermektir. Bizler, mezarın önüne geldiğimizde, boşuna şaklabanlık yapmaya kalkışmamalıyız, öte yandan, unutmamalıyız da, tek sözcüğü bile değiştirmeden her şeyi anlatmalıyız, insanlarda gördüğümüz ne kadar kokuşmuşluk varsa, hepsini, sonra da yerimizi sıradakine bırakıp, uslu uslu inlemeliyiz deliğin içine. Tüm bir yaşamı doldurmaya yetecek bir uğraştır bu.’’
Sayfa 40
Reklam
‘’- Astsubay çavuş Barousse az önce öldürüldü albayım, dedi bir çırpıda. -Eee, ne olmuş? - Etrapes yolu üzerindeki üzerindeki ekmek vagonunu teslim almaya giderken öldürüldü albayım! -Eee, ne olmuş? -Bir havan topu mermisi onu paramparça etti albayım! -Eee, ne olmuş, Allah aşkına! -Eee’si bu! Albayım... -Bu kadar mı? -Evet, bu kadar, albayım. -Ya ekmek? diye sordu albay.’’
Sayfa 32
‘’O zamanlar çocuktum, korkutuyordu beni hapishane. Çünkü o zamanlar daha insanları tanımamıştım. Artık asla onların laflarına, düşüncelerine kanmayacağım, Asıl korkulması gereken insanlardır, sadece onlar, daima.’’
Sayfa 31
‘’Üstelik de bizler pranga mahkumları gibi çivisi çıkmış sıralarda oturup kürek çekiyoruz! Karşılığında ne alıyoruz peki? Hiç! Sadece kafamıza inen sopalar, sefillikler, palavralar, daha nice kazıklar. Çalışıyoruz ya! deyip dururlar. Aslında kepazeliğin dik alası da bu ya, şu çalışmak dedikleri şey. Biz aşağıdayız, sintinede, anamız ağlıyor, leş gibiyiz, taşaklarımızdan ter damlıyor, işte bu kadar! Yukarıdaki güvertede ise efendiler, gölgede pembe yanaklı, parfüm kokularını havaya salmış güzel kadınları kucaklarına oturtmuş, keyif çatıyorlar.’’
Sayfa 25
‘’Hiç de öyle değil! Senin ırk dediğin şey, alt tarafı, açlıktan, vebadan, urlardan, soğuktan kaçarak, yedi düvelin sillesini yedikten sonra gelip kendini burada bulmuş, pirelenmiş, gözü çapaklı, götü donmuş, bana benzeyen koca bir çulsuzlar yığınından ibarettir.’’
Sayfa 24