Puan vermedi·440 syf.··
2026 56. kitabı
Sümer uygarlığını yalnızca arkeolojik bir geçmiş olarak değil, insan düşünce tarihinin başlangıç noktalarından biri olarak ele alır. Metinlerdeki yasalar, mitler ve günlük kayıtlar; yazının icadıyla birlikte insan zihninin soyuttan somuta nasıl geçtiğini açık biçimde gösterir. Sümerler’de dikkat çeken unsur, yalnızca “ilkler” listesi değildir; şehirleşme, hukuk ve inanç sisteminin birlikte gelişmiş olmasıdır. Bu yapı, erken devlet organizasyonunun nasıl oluştuğunu anlamak açısından temel bir referans sunar. Türkiye’de ise bu konuya erken dönemde ilgi gösteren isimlerden biri Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk, Türk Tarih Tezi kapsamında Sümerleri insanlık tarihinin önemli başlangıç halkalarından biri olarak değerlendirmiş, Mezopotamya uygarlıklarına akademik ilginin artmasını teşvik etmiştir. Bu yaklaşım, tarih yazımında yerli bir bakış açısı oluşturma çabasının parçasıdır. Sonuç olarak bu eser, sadece eski bir medeniyeti anlatmaz; aynı zamanda insanlık tarihinin nasıl okunması gerektiğine dair bir perspektif sunar.
İnsan ve Hayat
SümerlerSamuel Noah Kramer · Alfa Yayınları · 0197 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 83. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 16:33
Psikoloji alanında neredeyse hiç okuma yapmamama rağmen bu kitabı görür görmez okumak istedim. Yazardan okuduğum ilk kitap olmasına rağmen oldukça rahat ve keyifli bir şekilde okudum. Kitap 12 bölüme ayrılmış, kısa ama bir o kadar da kapsamlı bir eser. Bu yüzden sindire sindire, altını bol bol çizerek okudum. Kitabın temel konusu insanın yaşamdaki yeri ve konumu. Bunun yanında aşağılık duygusu, üstünlük kompleksi, rüyalar, çocukluk, sosyal uyum ve evlilik gibi birçok konuya da değiniyor. Kısa olmasına rağmen örneklerle desteklenmiş, dolu dolu bir içerik sunuyor. Okuduğum bazı şeylere ilk başta şaşırsam da üzerinde düşününce oldukça mantıklı geldi. Yazar, aslında herkesin belli ölçüde aşağılık duygusuna sahip olduğunu, bunun anormal bir durum olmadığını ve insanın yaşamını, ilişkilerini ve davranışlarını nasıl etkilediğini başarılı örneklerle açıklıyor. Psikoloji denince akla sıkıcı ve ağır kitaplar gelebiliyor ancak bu kitap tam tersine oldukça akıcıydı. Verdiği örnekler sayesinde anlatılanları anlamak kolaylaşıyor ve okuma süreci çok daha keyifli hale geliyor. Psikolojiye giriş yapmak isteyenler için güzel bir başlangıç kitabı olduğunu düşünüyorum.
Yaşama SanatıAlfred Adler · Cem Yayınevi · 20203,690 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Puan vermedi·128 syf.··
2026 24. kitabı
Toplumun Aynasına Gülümseyerek Bakmak: Rıfat Ilgaz'ın Sosyal Kadınlar Partisi Bazı yazarlar vardır; aradan yıllar geçse de anlattıkları insanlar hiç değişmemiş gibi gelir. Rıfat Ilgaz benim için tam olarak böyle bir yazar. Sosyal Kadınlar Partisi'ni okurken sık sık "Bu karakteri sanki tanıyorum" diye düşündüm. Çünkü Ilgaz'ın anlattığı insanlar sadece kendi dönemine ait değil; bugün de çevremizde yaşamaya devam ediyorlar. Kitabın ilk dikkatimi çeken yanı, mizahın hikâyelerin merkezinde olmasına rağmen asla yüzeysel kalmamasıydı. Rıfat Ilgaz güldürmek için yazmıyor; güldürürken düşündürmek, düşündürürken de topluma küçük ama etkili eleştiriler yöneltmek istiyor. Bu yüzden birçok öykünün sonunda yüzümde oluşan tebessüm kısa sürede yerini sorgulamaya bıraktı. Eserde karşılaştığımız karakterler oldukça tanıdık. Kendi çıkarlarını toplum yararının önüne koyanlar, görünüşe ve gösterişe fazlasıyla önem verenler, farklı görünmeye çalışırken aslında birbirine benzeyen insanlar... Ilgaz, onları yargılamadan ama bütün kusurlarıyla gözler önüne seriyor. Belki de bu yüzden karakterler karikatür gibi değil, gerçek insanlar gibi hissettiriyor. Kitabın adını taşıyan "Sosyal Kadınlar Partisi" öyküsü ise özellikle dikkat çekici. Rıfat Ilgaz burada yalnızca kadınlar üzerinden değil, toplumun genel yapısı üzerinden bir eleştiri kuruyor. İnsanların sosyal görünme çabalarını, popüler olma isteğini ve zaman zaman samimiyetten uzaklaşan davranışlarını ince bir ironiyle anlatıyor. Okurken birçok sahnenin günümüzde sosyal medya çağında bile geçerliliğini koruduğunu fark etmemek mümkün değil. Rıfat Ilgaz'ın kalemini sevdiğim noktalardan biri de dili. Ne süslü ne de yorucu. Son derece doğal bir anlatımı var. Hikâyeler sanki bir arkadaşınız size yaşanmış olayları anlatıyormuş hissi veriyor.
Sosyal Kadınlar PartisiRıfat Ilgaz · Çınar Yayınları · 2008182 okunma
9/10
·376 syf.··
2026 43. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 15:31
Selammm kitapsever dostlarım Edna, henüz küçücük bir çocukken anne ve babasını kaybetmiş. hayatın sert yüzüyle erken tanışmıştır. Teyzesinin yanında büyürken ailesinin yaşadığı maddi sıkıntıların farkındadır. Bu yüzden eniştesi Boris'in önerdiğ yatılı okula gitmeyi kabul ettiginde bunun hayatını tamamen değistireceğinden habersizdir. Dışarıdan bakıldığında sıradan bir eğitim kurumu gibi görünen okulun duvarlarının ardında bambaşka bir dünya saklıdır. Buraya yalnızca annesiz ve babasız çocuklar kabul ediliyor, onlar küçük yaşlardan itibaren dünyanın en tehlikeli görevlerine hazırlanıyordur. Yıllar süren zorlu eğitimler, acımasız sınavlar ve bitmek bilmeyen disiplin sonunda Edna'yı örgütün en başarılı isimlerinden biri haline getirdi. Artık o, Apex teşkilatının en seçkin ajanlarından biridir. Hikâye ise Romanya'nın karanlık sokaklarında baslıyor.. Terk edilmiş eski bir kilisede bulunan yirmi iki ceset ülkeyi ayağa kaldırır. 0lay yerindeki manzara sıradan bir hesaplaşmanın çok ötesindedir. Her köşeye sinmiş ölüm kokusu, yıllardır yeraltı dünyasında hüküm süren güçlü ailelerin kanlı bir savaşa giriştiğini düşündürür. Tam da bu günlerde Edna, yürüttüğü gizli görev nedeniyle Romanya'dadır. Hedefi, ülkenin en etkili suç ailelerinden birinin genç lideri Drogo Karnovic'e yaklaşmaktır. Bunun için kendisine genç ve yetenekli bir ressam kimliği olusturur. Ancak planladığı gibi ilerlemesi gereken görev, beklenmedik bir olayla farklı bir yola sapar. Drogo'ya düzenlenen ölümcül saldırıyı tesadüfen engelleyen Edna, genç liderin hayatını kurtarır. Bir anda ailenin dikkatini çeken bu gizemli kadın, Karnoviclerin dünyasına adım atmay başarır. Fakat bu kapıdan içeri girmek başka, içeride kalmak ise bambaska bir meseledir. Güvenin kurşundan daha değerli olduğu bu dünyada herkes
ArdenIşıl Işık · Artemis Yayınları · 2025261 okunma
Puan vermedi·68 syf.··
2026 26. kitabı
Stefan Zweig’den yine harika bir kitap. 1 saatte bitirilebilecek, ancak etkisi uzun süre devam edecek bir eser. Daha önce Stefan Zweig okumadıysanız bu kitapla başlamanızı öneririm. Hem yazarın diline hem de psikolojik derinliğine alışmak için güzel bir başlangıç. Gelelim kitaba… Öyle büyük bir aşk okuyoruz ki, aşk için nelerden vazgeçebileceğimizi sorgulatıyor. Kitap, ünlü bir yazarın doğum gününde isimsiz bir kadından uzun bir mektup almasıyla başlıyor. Mektubu yazan kadın, 13 yaşından beri yazara büyük bir aşkla bağlı olduğunu anlatıyor. Hayatının merkezine onu koymuş, yıllarca uzaktan sevmiş ve onun haberi olmadan yaşamını bu sevginin etrafında şekillendirmiş. Tam anlamıyla platonik bir aşk. Kadın bu karşılıksız aşk uğruna yalnızlık, özlem ve hayal kırıklıkları yaşıyor. Mektubunda, birlikte geçirdikleri kısa anların kendisi için ne kadar değerli olduğunu ve bu ilişkinin hayatını nasıl etkilediğini samimi bir şekilde dile getiriyor. Kadının tek isteği, yazar tarafından hatırlanmak. Ancak yıllar içinde yolları birkaç kez kesişmesine rağmen yazar onu hiçbir zaman hatırlamıyor. Kitap; karşılıksız aşkı, takıntıya dönüşen bağlılığı, yalnızlığı ve insanın görülme, hatırlanma arzusunu etkileyici bir dille anlatıyor. Mektup boyunca bir kadının ömrü boyunca içinde taşıdığı büyük sevginin ve derin hüznün tanığı oluyoruz. Aşkının büyüklüğü, kendinden bile vazgeçmesi ve her şeye rağmen sevdiği insanın üzülmesini istememesi insanın içini burkuyor. Kadının tek istediği şey hatırlanmaktı. Ve bu mektupla yazarın onu unutamayacağı kesin… Ben de kitabı bitirdikten sonra o kadını unutamadım.
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,8bin okunma
Asıl zafer, dünyayı yenmek değil... Kendini yenebilmektir.
8/10
·134 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 00:00
Bu kitap bana, insanın hayattaki en büyük mücadelesinin aslında dış dünyayla değil, kendi içindeki korkular, ertelemeler ve sınırlarla olduğunu hatırlattı. Okurken birçok yerde kendimi sorguladım ve bazen başarıya ulaşmamızı engelleyen şeylerin şartlar değil, kendi düşünce kalıplarımız olduğunu fark ettim. Yazar, değişimin başkalarını veya koşulları değiştirmekle değil, önce kendimizi değiştirmekle başladığını etkili bir şekilde anlatıyor. Özellikle disiplin, kararlılık ve istikrar konularındaki mesajları oldukça düşündürücüydü. Kitap boyunca verilen en güçlü mesajlardan biri, büyük başarıların bir anda değil; küçük ama sürekli adımlarla geldiği fikriydi. İnsan bazen kendi potansiyelinin önündeki en büyük engel olabiliyor ve bunu fark etmek bile önemli bir başlangıç. Genel olarak, kişisel gelişim türünü sevenler için motive edici ve akıcı bir okuma olduğunu düşünüyorum. Kendisiyle yüzleşmeye ve hayatında değişim yapmak isteyenlere tavsiye edebileceğim bir kitap oldu.
Aynadaki Adamı YenKaan Koç · Zet Yayınları · 202622 okunma