Puan vermedi·68 syf.··
2026 28. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 22:14
Kalan kim, gidenlere inat Dert, garibanlık Düşünceler ve her batıl Gidiyor birileri, bir şeyler Saatler, ömür, akıl... O geri kalır mı Zoruma da gidiyor..." Kendi içinde; "Yalnızlık, Yaşamlar, Zühd, Şehadet" isimli dört ana başlık altında toplanmış şiirlerden oluşan bir şiir kitabı #yagmurluhisler "İnsan acelecidir. Evet, geç ve güç öğrendim Acele ede ede etmemeyi Saati değil, vakti Serden hayr doğacağını Hayrdan şer Öfkenin sevgiden vefalı olduğunu Güzel olduğunu ölümün hayattan." Ara ara okumalarim arasına şiir kitapları almayı seviyorum. Şiirin ruha iyi gelen bir tarafı olduğunu düşünüyorum. Bir fincan kahve eşliğinde, sessiz sakin ortamda okumayı seviyorum. Bu kitap içinde yine önce sessizliği, sonra kahvemi hazır ettim GANİ YAHUT KAFi "Koşmak zorundasın Bu dünya böyle Evet, makam mevkiyle Değil aşkla sevgiyle Devrilen atı vururlar Koşmayan; zahid yahut alelade maktül." Sizler için birkaç alıntı bırakıyor ve herkese keyifli okumalar diliyorum. Sizler şiir kitabı okuyor musunuz? Şiir kitapları için nasıl bir ortam tercih ediyorsunuz? Yoruma sevdiğiniz bir şiirden birkaç satır ekler misiniz?
Yağmurlu HislerHayat Can Yakar · Cinius Yayınları · 20262 okunma
Puan vermedi·656 syf.··
2026 30. kitabı
Michael Cook'un yazmış olduğu İslâm Dünyası Tarihi setinin ikinci cildi, Osmanlı Devleti'nin kuruluşundan 19. yüzyıla kadar olan dönemi ele alıyor. Her iki kitabın da bölümlere ayrılmış olması ve bölüm başlarında verilen bilgilerle istediğiniz bölümden başlama imkanı çok güzel. Çünkü özellikle ikinci kitapta bazı bölümler okuru oldukça yavaşlatıyor. Çoğu okurda olduğu gibi benim de en çok ilgimi çeken bölüm Osmanlı Devleti'nin asırlara ve çok geniş bir coğrafyaya yayılan hâkimiyetinin anlatıldığı bölüm oldu. Bu kadar geniş bir coğrafyaya yayılımın, farklı dinler ve kültürleri bir araya getirmesi kaçınılmaz. O yüzden yazar bu bölümde Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasındaki yapıyı da ayrı bir başlık altında ele alıyor. Özellikle bu kısım için Evliya Çelebi'nin verdiği bilgileri kullanıyor. Kimini yanlış bulsa da genel olarak onun verdiği bilgileri doğru kabul ediyor. İlk kitapta olduğu gibi herhangi bir kronolojik ilerlemeye bağlı kalmak yerine oldukça geniş bir perspektiften yaklaşıyor tarihe. Ben bunun biraz da okuru sıkmamak için böyle yazıldığını düşünüyorum. Bir bakıyorsunuz Hıristiyan Müslüman iletişimi anlatılırken, Yahudi ve inançsız topluluklara da değiniyor ve hayli ilginç bilgiler serpiştiriyor araya. Birçok şeyde olduğu gibi tarih anlatılarında da kimseyi memnun edemezsiniz. Yazar zaten ilk cildin ön sözünde bazı boşlukları kendi bakış açımla doldurdum diye belirtiyor. Bunun dışında olabildiğince farklı açıdan bilgi vermeye çalışmış. Müslümanlar şunu yaptı ama Hıristiyanlar da bunu yaptı gibi. Fakat yabancı okurların yorumlarında Müslümanları yeterince kötülemediğini belirtenler olmuş mesela. Benim için farklı ve keyifli bir okuma oldu. Oldukça kalın olduğu için şimdilik sadece ilgimi çeken bölümlere odaklandım ama mutlaka en baştan tekrar okumayı
İslâm Dünyası Tarihi 2Michael Cook · The Kitap · 202523 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
10/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 179. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 03:22
"FERDENGEÇTİ ÇİÇEKLERİ" "Ferdengeçti çiçeği rüzgârda salınan eteklerindeki mor haleleri görebilmek için başını eğmek istedi. Ama alt tarafı bir çiçekti. Yapamadı. Eteklerindeki renkleri göremiyorsan, çiçek olmanın ne anlamı var?" Babam hiç bana vurmadı ama her vuruşunda kanayan bir yara gibiydi ruhum. Çocukluk yıllarında en güvende olmamız gereken yerdir ailemiz. Ama ya güvende hissettiğimiz liman, fırtınanın merkeziyse? Küçükken tanık olduğumuz ya da hedefi olduğumuz baba şiddeti, sandığımızdan çok daha derin yaralar bırakıyor. Peki, bu yaralar üzerine kalın yorganlar çekip "hiç yaşanmamış" gibi devam mı ediyor hayat? Sanmıyorum. Küçük bir kız çocuğu için babası, ilk kahraman, ilk koruyucu, ilk erkek ve ilk sınırları koyan figürdür. Onun sevgisi, güveni, sınırları hepsi bir dünya kurar o çocuğun zihninde. Ama baba şiddet varsa, bu dünya sarsılır. Ve o çocuk büyüdüğünde, o sarsıntı izleriyle hayata devam eder. Aile içi şiddet denilince akla pek çok başlık gelir ama yazar, belki de en çok göz ardı edileni, en çok "mahrem" sayılanı ele alıyor: Baba şiddeti ve babanın işlevi. Ne yazık ki toplumumuzda "baba" denildiğinde akla ilk gelen güç, otorite ve disiplin oluyor. Peki ya şefkat, güven, koruma ve sevgi? Eserde bu eksik kalan parçaya odaklanıyoruz. Ve bunu yaparken de yalnızca kuru bilgilerle değil; bilimsel verilerin ve yapılan araştırmaların ışığında hazırlanmış. Gerçek hayattan izler taşıyan kurgusal hikâyelerle, kadınların kalplerinde o günlerden kalan izleri de gördüğümüz dört hikâye; baba şiddetine uğrayan kadınlarla yapılan görüşmeler neticesinde şekillenmiş ve tamamen kurgusaldır. Ama bu kurgusallık, onları etkisiz kılmıyor. Aksine, her bir hikâye o kadar gerçekçi ve samimi ki, okurken "Bu benim komşum, bu benim arkadaşım, belki bu benim" demeden edemiyoruz.
Edebiyat
Ferdengeçti Çiçekleri - Baba Şiddeti ve SonrasıAzize Nilgün Canel · Pinhan Yayıncılık · 095 okunma
5/10
·368 syf.··
2026 8. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 21:55
Çok uzun incelemelerden hep nefret ettim çünkü bir gün o nefret ettiğimi yapmak zorunda kalacağımı hiç düşünmezdim. Benim düşünceme göre; Kitabı yorumlara güvenerek hevesle aldım ancak daha ilk sayfalarda fırlatıp atmamak için kendimle savaştım diyebilirim. Sözde kadın psikolojisini konu alıp başlık edinen kitabın ilk bölümlerinde kadının psikolojisinden çok nasıl davranması gerektiğiyle ilgili “akıllı kadın şöyle yapar, akıllı kadın böyle yapar” cümleleri baz alınarak bir kalıba sokulmaya çalışılmış. Bölümlerin devamında ataerkil yapının bozulması gerekliliği ve kadının 2.plana atılması hususuna dikkat çekilse de ana tema yine kadının aşırı duygusal ve hassas yönlerini neden gösterip yine gelenekselci görüşte tıkanmış.Nitekim yazar, kadın duygusal yönüne uygun mesleği seçmeli (öğretmenliği örnek göstererek devam etmiş) derken başka bir bölümde “cinsiyetinden dolayı bir insanın başarısı engellenmemelidir.” diyerek kendiyle çelişkiye düşmüş.Çok şükür ki kadını kalıba sokmaya çalışırken aralara eşitlik serpmeyi de ihmal etmemiş. Dikkatimi çeken başka bir bölüm de feminizmi eleştirdiği kısım. Bir yerde tam olarak şöyle diyor “Yaş 50ye yaklaşmış maddi kazancı artmış erkekler ‘eşime karşı bir şey hissetmiyorum, dünyaya bir kez geldim bari istediğimle olayım derken eşi yanında ağlayarak tedaviye geliyordu. Feminizmden sonra bu durum tersine döndü ve kadınlar bu şekilde düşünmeye başladı.Feminizm çıkış noktasından saparak erkeklerden nefrete dönüştü.’” diyor. Feminizm erkek düşmanlığı olmadığı gibi kadının yeri de evi ve çocukları onu iten, aşağılayan, aldatan kocasının yanı değildir.Elbetteki aile çok önemli ve saygı duyulması, korunması gereken bir kavram ancak yapılan çifte standart bana göre gerçek aile yapısına uygun değil!!!
Duygu ve Düşünce
Kadın PsikolojisiNevzat Tarhan · Timaş Yayınları · 20212,088 okunma
Bir şans verin derim ✿
10/10
·105 syf.··
2026 72. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 20:35
Mezopotamya dendiğinde aklınıza ne geliyor? Dürüst olmam gerekirse benimkine savaşlar, krallar ve tozlu tabletler geliyor. Sayce'nin bu kitabı odağı tamamen "insana", yani sokağın, pazarın ve evlerin içine çevirmiş. Kitap halkın yaşamından eğitime, evlilikten tefeciliğe, kölelikten dinsel inanışlara kadar birbirini kusursuz tamamlayan 8 farklı başlık altında toplanmış. Babil, Mezopotamya'nın kültür ve bilim başkenti, astronomi ve matematik alanında çok gelişmişler. Elbette Asurlular da bu kültürü büyük oranda benimsemiş ve Asurbanipal Kütüphanesi gibi muazzam arşivler kurmuşlar ancak bunu daha çok devletin ve gücün hizmetine sunmuşlar. Bugünün Doğu toplumlarında görülen kadınların toplumsal yaşamdan dışlanması anlayışı kesinlikle Babil'de geçerli değilmiş. Hele bir çeyiz ve evlilik hukuku var ki akıllara zarar, bugünün modern medeni hukukuna taş çıkartacak cinsten bir vizyon!
1000Kitap
Asur ve Babil'de Günlük HayatArchibald Henry Sayce · Kanon Kitap · 20258 okunma
8/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 43. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 11:51
Ermiş ,klasik bir olay örgüsüne sahip bir roman değil. Hikâye, 12 yıldır yaşadığı Orphalese şehrinden ayrılmak üzere olan bilge El Mustafa’nın, halkın hayatın en temel meselelerine dair sorularını cevaplaması üzerine kurulu. Toplam 26 şiirsel yanıt var ve her biri ayrı bir başlık :aşk, evlilik, özgürlük, çalışma, acı, sevinç, ölüm… Ama bu kitabı bir hikâye gibi okumadım .Bir olay örgüsü yok; daha çok bir vedanın içinde açılan uzun bir iç konuşma gibi. El Mustafa konuşuyor, şehir halkı soruyor, sen arada kendi iç sesini yakalıyorsun. 1923’te yazılmış olmasına rağmen bugün hâlâ okunmasının nedeni de bu zaten. Zamansız. Çünkü anlattığı şey zamanla değişmiyor: insanın kendisi. Aşkın biçimi değişiyor ama yükü aynı kalıyor. Acının adı değişiyor ama hissi aynı. Özgürlük kelimesi büyüyor ama içindeki çatışma aynı. Bence Ermiş ‘i özel yapan şey, net cevaplar vermemesi. Öğretmeye çalışmıyor, yönlendirmiyor. Sadece bir pencere açıyor ve oradan bakıp bakmamak sana kalıyor. Bu yüzden hâlâ çok sevildiğini düşünüyorum ;çünkü bize yeni bir şey söylemiyor, zaten bildiğimiz ama hayatın içinde unuttuğumuz şeyleri hatırlatıyor.Keyifli okumalar!
ErmişHalil Cibran · İthaki Yayınları · 202085,4bin okunma