Adalet Ağaoğlu - Ölmeye Yatmak
Puan vermedi·400 syf.··
2026 7. kitabı
Adalet Ağaoğlu Ölmeye Yatmak Post-modern bir eser olduğu için inceleme yapmak da özetlemek de oldukça zahmetlidir. Eserin en önemli özelliği cumhuriyetin ilk yıllarında milletin inkılaba karşı maddi ve manevi yaklaşımını yansıtmasıdır. Bence bu işi oldukça objektif yapmaktadır. Bazı kısımlarda açık giyinmenin, kadın erkek ilişkilerinde rahat hareket etmenin medeniyet sayılması bina örnektir. Bu arada sürekli Ulus'tan, Hergele Meydanı'ndan, Numune Hastanesi'nden bahsedilen eseri İbni Sina Hastanesi'nde sesli kitap şeklinde dinlemem de feleğin bir cilvesi gibi oldu. Eserde o dönemdeki yolsuzluk çeşitlerinden de bahsedilir. Buna göre halka o yoklukta karneyle kumaş verilmektedir. Bazı uyanıklar bunları insanlardan el altından alıp kendi dükkanlarında satarken bazı esnaflar kırk liralık kürdanı 41 liraya sattığı için ceza almaktadır. Meşhur Aşkale Kampları'na Varlık Vergisi nedeniyle gayrimüslimlerden ziyade Türklerin gönderildiği aktarılır. Yazarın solcu olduğu eserden oldukça net anlaşılıyor, aslında bence de o dönem için aşağı yukarı öyle olan ilk dönem Türkçülerini (ilk Atsızcılar, bunlar ikinci Dünya Savaşı'na girelim, İsmet Paşa basiretsizdir gibi görüşleri savunan biraz dalyarak tiplerdir) biraz daha öcüleştirerek anlattığını gördüm, sonra Vikipedi'den bakınca kendinin de Ödp'den milletvekili adayı olduğunu, "Yetmez Ama Evet" toplantılarına katılıp öğrencilerden yumurta yediğini gördüm. Tam olarak benim gözümdeki ılık solcu kategorisine girdi diyebilirim. Nedense böyle tiplere saygı duyamıyorum. İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra ABD'nin bize şeker, kullanılmış postal vs. verdiğini ve memlekette karneyle dağıtılıp karaborsa olan şekerin bu dönemde bollaştığını, çoğu insanın ayağının derli toplu bir ayakkabıyı ilk defa bu dönemde gördüğünü eserden öğrendim. Ayrıca
Ölmeye YatmakAdalet Ağaoğlu · Everest Yayınları · 20195,7bin okunma
Okuuu
Puan vermedi
"İşe önce kendinizden baslayın , binayı sonra inşa edersiniz." Sevgili Şule Nur Sürücü in "öğretmenler gününde öğretmeninize hediye edebileceğiniz kitaplar " gönderisinde görünce " aaaaa çok severek okuduğum Beyaz Zambaklar Ülkesi nin incelemesini girmemişim. #kitaptavsiyesi olarak paylaşmanın tam zamanı olduğuna karar verdim. Eminim eseri duymayanımız yoktur , hele ki #başöğretmen imiz #mustafakemalatatürk okullarda ders olarak okutulmalı diye eserin önemini bu kadar vurguladıktan sonra !! Şimdi gelelim ders çıkararak okunması gereken eserimize ; Bataklıklan ve kayalıklar arasında yer alan, doğal kaynakları olmayan küçücük ülke Finlandiya'nın adeta "yoktan varoluşunu" , gelişmiş ülkeler seviyesine yükselişini okurken püf noktalarını kaçırmamak için öyle notlar alacaksınız ki!! Sanırım böylesine #eğitici eseri tavsiye eder misin diye sormayacaksınız. Şiddetle hem de!!
24 Kasım Öğretmenler Günü
Beyaz Zambaklar ÜlkesiGrigory Petrov · Ayrıntı Yayınları · 2020124,8bin okunma
Reklam
Puan vermedi·520 syf.··
2025 94. kitabı
Mutlu haftalar ​Sizleri Cumhuriyetin ilk yıllarına götürüyorum, hazır mısınız? ​Osman Balcıgil kalemini çok merak ettiğim bir yazardı. Bu eserle tanışma fırsatı buldum. Çok severek okudum eseri. Çok doğru bir tercih yapmışım. Şimdi tüm kitaplarını okumak farz oldu. ​Biraz da kitabımız hakkında bilgi vereceğim. ​Nahit ve Nermin isimli iki yakın arkadaş, öğretmenlik mesleğini yapmak için Ankara'ya gelirler. ​Cumhuriyet'in ilk yıllarına yakından tanıklık ederler. Ankara'nın başkent oluşu, Mustafa Kemal Atatürk'ün başarılarına denk gelir dönemleri. Mustafa Kemal Atatürk ile tanışma fırsatı bile yakalarlar. Dans edip, yemek yerler. ​Kadınların ilk oy kullanma hakkı, Soyadı Kanunu gibi birçok tarihi olaya da tanıklık ederler. ​Kendilerini geliştirip, birer yetenekli öğretmen olurlar. ​Tabii ki söylediğim gibi sadece bu iki ismi okumuyoruz. Hasan Âli Yücel, Orhan Veli, Necip Fazıl Kısakürek, Sabahattin Ali gibi birçok değerli isimle de yakınlık kurduk. ​Nahit ve Nermin ile dostluk ve aşk üzerine çok sohbet ettik. Sabahattin ve Necip'in, Nahit'e olan karşılıksız aşk girişimlerine de şahit olduk. ​Nahit'in evlendikten sonra Orhan Veli'yle tanışıp, onunla yaşadığı aşka da şahitlik ettik. ​Kısacası, harika bir okuma deneyimi oldu. Su gibi akıp gidiyor eser. ​Başta Başöğretmen Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, tüm öğretmenlerimizin günü kutlu olsun.
Cumhuriyet Gibi Bir Kadın Nahit HanımOsman Balcıgil · Destek Yayınları · 2025833 okunma
Sadeleştirme politikası hakkında görüşlerim..
Puan vermedi
İş Bankası Kültür Yayınları’nın basımlarını severek okuyorum; fakat şu sadeleştirme olayından vazgeçmeleri lazım. Ortaöğretim yaşına gelmiş bir çocuk istikbal, müdafaa, muhafaza, vazife, hile gibi kelimeleri bilmiyorsa, kusura bakmayın ama bu onların ve eğitimcilerin hatasıdır. İnsan kelimelerle düşünür ve onlarla yaşar; okumanın da amacı budur. Kelimelerin bir ruhu vardır; sadeleştirdikçe bu ruhu öldürüyorsunuz. “Ey Türk gençliği! Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyeti’ni ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir.” sözündeki anlamı idrak edemeyecek biri, boşuna o sıraları işgal etmesin. Şunu anlayamayacak biri İstiklâl Marşı’nı nasıl anlar? O hâlde onu da sadeleştirelim! Ben 24 yaşında, Z kuşağına mensup bir Türk genciyim. Bu gidişle “Z kuşağı için Nutuk” diye bir şey çıkarırlar; bazı kelimeleri de Türkçe yerine İngilizce seçerler. (Zaten kuşağı eğitmek kimsenin umurunda değil, o ayrı.) Gelecekte Türkçe diye bir dil kalmaz, herkes rahatlar. Nutuk’u dördüncü kez okuyorum ve gerçekten bu versiyondan şimdiden sıkıldım. Türk kökenli kelime vardır; Türkçeleşmiş kelime vardır. Genç kelimesi Farsçadır, onu da kaldırın o hâlde! İktidar Arapça, onu da çıkarın, ne gerek var ki? Düşman da Farsça, onu neden es geçtiniz? Siz, farkında olmadan “Gerçek Bakanlığı” gibi çalışıyorsunuz. İlk Nutuk’ta Başöğretmen 100.000 ila 120.000 kelime kullanmış. Siz bunu hangi akıl yürütmeyle 30.000 kelimeye kadar düşürdünüz, çok merak ediyorum. Herkes neredeyse yılda bir kez “eğitim şöyle önemli, böyle önemli” tarzında yazılar paylaşır; sokak röportajlarında iki kelimeyi bir araya getiremeyen gençlerden şikâyet eder… Peki, sorumlusu ortada değil mi? 120.000 kelimenin yarısı gerçekten anlaşılamayacak veya ordunun kullandığı teknik terim olsa bile, geri kalan 30.000 kelime
NutukMustafa Kemal Atatürk · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202334,4bin okunma
Puan vermedi·544 syf.··
2025 26. kitabı
Uzun bir süre oldu, sanırım 1.5 yıldır inceleme yapmıyorum. Bunun sebebi zorlu bir dönemden geçtim, kafa olarak iyi değildim; yeni yeni toparlanabildim. Aklımdan inceleme fikri geçmiyordu, ancak son zamanlarda yazdığım bazı incelemelerden çok güzel dönütler aldım, kenarda köşede yazdığım bazı lakırtıların okurlar tarafından incelenip geri dönüt verilmesi ve benim laf safsatalarımın birilerinin işine yaraması beni çok mutlu etti ve devam etmek istedim. Yakında wattpad kitapları hakkında da inceleme yapacağım, çünkü prim lazım. Gereksiz duygusallık yeter, başlayalım? Atatürk'ü sevmeyen bir çevrede doğdum büyüdüm. Hiçbir zaman sevilebilecek şekilde büyütülmedim. Atatürk benim için; alkol içen, aklı yerinde olmayan, dindar olana muhalefet olan ve ülkemizde çoğu diziler gibi abartılan bir kişilikti sadece. Tabi ki hiçbir zaman araştırma gereği duymadım, en yakın arkadaşlarım desteklemiyor; içki içiyor diyorlar ya. Sizce bunun üstüne herhangi bir laf söylenebilir mi? ve 11 yaşındalar, bilgileri tam tabi ki. Kendi kendime devam ettim, kafamda büyütmem gerekiyor ya. Nefretimi arttırdım. Ders kitaplarından resimlerini yırttım, 10 Kasım'da Saygı Duruşu esnasında sınıfta saklandım, hiçbir İnkılap dersini dinlemedim ve Atatürk'ü seven tüm insanlarla aramı açtım. Düşünebiliyor musunuz? Ne kadar korkunç, her şeyden önce insanlara herhangi bir saygım yok. 13 yaşındaydım. İnternette geziniyor, kendimce zaman geçiriyor, Youtube yorumlarında gelene geçene salça oluyordum. Anlayacağınız tam bir ergen primatı. Önüme şu bilgi düştü: Atatürk 3997 kitap okumuş ve bu kitaplar arasında en sevdiği kitap Çalıkuşu. O kadar çok seviyormuş ki, cephede o kadar insan savaşırken gece yarısı kalan az vaktini bu kitaba adayacak kadar. Tabi ki inanmadım, 3997 kitap okuyan bir insan mı? Üstelik
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,4bin okunma
Başöğretmen Muhammed Sallallahu Aleyhi Veselem
10/10
·283 syf.··
2025 20. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2025 00:51
Başta eğitimciler olmak üzere herkesin faydalanabileceği güzel bir eser. Peygamber Efendimiz'in tebliğ ve eğitim metodları sade, anlaşılır bir üslup kullanarak anlatılmış. Yer yer tekrara düşülmüş gibi görülsede anlatılmak istenilen konunun detaylandırılması ve anlaşılması için güzel olmuş. Eğitimin belli bir zaman ve mekana bağlı kalmadan her an yapılabileceğini, bir eğitimcide olması gereken vasıfların neler olabileceğini örnek olaylar eşliğinde kısa açıklamalarla okura sunuyor.
1000k
Başöğretmen MuhammedFadl İlahi · Tevhid ve Sünnet Yayınevi · 201630 okunma
Reklam
Reklam