Bir millet, serbest girişim ile özel inisiyatif ruhunun önüne ne kadar az engel koyarsa o kadar fazla zengin olur. Amerikalılar, diğer bütün ülkelerin sakinlerinden daha zengindir, zira onların hükümeti, iş alemine mani olan politikaları, dünyanın diğer bölgelerindeki hükümetlere göre, oldukça geç bir dönemde devreye sokmaya başlamıştır.
Zorbalığın egemen olduğu Rusya’da insanların özgürlük ve onuru konusunda ilerleme sağlanacağına kim büyük umutlarla inanabilir? Marx ve Engels Komünist Manifesto'da şöyle yazarlar: “Emekçilerin zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyleri yoktur. Ama kazanacakları bir dünya vardır.” Bugün Sovyetler Birliği’ndeki emekçilerin zincirlerinin Birleşik Devletler’deki ya da İngiltere’deki veya Fransa’daki ya da Almanya’daki veya herhangi bir Batılı ülkedeki emekçilerin zincirlerinden daha zayıf olduğunu kim ileri sürebilir?
Bizzat Lenin ve onun yoldaş suikastçılarının pek çoğu, hiçbir zaman, piyasa ekonomisinin işleyişi hakkında herhangi bir şey öğrenmedi ve hiç bir zaman da öğrenmek istemedi. Onların kapitalizm hakkında bildikleri her şey, Marx’ın onu bütün belâların en kötüsü olarak betimlemesinden ibaretti. Onların kazançlarının tek kaynağı, gönüllü ve çoğu zaman da gönülsüz -gasp edilmiş- katkılar ve bağışlar ile şiddet yoluyla yapılan “kamulaştırmalar” tarafından beslenen parti fonlarıydı.
Piyasa ekonomisinde hiç kimse, bazı insanlar zengin olduğu için ihtiyaç içinde değildir. Zenginlerin servetleri, herhangi bir kimsenin yoksulluğunun sebebi değildir.