Dilerim Allahtan, bana senelerdir oradaki hayatı için döktürdüğü gözyaşlarının bedelini en ağır şekilde öder. Dilerim artık mutluluk sırası bende acı sırası onlardadır, gör Allahım. Hep benden çok daha degerli olan tatilleri de misafirleri de yerin dibine batsın. Yazıklar olsun.
Sorsan bana benden yakındır şimdi neden uzaktasın hayal kurup hep inandırdın YALANIN BATSIN YALANCISIN ✨🖕🏼
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Ben bir Ayten'dir tutturmuşum oh ne iyi Ayten'li içkiler içip sarhoş oluyorum ne güzel Hoşuma gitmiyorsa rengi denizlerin Biraz Ayten sürüyorum güzelleşiyor Şarkılar söylüyorum Şiirler yazıyorum Ayten üstüne Saatim her zaman Ayten'e beş var Ya da Ayten'i beş geçiyor Ne yana baksam gördüğüm o Gözümü yumsam aklımdan Ayten geçiyor Bana sorarsanız mevsimlerden Aytendeyiz Günlerden Aytenertesidir Odur gün gün beni yaşatan Onun kokusu sarmıştır sokakları Onun gözleridir şafakta gördüğüm Akşam kızıllığında onun dudakları Ben Ayten'i düşünürüm, üşümem Üç kere adını tekrarlarım, karnım doyar Parasızlık da bir şey mi Ölüm bile kötü değil Aytensizlik kadar Ona uğramayan gemiler batsın Ondan geçmeyen trenler devrilsin Onu sevmeyen yürek taş kesilsin Kapansın onu görmeyen gözler Onu övmeyen diller kurusun İki kere iki dört elde var Ayten
"Yere batsın aşkı da sevdası da be!"
Yerebatan Sarnıcı
MS 526 yılının sıcak bir yaz gününde imparator Justinianus villasının teras katında bacaklarını İstanbul boğazından esen serin rüzgara doğru açmış taşaklarını lodosa üfeletirken, dönemin mimarının “efendim şu sarnıç projesi için ödenek çıkarmadınız, inşaat bekliyor” deyince; imparator da entarisinin eteğini sıyırıp “yere batsın sarnıcınız amk bu neymiş ya tamam gidin yapın napıyorsanız” demiş ve Yerebatan Sarnıcı’nın inşaasını resmen başlatmıştır. İnşaat 527 yılında tamamlanmıştır.
Hukuk devleti!
6 yaşındaki bir sabiye göz koyan sapığı "hasta" bahanesiyle sokağa salan bu çürük düzenin ta içine tüküreyim! Söz bitti , lafın hükmü falan kalmadı! Ortada işleyen bir sistem falan yok; devletiyle, yargısıyla, toplumuyla üstümüze çöken organize bir kötülük çetesi var! Adalet sarayıymış… Oralar ancak kravatlı yamyamların sapıkları akladığı, garibanı ezdiği devasa birer mezbaha! Sokakta hakkını arayanı, "geçinemiyorum" diyeni anında yaka paça zindana tıkan o satılık teraziniz, iş tarikat şeyhlerine, çocuk tecavüzcülerine gelince aniden "insan hakları" diye zırlamaya başlıyor. Bu karar falan değil ulan; bu, cübbesini güçlünün önünde ilikleyenlerin tecavüzü resmen meşrulaştırmasıdır! Sizin hukukunuz sadece zengini, yobazı ve sistemi yalamayı bilenleri korumak için var!Kendi çocuğunu koruyamayan, korumak işine gelmeyen devlete devlet mi denir? Buna düpedüz suç örgütü denir! Meydanlara çıkıp "kutsal aile" masalları diye böğürenler, arka kapılarda o karanlık tarikatların, cemaatlerin ağlarına, oylarına tapıyor. Sırf o koltuklarda üç beş gün daha oturabilmek için 6 yaşındaki bir çocuğun paramparça edilen hayatını o yobaz sürüsüne peşkeş çekiyorlar. İktidar denen aygıt, kendi arka bahçesindeki bu lağımı temizlemek yerine tecavüzcünün sırtını sıvazlıyor. Sizin o siyasi bekanız yerin dibine batsın!
Alıntı