Günaydın. Dostoyevski, "Duvarı yıkacak gücüm yoksa, onu yıkmak için kendimi paralayacak halim yok tabii ki." der ve ekler: "Fakat önümde duvar var diye ona boyun eğecek de değilim." Ben ne yapabilirim ki dememeli sevgili okur. Çocukların öldüğü bir dünyada duvarlara boyun eğmemeli. Var olun.
--> Dostoyevski - Karamazov Kardeşler Çevirmen: Nihal Yalaza Taluy, Türkiye İş Bankası Yayınları, s.420-422 --
Başkasına yargıçlık etmeye hakkın olmadığını asla unutma. Çünkü suçluyu yargılayan yargıç, kendisinin de karşısında duran kadar suçlu olduğunu, o adamın işlediği suçta belki herkesten çok sorumlu bulunduğunu bilmelidir. Saçma görünmekle beraber gerçektir bu. Çünkü ben doğru bir insan olmuş olsam karşıma bir suçlu çıkmayacaktı belki. Yargıladığın suçlunun suçunu üzerine alabilirsen hemen al, ıstırabını kabullen, onu azarlamadan salıver gitsin. Hatta yargılamak yetkisini kanun yoluyla kazanmışsan bile elinden geldiği kadar böyle hareket etmeye çalış, çünkü mahkemeden çıkınca o kendi kendini yargıçlardan daha üstün bir titizlikle suçlayacaktır. İyiliğine kulak asmaz, sizinle alay ederse, buna da kızma, doğruyu anlamasının henüz vakti gelmemiş demektir, ama bir gün anlayacaktır nasılsa... Hiç anlamazsa, onun yerine başkası anlayacak, ıstırap duyacak, kendi kendini hem ayıplayıp, hem suçlayacak, böylece hak yerini bulacaktır. En ufak bir kuşkuya düşmeden inan buna, ermişlerin umudu, inancı buna dayanır. Çalışmaktan bıkkınlık duyma. Gece uykuya dalmadan önce, “Gerekeni yapmadım" düşüncesi aklına gelirse hemen kalk ve yap. Çevrendeki insanlar kötü, duygusuz oldukları için seni dinlemek istemezlerse, ayaklarına kapan, af dile, çünkü kendini dinletememenin suçu aslında şenindir. Kalbi haşin olanlarla konuşamazsan, asla umudunu kaybetmeden, sessizce, alçakgönüllülükle