Yazarın 20 yıl boyunca titizlikle yaptığı araştırmalar sonucu sayısız röportaj ve mektubun da olduğu harika bir kitap. Okumadan önce konu hakkında altyapınızın olmasını tavsiye ederim yoksa terimler ve isimler karışabilir.
Nasyonal Sosyalist görüşleri benimseyen, her an ölmeye hazır, gözü pek ve zeki bir SS subayı Peiper'ın hikayesi olsa da bu kitap sadece Peiper değil Himmler, SS, Hitler ve daha birçok kişi ve konu hakkında da detaylı şekilde bahsedilmiş içi bilgi dolu bir kitap. Çevirisini çok iyi şekilde yapan Ali Kaan Cerit'e de kitabı dilimize kazandırdığı için çok teşekkürler.
Genç yaşında SS'e katılan Joachim Peiper fiziksel özellikleriyle direkt Himmler'in dikkatini çeker. Zira kendisi Himmler'in aradığı "Cermen ırk" tanımına uymaktadır. Savaş başladığında bir Leibstandarte subayı olsa da Himmler'in emir subaylığını yapmaktadır. Gittiği her iş gezisinde Himmler'in bir adım arkasındadır. Barbarossa Harekatından dahi Peiper'ın aylar öncesinden haberi olur. Himmler'in o kadar yakınındaki bir isimdir yani. Barbarossa'nın da başlamasıyla kendi isteğiyle cepheye gider. Birçok muharebede bulunur. Fakat bu muharebeler sırasında şaibeli birçok olaya da karışır. Peiper'in komutasındaki birlikler 1943'te doğu cephesinde "Pürmüz Taburu" lakabını bile alır çünkü tabur Peiper'ın emriyle sivil bir köyü yakıp sakinlerini de infaz eder. Adını daha çok Malmedy Katliamın'da duyarız Peiper'ın. Acaba gerçekten Malmedy suçlusu mudur?
Savaş sonrası mahkemede verdiği ifadeler, hapiste geçen 11 yıl, hapis sonrası hayatı, savaş sonrası Alman halkının SS'lere değişen bakış açısı, sadece Peiper değil birçok SS mensubunun da bu kaderi yaşadığını düşünürsek bunlar sadece onun değil birçok eski askerin hayatının da savaş sonrası nasıl şekillendiğini gösteriyor. Leibstandarte anılarının