Ama iyi bir resim çıkardı mı hiç olmazsa on beş gün ortalık günlük güneşlik. Elektrikler yanıyor, sular akıyor, odalar sıcak, marketten yolun içine park edilen arabaya taşıdığı torbalar dolusu erzak ağır değil, televizyon jilet gibi, saçları kanarya sarısına boyalı şişman karıların arasında bile güzeller var, dostlara güvenebilirsin, kapılar pencereler saat gibi, kolayca aç kapa, anahtar dönüyor yuvasında, bakkalın tırnakları temiz, kaldırımda piyasaya çık yürü, kadın erkek bir arada, her nesnenin Türkçe bir adı var, yağlıboya, akrilik, fırça, resim kâğıdı, tuval istediğin kadar. Bolluk.
Bir bildiğin salonunu düşünüyor. Çerçeve, geniş kenarlı, büyük ve yaldızlı oldu mu içindeki resme bakan yok. Kitapçı dükkânlarında sergilenen tabelacı işi salkım söğütlü yağlıboya manzaraları, o korkunç resimleri nasıl asarlar evlerine! Batılıya benzer yaşamak Amerikalı gibi yulaf unu yemek sabah kahvaltısında, resim asmış olmak duvara, güzelliğine çirkinliğine bakmadan kimin nesi neyin nesi olduğunu düşünmeden, neyi çözümler! Kadife şilteleri taşkın, yanları hasır kanepeler, isterse İtalya'dan getirtilmiş olsun, sadece azgelişmiş olduğunuzu gös-terir sizin. Öte yaka insanları. Boklar. Kuş kafesi gibi köşkleri, yalıları yapan sanki biz değiliz. Edirne işi yer sedirinden ayağa kalktık, üslupsuz koltuklara çöreklendik, hiç olmazsa ayaklarımız Bünyan, Hereke, Yağcıbedir halılarına basıyordu. Şimdi arkaları düz muşamba makine işi halıları çiğniyoruz. Fatih'in Bursa'daki konağı Topkapı Sarayı'na uğradıktan sonra Dolmabahçe'ye nasıl dönüştü!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!