PESSOA VE HUZURSUZUĞUN KİTABI ÜZERİNE
Puan vermedi·680 syf.··
2021 86. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2021 22:33
Peki, kim kurtaracak beni var olmaktan? Ne ölümdür istediğim ne de hayat.* 13 Haziran 1888 saat 15.20'de, Largo de S. Carlos'ta, 4 numaralı evin soldan dördüncü katında, aynı zamanda müzik eleştirmenliği de yapan adalet bakanlığı görevlisi Joaquim de Seabra Pessoa ile Maria Madalena Xavier Pinheiro Nogueria'nın ilk çocuğu Fernando Antonio Nogueira Pessoa dünyaya gelir. 1893 yılının Ocak ayında da kardeşi doğar, 13 Temmuz'da da veremli babası kırk üç yaşında ölür. 2 Ocak 1894'te kardeşi Jorge, daha bir yaşını dolduramadan, ölür. Annesi komutan Joao Miguel Rosa ile tanışır ve bir yıl sonra evlenirler (Pessoa da Huzursuzluğun Kitabı'nda buna hafifçe değinir). 26 Temmuz 1895'te Pessoa, çocuksu bir dörtlük olan ilk şiirini yazar: A minha querida mama (Canım annem). 6 Ocak 1896'da Fernando ve annesi Durban'a giderler ve Fernando, İrlandalı rahibelere bağlı Kutsal Aile manastır okuluna gider. İlköğrenimini burada tamamlar ve ilk komünyonu da burada yapılır. 1899 yılının Nisan ayında Durban Lisesi'ne girer. Fernando'nun edebiyatla tanışmasında, özellikle Latin klasiklerini ve İngiliz edebiyatını tanımasında lise müdürü önemli bir rol oynar. 1902 Mayıs'ında Portekizce ilk gençlik şiirini yazar: Quando ela passa (O geçtiğinde). Fernando Güney Afrika'ya tek başına, Alman ''Herzog'' gemisiyle döner. Durban Ticaret Lisesi'ne kaydolur. Geceleri buradaki derslerini izlerken, gündüzleri de Cape of Good Hope Üniversitesi'nin giriş sınavına hazırlanır, İngilizce romanlar yazmayı dener. Günlüğü okuduğu yazarlar hakkında fikir verir: Shakespeare, Shelley, Keats, Byron, Espronceda, Voltaire, Moliére, Tolstoy, Aristoteles, Lombrosso. ''O Palrador'' adlı bir dergi kaleme almayı tasarlar ve başlar. Dergiye Fernando'nun yarattığı on beş Portekizli ve İngiliz ''yazar'' katılır. Cape of Good
Edebiyat
Huzursuzluğun KitabıFernando Pessoa · Can Yayınları · 202514,5bin okunma
6/10
·280 syf.··
2018 12. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 08 Kasım 2018 17:30
Editör; yani bir nevi yazar ve okur arasındaki aracı kişi. Samuel Riba da bir editör; parlak bir geçmişe sahip ancak altmışına geldiği için yavaş yavaş düşüşe geçmiş. Otuz yıl bağımsız yayıncılık yapmış. Kendi yayın evini büyütmüş, geliştirmiş, sonunda da batırmadan kapatmış. Hayattaki en büyük pişmanlığı “henüz kimselerin tanımadığı, ancak zamanla dahi bir yazar olarak anılacak bir yazar keşfedemeden editörlüğü bırakmak”. Hikikimori Japonlardan miras kalan teknolojik bir rahatsızlık olarak bilinir. Anlamı internet ve sosyal medyanın pençesinde tüm zamanını neredeyse ekran başında geçiren kişileri işaret eder. Riba da gününün tamamını evde, internet başında geçirmektedir. Anne babasına yaptığı çarşamba ziyaretleri dışında evden çıkmaz. Eski dostlarıyla görüşmez. İçkiyi bırakmış olması, onu dış dünyadan adeta soyutlamıştır. Riba, eskiden sık sık yurt dışına çıkıp panellere katılırken son Lyon seyahatinde 24 saat otel odasından çıkmayıp geri döner ve artık bu seyahatlerden de zevk almamaya başlar. Anne babası onun başarı hikayelerinin devamını duymak isteyecekleri için onlara Dublin'e gideceği yalanını uydurur. Dublin, onun, çok etkilendiği eski bir rüyasının geçtiği şehirdir. Hayatının bu evresinde onu heyecanlandıran tek olay Bloomsday'de Dublin'de gerçekleşmektedir. Edebiyatın bu görkemli karnavalını canlı görmek isteğini yerine getirmek için bir ay öncesinden planlara başlar. Romanın üç ayrı bölümü Mayıs, Haziran ve Temmuz başlıklarını alır. Bloomsday ise 16 Haziran’dadır. Bu arada Bloomsday'e değinelim... 16 Haziran günü, Ulysses'in baş kişisi Leopold Bloom'un günüymüş. Çünkü kitabın konusu tek bir günde geçmekte olup o da 16 Haziran 1904 Perşembe gününü imiş. Kitabın yazarı James Joyce içinse bu gün, eşi "Nora'yla ilk kez çıkıp sevgili oldukları gün"ün tarihi
DublineskEnrique Vila-Matas · İthaki Yayınları · 201628 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bay Lear
6/10
·212 syf.··
Beğendi
·
2008 1. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 02 Ocak 2008 15:13
Oktay Rıfat Bay Lear'ı şöyle anlatıyor; "Bay Lear yeni anlamıyla gerçekçi bir romandır. Kişiler düşünen varlıklar olarak ele alınmakta, anlatılmakta, gösterilmektedir. İki tür düşünce, biri sözcüklerle gelişen düşünce, öteki olaylarla nesnelerle kurulan düşünce, başka bir deyimle iç monolog ve düş, özellikle uyanıkken görülen düş kitabın başlıca konusudur. Kimi yazarlar iç monoloğu bir zemberek boşanması gibi ele alıyorlar. Oysa iç monolog belirli koşullara, dış olaylara, bu olaylarla ilgili çağrışımlara bağlı olarak gelişir... " "Bay Lear Oktay Rifat'ın , 1982 yılında yayımlanan üçüncü romanıdır. Şu an Yapı Kredi Yayınları tarafından yeni baskıları bulunmaktadır. Oktay Rıfat şiirlerinde gösterdiği başarıyı daha sonra romanlarında da göstermiştir.
1000Kitap
Bay LearOktay Rifat · Adam Yayınları · 198229 okunma
Muhteşem eserlere öncü bir akım olarak: İkinci Yeni..
8/10
·208 syf.··
2020 84. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 29 Aralık 2020 23:52
Kalıp ve anlayışlardan ayrılmak, yalnızca söyleyiş güzelliğini baz almak gerektiğini savunan, muhteşem olduğunu düşündüğümüz bir çok şiirde etkilerini görebileceğimiz İkinci Yeni adlı şiir akımının üç büyük ustası; Orhan Veli Kanık, Melih Cevdet Anday ve Oktay Rifat olarak geçer. Aslen şâirliğiyle ön planda olmuş bir sanatçı 1914 Trabzon doğumlu Oktay Rifat. Roman olarak kaleme aldığı yalnızca üç eser bulunmakta; -Bir kadının penceresinden -Bay Lear -Danaburnu. Eser, dönemin İstanbul’unda geçen, yokluk içerisinde bambaşka yollara savrulan, yer yer birbiriyle kesişen, birbirine dolanan, sonra çözülüp bir süre durulan, bir sonraki kasırgayı endişeyle bekleyen, aldığı yaraları sarmak için acele eden hayatların hikayesini kaleme alıyor. Yazarın kaleminin şiirselliğine laf yok. Kelimeler birbiriyle dans ediyor, bir tuvalin üzerindeki boyaların birbirinin içinde eriyip yeni tonlara kavuşması gibi deviniyor âdeta. Yazarın doğa betimlemeleri beni benden aldı diyebilirim. Bazı satırları okurken güneşin ısısını yüzümde hissettim, bazı satırlarda yağmur sesi kulaklarımda. Uzun zamandır okumak istediğim bir kalemdi, sırası gelmişti demek. Tercihimi romanlarından biriyle başlamaktan yana kullandım. Pişman etmedi Oktay Rifat beni. Şiirleri de güzeldir. Düzenli aralıklarla açıp bir kaç satır okunması kalbe iyi gelir. ‘Sen gelince bir mutluluk ülkesiyim, Cıvıl cıvıl; Az gelişmiş toplum gibi, sen gidince, Boynum bükük.’ İyi okumalar dilerim.
Edebiyat
DanaburnuOktay Rifat · Yapı Kredi Yayınları · 200880 okunma
10/10
·190 syf.··
Beğendi
·
2017 571. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2017 22:24
Felsefesine hayran olduğum Bay Shakespeare'in yine trajik ve fakat yine harikulade bir oyununu okudum. Kral Lear bizden biri, öyle ki içteki sevgiye değil dildeki sevgiye inanıyor. Hangi çağda yaşarsak yaşayalım, insanoğlunun laneti bu; sevilme hastalığı. İki gram fazla sevilelim diye girmediğimiz şekil mi kalıyor? Kral Lear ülkesini pay etti "sevgilerinin boyutunu söyleyen" kızları arasında, peki sonuçta ne oldu dersiniz? Her zaman olduğu gibi başta kenara itilen "dıştan gösterilemeyen, içten sevgi"nin ayaklarına kapanıldı. Peki bu kapaklanma yetti mi her şeyi düzeltmeye? Hadi onu da okuyup öğrenin. Yıldızlı tavsiyemdir. =)
Edebiyat
Kral LearWilliam Shakespeare · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,4bin okunma