Bu söz üzerine, kemiği çekerek koparmak! Galiba hayatın en gerçekçi mutluluklarından biriydi. Sorarım size, büyük bir mutluluk değil mi bu küçük mutluluk? Ucuz bir pansiyonda duş yapmak, düşen düğmenizi tekrar dikmek, ayaklarınızı serin bir denize sokmak. Bir zamanlar yaptığın o kağıttam gemiyi düşünmek. Büyük bir mutluluk değil midir bunlar ? Önemli mevkileriniz, duyu organlarınız bunlara engel mi ? Kafamızı derleyip toparlamamız gerekirken, evimiz derli toplu görünsün diye raflar satın alıyoruz,sonra kendi beynimiz ürün yerine geçiyor. Asıl aradığımız şey "özgürlük" ama bunların en ucu küçük şeylerin hayata yansımasıyla başlar,düz ve komin yaşam varken en zor yaşamı seçiyoruz. Yalnızlık ve bağımsızlık gereksinimi de buradan kaynaklanıyor. İnsan mutluluğu beyninde değil, köşelerde arıyor. Yüksek mutlulukları değil, size yaşama direnci veren o küçük mutlulukları düşünmeli. Ömrünün en mutlu döneminden faydalanmazsan, hayat tarlan hep çorak kalır. Küçük şeylere gülümsemeyi öğrenmeli