Gerçeğin farkında olmayan bir çocuğun korkuları onu nasıl yerine mihlarsa, kanatlarını açmayan kuşlar da öyle kalakalırlar. Kanatlar çırpılmadıkça işe yaramaz, hatta zamanla bacaklara yük olmaya başlar. Sürekli “bana yazık oldu” diye düşünen insanlar da böyledir. Oysa psikoloji bize şunu söyler: Çırpınmadan uçmaya çalışmak, konfor alanından çıkmadan ilerlemeyi ummak boş bir hayaldir. Varaka b. Nevfel’in Efendimiz’e yolun başında söylediği şu söz bunu çok açık gösterir: “Evet, senin getirdiğini getiren hiçbir peygamber yoktur ki düşmanlığa uğramasın ve yurdundan çıkarılmasın.” Yani kanatlarını açıp uçmaya niyet edenin, peygamber olsa bile bedel ödemeden yükselebilmesi mümkün değildir.
Bazıları bunu ahmaklık olarak görse de bize düşen, ahlâkımızı piyasalara uydurmak değil; piyasalara rağmen ilahî ilkelere sadık kalmaktır. Kendine yazık edenler, ancak bunu yapamayanlardır.
Hikâyelerin kahramanları bazı sahnelerde “işim bitti” diye düşünebilir; ama bir sonraki sahnede Anka olup Kaf Dağı’na konabilir veya kurbağalar prense dönüşebilir. Sakın bunu boş bir hayal sanmayın. Çünkü renklerin, yolların ve yazgının sahibi; kötülükte ısrar edenler dışında herkese iyi bir son yazmaya kararlıdır.
“En büyük zannedilen gamları unutturacak gamlar vardır; Allah bir lahza içinde mağlupları galip, mahzunları memnun eder. Bazen de bir acıyı unutturmak için yeni acılar verir.”