İlk kez sabah ezanı okunmuyordu.
Ne imam, ne de müezzinden ses yoktu.
6 Şubat K. Maraş depremini bizzatî yaşamış biri olarak söylemeliyim ki bu kitabı gözlerim dolu dolu okudum. İçerisinde bu küçük kıyameti yaşamış -göçük altında kalmış- kişilerle, bu depreme şahit olmuş, kurtarma ekibine katılmış kişilerin o güne dair dehşet verici gerçek öykülerinin kendi ağızlarından anlatımı yer almakta. Ben bu kadar etkisi altında kalacağımı düşünmüyordum fakat depremi de yaşayanlardan biri olmam dolayısıyla beni o güne geri götürdü.
"Derin bir sessizlik, derin bir karanlık vardı.
Göçük Altında sarılarak ölenler, zifiri karanlıkta, buz gibi soğukta saatlerce hareketsiz, aç susuz kalanlar, bayılanlar, intihar etmeyi düşünenler, sesini duyurmaya çalışanlar, aklını yitirenler ve bunlar gibi birçok çaresizliklere, insanlık dramlarına şahit olacaksınız.
"Başa dönmek gerekiyor. Yüksek apartmanlarda oturmadığımız yeni bir yaşam kırmak."
Bütün sevdiklerini kaybetmek, yanı başında ailesinden birinin ölüsüyle Göçük Altında kalmak ne demek bilir misiniz? Bilemezsiniz ve umarım hiçbiriniz de böyle bir şeyi bilmek zorunda kalmazsınız. Ama bir yandan da artık ülkemizin bu gerçeği kabullenip bu doğrultuda ne yapılması, hangi adımların atılması gerekiyorsa yapmalıdır. İnsanlar bilinçlendirilmeli ve binalar deprem yönetmeliğine %100 uygun olarak imar edilmelidir. İnşaatların yapımı kasap, bakkal değil mühendis ve mimarlara teslim edilmelidir. Malzeme çalarak, insanların hayatını, geleceğini çalan bütün vicdansızlar en ağır cezayı almalıdır.
Lütfen deprem konusunda duyarsız olmayın!
Benim başıma gelmez demeyin!
Geliyor ve görünen o ki gelecekte. Önemli olan hazırlıklı ve bilinçli olabilmek.
İyi şeyleri kendinden kötü şeyleri Allah'tan bilen Depremi bile siyaset malzemesi yapan SÖZDE SİYASETÇİ'lerde