hayalcinin tam bir tarifini vermek gerekirse, insandan çok, ana kademede bir yaratık demek yerinde olur. oturmak için çoğu zaman cehennemin bucağındaki yerleri seçer. gündüz ışığından kaçmak istiyormuş gibi, oralara sığınır. bir köşeye yerleşince de sümüklü böceğin duvara yapışması gibi ayrılmak bilmez. evciğiyle birlikte yaşayan kaplumbağaya benzer.
"şu göğün altında çeşit çeşit hırçının, huysuzun bulunması mümkün mü?" diye sormaktan kendini alamıyordu. bu soru da salt genç işi, burcu burcu gençlik kokan bir sorudur aziz okuyucum.
tanrı bu sorunun sizin aklınıza da sık sık gelmesini nasip etsin.