Reggie arkasını dönüp Vera´nın uyandığını ve yüzünde şaşkın bir ifade olduğunu fark etti.
"Sensin," dedi Vera, sanki Reggie´yi ilk kez görmüşçesine.
"Evet, anne. Benim." Reggie yatağın kenarına oturarak annesine gülümsedi.
"Buradasın," dedi Vera.
Reggie annesinin sol elini tutup okşadı. "Başka nerede olacağım ki?"
"Günaydın," dedi Reggie, annesine gülümseyip gözlerini ovuşturarak.
"O burada," dedi annesi ağlayarak. Gözleri kapana kısılmış bir fareninki gibi korku doluydu.
"Nerede?" diye sordu Reggie, anında ayılarak. Heyecandan derisi karıncalanmıştı.
"Yatağın altında."
"Burada bir şey yok, anne," dedi genç kadın, vücudunun gevşediğini hissederek.
Vera kahkahalar attı ve iğrenç, hırıltılı bir ses çıkarttı.
"Şeytan da böyle düşünmeni istiyor ya."
"Aman Tanrım" diye bağırdı Charlie, Reggie´yi gö
rünce. Şaşırmış, hatta biraz da korkmuş bir şekilde
bir adım geri attı.
Reggie karnına yumruk yemiş gibi hissetti. "Saçımı kestirmem gerektiğini söylemiştin," dedi ezik bir şekilde.
"Kestir dedim, balta vur değil."
Sid yine aptal gibi güldü.
"Bence çok güzel olmuş," dedi Tara külahının kenarını yalayarak.
"Bir peri gibi görünüyor!"
"Seni yalnızca tek bir şey kurtarabilir."
Ne?" diye sordu Charlie gergin bir şekilde. Tara bunu istediği yöne çekebilirdi.
"Reggie´yi öpmen gerekiyor. Panzehir onun dudaklarında..."