Onun sevgisini kıskanıyordu, sevgisini hissetmeyi artık umut edemese de.Ondan haber almak istiyordu, ona ulaşmanın hiçbir imkânı olmadığı halde.Onunla mutlu olabileceğine inanıyordu, artık bir araya gelmeleri imkânsız göründüğü halde.
Ama hepsinden çok, saygı ve güvenden çok, Elizabeth’in içinde göz ardı edemeyeceği bir iyi niyet duygusu vardı.Minnettarlıktı bu… Onu bir kez sevdiği için minnettarlık değil sadece, ama onu reddetme tarzındakı tüm kabalığı ve huysuzluğu ve bunlara eşlik eden tüm haksız suçlamaları affedecek kadar sevdiği için minnettarlık.
Gerçekten sevdiğim pek az insan var; hele saygı duyduğum daha az insan var. Dünyayı tanıdıkça hoşnutsuzluğum daha da artıyor; her geçen gün insan karakterinin tutarsızlığına ve akıllı, duygulu görünenlere bile güvenilmeyeceğine olan inancım güçleniyor.