Nana

Reklam
Doğan yalnızlığın merasimi
Bir kimse kendi mevlid gününde mevti temenni etmemeli; her sene tekrar tekrar kendini yetim ve kimsesiz, bir sokak köpeği misali sahipsiz addetmemeli. Her sene mi nisyan mumları yanar? İnsan, yaş aldıkça mı terk olunur sevdikleri tarafından; yoksa evvelden unutulmuş da o büyük gün gelip çattığında mı idrak olunur hakikat? Evvelce günleri iştiyakla sayarken, şimdi “Bu sene kaç kişi hatırlayacak?” diye mi kemirir kendi özünü? Kulaktan dolma haberlerle, riyakârane kutlanan; samimiyetten yoksun birkaç kelâma mı minnet duyar insan? Hâlbuki doğmuştur artık — ister murad etsin, isterse dertlensin. Kutlansa da kutlanmasa da devran geriye dönmez. Denilmiştir ki: İnsan yılda bir kez kan ağlarmış; vuslatı en çok arzuladığı günde, en sevdikleri tarafından kenara atıldığında… yahut gözü dahi görülmek istenmediğinde. Ve işte o vakit kalbi de hicranla kan ağlarmış. Bir mumun alevi nasıl ki zulmete mağlup düşerse, insanın kalbi de nisyanla sönermiş; o an kalp, sessiz bir cenaze gibi kendi içine kapanırmış.
Şiir
Doğan yalnızlığın merasimi
Bir kimse kendi mevlid gününde mevti temenni etmemeli; her sene tekrar tekrar kendini yetim ve kimsesiz, bir sokak köpeği misali sahipsiz addetmemeli. Her sene mi nisyan mumları yanar? İnsan, yaş aldıkça mı terk olunur sevdikleri tarafından; yoksa evvelden unutulmuş da o büyük gün gelip çattığında mı idrak olunur hakikat? Evvelce günleri iştiyakla sayarken, şimdi “Bu sene kaç kişi hatırlayacak?” diye mi kemirir kendi özünü? Kulaktan dolma haberlerle, riyakârane kutlanan; samimiyetten yoksun birkaç kelâma mı minnet duyar insan? Hâlbuki doğmuştur artık — ister murad etsin, isterse dertlensin. Kutlansa da kutlanmasa da devran geriye dönmez. Denilmiştir ki: İnsan yılda bir kez kan ağlarmış; vuslatı en çok arzuladığı günde, en sevdikleri tarafından kenara atıldığında… yahut gözü dahi görülmek istenmediğinde. Ve işte o vakit kalbi de hicranla kan ağlarmış. Bir mumun alevi nasıl ki zulmete mağlup düşerse, insanın kalbi de nisyanla sönermiş; o an kalp, sessiz bir cenaze gibi kendi içine kapanırmış.
Şiir
Doğan yalnızlığın merasimi
Bir kimse kendi mevlid gününde mevti temenni etmemeli; her sene tekrar tekrar kendini yetim ve kimsesiz, bir sokak köpeği misali sahipsiz addetmemeli. Her sene mi nisyan mumları yanar? İnsan, yaş aldıkça mı terk olunur sevdikleri tarafından; yoksa evvelden unutulmuş da o büyük gün gelip çattığında mı idrak olunur hakikat? Evvelce günleri iştiyakla sayarken, şimdi “Bu sene kaç kişi hatırlayacak?” diye mi kemirir kendi özünü? Kulaktan dolma haberlerle, riyakârane kutlanan; samimiyetten yoksun birkaç kelâma mı minnet duyar insan? Hâlbuki doğmuştur artık — ister murad etsin, isterse dertlensin. Kutlansa da kutlanmasa da devran geriye dönmez. Denilmiştir ki: İnsan yılda bir kez kan ağlarmış; vuslatı en çok arzuladığı günde, en sevdikleri tarafından kenara atıldığında… yahut gözü dahi görülmek istenmediğinde. Ve işte o vakit kalbi de hicranla kan ağlarmış. Bir mumun alevi nasıl ki zulmete mağlup düşerse, insanın kalbi de nisyanla sönermiş; o an kalp, sessiz bir cenaze gibi kendi içine kapanırmış.
Şiir
Kaosu aşk sanmaktan vazgeç
Kaosu aşk sanmaktan vazgeç. Çünkü aşk, ne fırtına ne kaçıştır. İnsanın özlemi gizlenmek değil, görünür olmaktır, onuruyla, varlığıyla, yarasıyla. Aşka yürürken kendine sırt çevirme, bir başkasında kendini ararken içindeki çocuğun elini bırakma. Etrafına bak. Uyan. Kırıp döktüklerini yerden topla. Yüreğini süpür, kalbini havalandır. Mama kaplarını doldur; bir kedinin hırıltısı bir köpeğin bakışı insanı tahmin ettiğinden fazla kurtarır. Çöplerini temizle, hem evinden hem zihninden. Aslında çok da karmaşık değil. Tabiatın bir parçası olduğunda matematiğe de felsefeye de ihtiyacın kalmaz. Kendi parçanı incitmemeyi öğrendiğinde içindeki o dalgalı okyanus bir anda karanlık bir uçurum olmaktan çıkar, ve belki ilk kez, yüzmeyi öğrenmeden bile orada kalabilmenin huzurunu duyarsın.
Reklam