Ben demeden konuşalım ne olur.
Çünkü açtım gözümü ki bir dertseverim ben daha yaşım on.
Oruç tutma yaşında anlamışım ekmek kadar dert yediğimi.
Ama aklı işte, yoksa kafada der neye yarar.
Oysa bilinmez mi bilinir, dert pişirir acı oldurur.
Ben nasıl da çiğ kalmışsam derdime rağmen.
“ İnanılmaz. Bin yaşında mı bu adam? Neyse, uyansın hele bir, bakarız, ” dedi. Gittiler. Tebessüm ettim. Gençler, ihtiyarların gördüklerini görmez, ama ihtiyarları görmemekle suçlar. Hep böyledir.
“İnsansın sen. Mümkün olamaz mı? Birşeye ulaşmak için yıllarca çaba sarfeder, ona ulaşınca değerini bilmezsiniz siz. Bu bazen mal mülktür bazen his, haldir bazen insan bazen de anıdır. Anıdır, yani hayatınızdır. Anı dediğin ne ki, anı dediğin yaşadığınızdır, yaşadığınız da hayatınızdır.”