Burak Değer

Burak Değer
@bdeger
Adrien, inan bana, kitapları yazanlar, yazdıkları için daha iyi olmuyorlar.» Adrien şaşakalmıştı. Kuşkulandı: «Kir Nicolas, beni aldatmıyorsun ya?» diye sordu. «İki gözüm üzerine yemin ederim ki, sözlerimde tek bir yalan yok!» «Peki ama, insanları sevmeyenler onlar için nasıl kitaplar yazar?» «Pek güzel yazarlar, bunu para için yapıyorlar ve...» «Kitap yazarak para kazanılır mı?» «Hem de pek çok, sonra bir şöhreti de var bunun...» «Ne şöhreti, yüreği soğuk ve kuru olan birinin şöhreti beş para etmez!»
Sayfa 88·Kitabı okudu
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Sevinçli bir sesle, mert adama, yanıtını verdi. «Yardımcın olmayı seve seve kabul ediyorum Kir Nicolas. Aslında ben bunu hep istedim, sonunda anamı da razı ettim, çünkü o senin beni dövmeyeceğini biliyor. Ancak bir isteğim olacak; arada bir okumama izin verirsin, değil mi?» «Elbette. Şimdiki gibi serbestçe okursun...» «Fakat söyle bana psychimou (ruhum) böyle sabahlardan akşamlara kadar okumanın ne yararı var sanki? Yoksa profesör olmak mı istersin?» «Yoo, hayır ama yalnız profesör olmak için okunmaz ki! Ben sadece sevdiğim için okuyorum, hepsi bu kadar.» «Evet ama okulu bitirdin?» «Evet, ama yalnızca ilkokulu. Oysa bu okuduklarımda, çok daha güzel şeyler buluyorum.» «Ya, öyle mi? Anlıyorum. Herhalde aşk ve maceralar olmalı?» Adrien itiraz etti: «Ben daha başka şeyleri yeğliyorum.» «Örneğin?..» «Yani daha ciddi yazılar demek istedim.» Kir Nicolas içini Çekti: «Ah poulak mou (civcivim)! Kitaplarda o kadar ciddi şey yoktur, bu daha çok gerçek yaşamda bulunur. Kitaplar mutlu yaşamak için gerekeni öğretmez ki, hem öğretse bıle neye yarar. Kımse okuduklarını uygulamaz ki.. » «Aldanıyorsun Kir Nicolas, kitaplarda güzel ve gerçek bulunur.» «Güzel ve gerçek, ha. Ama bu yaşamaya yetmez ki!» «Ama beni yaşatıyor ve mutlu kılıyor.» «Evet ama yoksulsun, yaşamını kazanman gerek.»
Sayfa 85·Kitabı okudu
Anam ve babam, gün boyu beni döverler ve beş para etmez şeyler çaldırırlardı. Limandan bir kese buğday ya da komşulardan bir tavuk. Karşı koyacak olsam yine dayak yerdim. Bana çok çirkin olduğumu söylerler, bu kusuru durmadan başıma kakarlardı. Bir hamileye çocuğunu düşürtecek kadar korkunç suratlı olduğumu yinelerlerdi. Sokakta mahalle çocukları beni aynı şekilde okşarlardı. Ama pek uzun sürmedi. On dört yaşına bastığımda ben de bana karşı gelenleri kendi yöntemlerime göre, kimi zaman yumruklarımla, kimi zaman sopayla okşamaya koyuldum. İşte o zaman kanıma tüm dünyanın yılanlarının zehri karıştı. Kanım döndü. Bana çirkin diyenlerin kemiklerini kırıyordum. Hatırladığıma göre, babam benim elimin altında dayaktan öldü.
Sayfa 45·Kitabı okudu
Birden başını ay ışığında simlenen göklere kaldırdı ve acı bir sesle: «Evet, dostum Adrien... Bir kankardeşi, bambaşka bir anlam taşımalı... Belki de henüz var olmayan bir anlam... Bir kankardeşi 'Kendisiyle var olan biri' bir başkasının gölgesi olamaz. O zaman onun çıkar gütmeyen sevgisi de, bizim için değer taşır. Çünkü bak, dinle kardeş, başkalarına hizmet ederek kendin sevdirmek zor değil. Ama bugün kendime şu soruyu soracak dir ruma geldim. Yalnızca kendisi olan biri, böyle şiddetli bir sevgi ile sevebilir mi?» Codine elini yüzüne götürdü, daha sonra bir sigara yaktı. Benim anlayıp anlayamayacağımı pek kestirememişti. Bunu bant kendisi açıkladı: «Bak, erkekler arasındaki ilişkileri, sana anlatmak isterim Belki duydun. On iki yıl önce bir cinayet işledim. Söğütlerin dibinde birini öldürdüm, 'Gutechete' kıyılarında... Ölesiye düşman olmadan önce birbirimizi sevmiştik... Daha doğrusu ben çok severdim onu...
Sayfa 44·Kitabı okudu
Birden, derin bir hayrete düştüm. Codine'in o bekleyen sefiller arasından en sıskalarını işaretleyerek yanına çağırdığını şaşkınlıkla gördüm. Codine ne yaptı etti, onları yeni kurulan ekiplere soktu. Ancak bütün bunları, o kadar vahşi bir yüz ifadesiyle yapıyordu ki, kalbimin sızladığını hissettim. Az sonra, birkaç işçiyi işe aldıran Codine, ıssız bir yerde yanıma sokuldu: «Evet, sevgili Adrien,» dedi. «Okula git, bu sabah gördüklerini öğretmenine anlatabilirsin. Burada on beş dakika içinde on yıllık ders gördün sayılır. Sen evrenin gerçek yüzünü burada görmüş oldun!» Benden ayrılmak istedi, ama ben onu bırakmak istemedim, elini yakaladım: «Codine sevinçli misin?» «Neden sevinçli olayım ki? «İyilik yaptığın için»