Şeytanı dinleyen bir nefis, kusurunu görmek istemez; görse de, yüz tevil ile tevil ettirir.
وَ عَيْنُ الرِّضَا عَنْ كُلِّ عَيْبٍ كَل۪يلَةٌ
sırrıyla: Nefsine nazar-ı rıza ile baktığı için ayıbını görmez.
Ayıbını görmediği için itiraf etmez, istiğfar etmez, istiaze etmez; şeytana maskara olur.
İman Hakikatları - 85
Nefsini ittiham eden, kusurunu görür.
Kusurunu itiraf eden, istiğfar eder.
İstiğfar eden, istiaze eder.
İstiaze eden, şeytanın şerrinden kurtulur.
Kusurunu görmemek o kusurdan daha büyük bir kusurdur.
Ve kusurunu itiraf etmemek, büyük bir noksanlıktır.
Ve kusurunu görse, o kusur kusurluktan çıkar; itiraf etse, afva müstehak olur.
İman Hakikatları - 85
Hadîsin rivayetlerinde vardır ki: Cenab-ı Hak nefse demiş ki: "Ben neyim, sen nesin?" Nefis demiş:
"Ben benim, sen sensin!"
Azab vermiş, Cehennem'e atmış, yine sormuş.
Yine demiş:
"Ene ene, ente ente."
Hangi nevi azabı vermiş, enaniyetten vazgeçmemiş.
Sonra açlık ile azab vermiş, yani aç bırakmış.
Yine sormuş:
"Men ene vema ente?"
Nefis demiş:
اَنْتَ رَبِّى الرَّح۪يمُ وَاَنَا عَبْدُكَ الْعَاجِزُ
Yani: "Sen benim Rabb-i Rahîm'imsin, ben senin âciz bir abdinim."
Ramazan - 19