Hastalığın insana dert değil, bır nevı ilaç oldugunu, Allah’tan geldiğini bilip kalp veya lısanıyla şükretmesinı sağlayan bir ilaç olduğunu, gafletten çıkarıp ahiretini düşündürüp ölümü tahattur ettirmenin kazancını anlatan ve ınsanın ruhuna ilaç olan çok faydalı bir kıtap.
Önceden hastalık geçiren ve ileride hasta olacak herkes bu kitabı okumalı ki hastalığın bir nimet olduğunu bilsinler.
Hastalar RisalesiBediüzzaman Said Nursî · Envar Neşriyat · 20102,602 okunma
Hastalar RisalesiBediüzzaman Said Nursî
Tabi benim için ilk defa olan bir okuma da değil, son defa da olan bir kitap değil zira Hastalar Risalesinin maddi ve manevî, bilhassa manevi ve ruhî birçok hâl ve hastalığa çare olduğuna inanıyorum. Ama bu kez ki okumam biraz vesileyle oldu malûm Leyle-i Miraç günü bende evde değilim, bulunduğum evde ise basılı 3 kitaptan biri Hastalar Risalesi bende e-kitap veya pdf okumak istemediğim için tekrar tekrar okunması gerektiğini düşündüğüm Hastalar Risalesini tekrar okudum. Birçok Risale-i Nur eserini okumuş olsam da her okumada farklı bir pencere açıldığını düşünüyorum :)
"Ey tahammülsüz dayanıksız hasta!
İnsan bu dünyaya keyif sürmek ve lezzet almak için gelmediğine, mütemadiyen gelenlerin gitmesi ve gençlerin ihtiyarlaşması ve mütemadiyen zeval ve firakta yuvarlanması şahittir." "Evet, hastalıkla geçen bir ömür, Allah’tan şekvâ etmemek şartıyla, mü’min için ibadet sayıldığına rivâyât-ı sahiha vardır.
Hattâ bazı sâbır ve şâkir hastaların bir dakikalık hastalığı, bir saat ibadet hükmüne geçtiği ve bazı kâmillerin bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçtiği, rivâyât-ı sahiha ve keşfiyat-ı sadıka ile sabittir."
İnsan bu dünyaya yalnızca keyif sürmek için gelmediğini, sürekli gelenlerin gittiğini, gençlerin ihtiyarladığını ve hayatın zeval ile firak arasında aktığını çoğu zaman unutuyor. Hastalık ise bu unutulan hakikati insana zorla hatırlatan bir ikaz gibi karşımıza çıkıyor.
Hastalar Risalesi, hastalığı yalnızca bir musibet veya eksiklik olarak görmez,sabır ve şükürle karşılandığında onun bir ibadet hükmüne geçebileceğini söyler. Hatta bir dakikalık hastalığın bir saat, bazı kimseler için bir gün ibadet sevabı kazandırabileceğini ifade eder. Bu bakış açısı, insanın
Eseri çok geç okuduğum için çok üzgünüm
Keşke zamanında okuyabilseydim ,neden?
Okurken hastalıkla imtihanımız olmuştu yılar evvel çok ağır bir hastalıkla savaşıyorduk evet bir kişi hastaydı ama ailecek etkilenmiştik "heleki bu anneyse"okurken annem canlandı gözümde maziyi hatırladım ve o hastalığın annem için büyük bir nimet olduğunu anladm okurken eseri
Ve gerçekten hatırlayınca da öyle o hastalık sayesinde annem bir çocuk gibi olmuştu tertemiz, şöyle;sabunun kirleri götürdüğü gibi hastalıkta günahları temizler ya işte o misal
Dili şükürle dolu herdem Allah diyen bir hastaydı
Ve bu sebeple de ebedi bir hayatı kazanmıştır bu da güzel bir müjde
En çokta bu mujdeye sevindim
Evet bir mü'min gözüne perde çekilse ve gözü kapalı kabre girse, derecesine göre, ehl-i kuburdan çok ziyade o âlem-i nuru temaşa edebilir. Bu dünyada nasıl çok şeyleri biz görüyoruz, kör olan mü'minler görmüyorlar. Kabirde o körler, iman ile gitmiş ise, o derece ehl-i kuburdan ziyade görür. En uzak gösteren dûrbînlerle bakar nev'inde, kabrinde derecesine göre Cennet bağlarını sinema gibi görüp temaşa ederler.
İnşallah Annem de onlardan....
Hastalığın ebedî hayatta verdiği meyvelere bakınca aslında şer değil bir lütuf
(Hastalar Risalesi 23.sh - Risale-i Nur)
Hastalar RisalesiBediüzzaman Said Nursî · Envar Neşriyat · 20102,602 okunma
Ben bunu Allah’tan istedim. Yine de tahammül gücümü aşıyor...
Hastalık madem gafleti kaldırıyor derdim iştihım kesilsin, gözüm bişey görmesin dedim. Şu an istifade edebiliyor muyum bilemiyorum çünkü ağrıdan başka birşey düşünemiyorum kaç gündür. Ben de açtım hastalar’ı okuyayım dedim ama üstad her yerden vurdu, ne şikayetçiliğim kaldı ne sabırsızlığım ki ikisi de doğru.
Ve hatta biçareyim. Hastalar risalesinin bende tesiri büyüktür şu an bunları yazarken bir an ağrı hissetmemek dahil.
Ustadin dediği gibi “İllet olmazsa, âfiyet zevksizdir. Maraz olmazsa, sıhhat lezzetsizdir.”
Bu ağrıların bana düşündürdüklerini bir ben bilirim birde düşündüren.
Ama ustadim ey hastalıklara sükreden hasta kısmını da üstüme alıyorum. Sonuçta bunu bizzat ben istemedim mi?
Dolanırken kendi kendime mahzun mahzun, düşünürken başıma gelen musibetleri, esas da hastalıktan gelen musibetleri bir "ah" çektim... Karşıdan gelen bir dost sordu: "Nedir bu ah'ın sebebi?" Başladım şikayetlenmeye. Çok ileri gitmeden Dost beni susturdu: "Dur hele dost, ben bir doktor tanıyorum ki senin dertlerinin ilacı onda var. İsmi Said'dir. Bediüzzaman diye de tanınır. Sen hele bir git ona danış. Bakalım ne diyecek."
Helalleşip Dostla düştüm yola. Buldum doktoru ve anlattım derdimi. Dedi ki: " Dost iyi söylemiş, hoş söylemiş ama şifa bende değil. Ben sana bir reçete yazayım, uygula. Şafi olan Allah izin verirse şifanı bulursun. Bu dünyada değilse de, eğer imanla gidersen ahirette bulursun." Reçeteyi yazdı. Onunla da helalleşip tuttum evin yolunu. Ve okudum reçeteyi...
25 deva yazmıştı ki anlatamam etkisini. Anlatmaya kalksam söz bulamam. Şifa bulur muyum, orasını yalnız Allah bilir ama bulduğum çok hakikat var, tabii ki Allah'ın izni ile...
Artık hastalığıma 'hastalık gözüyle bakmıyorum mesela, İlahi bir lütuf olarak bakıyorum. Artık 'ah' demiyorum başıma gelen musibetlere 'oh' diyorum. Yani 'Elhamdulillah'.
Sabır ilacını dozunda kullanmak lazımmış bunu öğrendim. Fazla kullanırsam ilaç biter hastalığım yeniden artarmış. Daha bunun gibi ne ilaçlar aldım Nur eczahanesinden.
Elhasıl: teşekki etmekten vazgeçtim be teşekkür'e döndü dilim.
"Elhamdulillah Ala Külli Hal"
Şimdi ise size sunuyorum bu Reçeteyi.
Huzur Dolu Okumalar...
Hastalar RisalesiBediüzzaman Said Nursî · Envar Neşriyat · 20102,602 okunma
Hastalar Risalesi 25 deva içeriyor. Her bir deva ile Bediüzzaman Said Nursi Hazretleri hastasına moral ve manevi bir destekçi oluyor..
Artık hayattan lezzet almayan, bedeni rahatsız okuruna bir teselli ile başlıyor..
"Merak etme, sabret. Senin hastalığın sana dert değil belki bir nevi dermandır."
Devamında hastalığın insanı Allah (c.c)' a yöneltmek için bir fırsat olarak bakmasını sağlıyor..
Sabrı ile tanıdığımız Hz. Eyyüb' ü hatırlatarak bolca sabır ve şükür tavsiye ediyor.. bolca zikir ve teffekürün faydasını sıralıyor..
Aynı zamanda hasta ziyaretinin önemine ve hastaya hizmetin İslamiyetin bir gerekliliği olduğunu vurguluyor.
Beni en çok etkileyen kısım da Üstadın 25. Devadaki hasta okuruna olan inceligi oluyor...
" Başınızı ağrıtmamak için kısa kesiyorum."
diyor. Burdan hastalar risalesinin kısa ve öz yazılmasının nedenlerini anlayabiliyoruz.
Hastaya, hasta yakınlarına, ve hastalığı teşhis eden hekim için başvurulması gereken çok önemli bir kaynak olmuş..
Keyifli okumalar.. Selamlar, Sevgiler.
Hastalar RisalesiBediüzzaman Said Nursî · Envar Neşriyat · 20102,602 okunma
“Hastaların kalbini hoşnut etmek, tesellivermek, mühim bir sadaka hükmüne geçer.” s-27
• Gerek ruhun, gerek bedenin, gerekse de duyguların ve düşüncelerin hasta olduğu zamanlar vardır ki, hastalığına derman olacak tek ilaç; anlaşılmaktır. Veya açacak olursak:
Yargılanmadan, sorgulanmadan dinlenilmektir.
Bir çift gözün şefkatine, iki çift lafın hüsnüne olan muhtaçiyettir.
Bediüzzaman Said Nursî yukarıda da alıntıladığım üzere, bu muhtaçiyetlere değinmiş.
• Ait olduğumuz inançlar, en dar ve musibetli zamanlarımızda belki de tek çıkış yolumuzdur. Aklın önemini yitirip artık işlevini kalbe devrettiği zamanlar vardır, yani yüreğimizi tatmin etmeye çalıştığımız ve her şeyin bir ilahi gücün elinde olduğuna kanî olduğumuz zamanlardır. Ve önemli olan da hangi inanca gönül bağladığımız değil, nasıl gönül bağladığımızdır.
Böyle zamanlarda başımızdaki musibetlerin kaynağının da, o musibetin dermanının da o ilahi güçte olduğuna inanmak hepimizi tatmin eder.
• Bir İslam alimi ve müfessiri olan Bediüzzaman Said Nursî, tam da bu konuya dikkat çeker. “Her şey zıddıyla bilinir” kaidesiyle yola çıkarak, bizi bulan musibetler olmadan, saadetin öneminin olmadığına vurgu yapar.
“Karanlık olmazsa ışık bilinmez, lezzetsiz kalırSoğuk olmazsa hararet anlaşılmaz, zevksiz kalır.
Açlık olmazsa yemek lezzet vermez.
Maraz olmazsa sıhhat lezzetsizdir. “ s-14
Hastalıklar olmasaydı eğer, sıhhatimizin ne önemi olacaktı?
Ve hastalık zamanlarında ulaşmamız gereken sonucun;
Hastalıktan şekva etmek değil, hastalığa şükretmek olduğunu söyler.
“Senin elin kırık ise kesilmiş ellere bak!
Bir gözün yoksa, iki gözü de olmayanamalara bak ,
Allaha şükret. s-29
Hz. Muhammed Aleyhisselam’ın dediği gibi belki hastalık zamanında yaptığımız 1 dakikalık ibadet, 1 saat hükmüne geçer. Yahut da “
Hasta olan, önceden hastalık geçiren ve ileride hasta olacaklar yani herkes bu kitabı anlayarak okumalı ki hastalıklar ne büyük saadetler sağlıyor ve hastalık anında nasıl düşünmemiz gerekiyor, öğrensin. Farklı yönlerden hastalık durumuyla ilgili meseleler çok güzel ve nokta atışlarla ele alınmış, tavsiyeler verilmiş, tavsiye ederim :)
Hastalar Risalesi diğer kitaplara göre daha rahat okunuyor.
Genel olarak hastalıklara sabredilmesi gerektiği ve şükredildiği taktirde ibadet hükmüne geçeceği ele alınmış.
Hastalara manevi bir teselli, bir geçmiş olsun ve hatır sormak makamında yazılmış devaları havidir. Asıl hastalığın manevi hastalıklar olduğu maddi hastalıklar dine zarar vermemek şartıyla bir nimet, bir rahmet cok güzel ve şirin bir tarzda anlatılıyor.
Bediüzzaman Said Nursî (Mart 1878, Bitlis - 23 Mart 1960, Şanlıurfa), İslam alimi, düşünürü.
1892'de Bitlis'te Şeyh Emin Efendi ve diğer İslam alimlerinin de bulunduğu ilim meclisinde yapılan imtihan ve münazara sonunda Molla Fethullah tarafından Bediüzzaman unvanı verilmiş; diğer alimler tarafından da kabul görmüş ve bu isimle anılmaya başlanmıştır.
I. Dünya Savaşı'nda gönüllü alay komutanı olarak Kafkas Cephesi'nde mücadele etti. Savaş sırasında birçok öğrencisi ölmüş, kendisi ise gazi olmuştur. Başarılarından dolayı kendisine Harp madalyası verildi. Ordu-yu Hümâyun'un tavsiyesi ile Dar'ül-Hikmet'ül İslamiye azası olarak atandı. 1922'ye kadar görevini yerine getirdi.
1923 yılında TBMM'nin daveti üzerine Ankara'ya gelen Nursî, Ankara'da aradığı atmosferi bulamaz. Van'a dönerek inzivaya çekilir ve daha sonraları bu dönüşünü Yeni Said'in başlangıcı olarak nitelendirir. Bu dönemde sosyal ve siyasi meselelerden uzaklaşır. En önemli vazifenin imanı kuvvetlendirmek olduğunu söyler. Şiddetle karşı çıktığı ama silah çekmediği Cumhuriyet idaresi tarafından bu dönem zarfında uzun yıllar sürgün, gözetim ve yer yer hapis hayatı yaşatılacak ve zorunlu ikamete tabi tutulacaktır. Büyük çoğunluğunun Isparta Barla'da yazıldığı Risale-i Nur külliyatının yazımı ve Nur Cemaati'nin oluşumu bu dönemde yaşanmıştır.
23 Mart 1960'ta Şanlıurfa’da vefat etti.
Detaylı bilgi: tr.wikipedia.org/wiki/Said_Nursî