Madden ve manen yorulduğum, zorlandığım ,hastalandığım bu yolda yoluma yoldaş, ruhuma şifa oldu . Hediye edilmesi vasıtasıyla okumam tevafuk olmasıyla birlikte özelleştirdi de aynı zamanda . Hikmet perdesini araladığım , şükür ve sabrımı arttırdığım , ruhumda deniz esintisi hissettiğim bir okuma süreci idi . İstifade edilebilecek kitaplardan bir tanesi . Okuma süreci boyunca zihninizde Yunus Emrenin dizeleri geçecektir.
Ben dert ile ah ederim,
Derdim bana derman imiş. (Yunus Emre)
Bediüzzaman Said Nursi'nin kitapları harika. Ben, lise yıllarımda keyifle okuduğum kitaplara geri döndüm. Şifa arayanlar için mutlaka okuması gereken bir eser... :)
Hastalar RisalesiBediüzzaman Said Nursî · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 20172,603 okunma
Hastalar RisalesiBediüzzaman Said Nursî
"Ey tahammülsüz dayanıksız hasta!
İnsan bu dünyaya keyif sürmek ve lezzet almak için gelmediğine, mütemadiyen gelenlerin gitmesi ve gençlerin ihtiyarlaşması ve mütemadiyen zeval ve firakta yuvarlanması şahittir." "Evet, hastalıkla geçen bir ömür, Allah’tan şekvâ etmemek şartıyla, mü’min için ibadet sayıldığına rivâyât-ı sahiha vardır.
Hattâ bazı sâbır ve şâkir hastaların bir dakikalık hastalığı, bir saat ibadet hükmüne geçtiği ve bazı kâmillerin bir dakikası bir gün ibadet hükmüne geçtiği, rivâyât-ı sahiha ve keşfiyat-ı sadıka ile sabittir."
Maddi ve manevi hastalıklarımıza ilaç olacak bir risale... Hangimiz maddi veya manevi hasta değiliz ki şu dünyada... Her türlü hastalığımıza şifa olacak bir kitaptır hastalar risalesi içinde ki dersleri alıp hayatımıza uygularsak ve pek çok kez tekrar okursak bilhassa ruhi durumlara daha faydalı olacağını düşünüyorum. Adeta manevi bir reçetedir bu kitap... Hastalığın dâhi önemini anlatan bu kitap pek çok manevi mesaj vermektedir. Tabi bu kitabın bende yeri ayrıdır 21 yaşında kanserden vefat eden yengem bu kitabı okuya okuya ezberlemişti ve birçok manevi olay yaşamıştı. Allah rahmet eylesin... Her türlü hastalığımıza şifa reçetesi olan bu risalenin tekrar tekrar okunması gerektiğini düşünüyorum...
Hastalar için manevi ilaç gibi bir kitap. Kısa ve öz . Bu kitabı okuduğunuzda hastalığınıza bambaşka bir gözle bakacaksınız emin olun. Şikayetleri bitirecek, hikmet perdesini aralayacak, sizi bol bol düşündürecek bir kitap. Evime bol bol alıp hasta ziyaretine giderken hediye olarak götürmeyi düşünüyorum. Şiddetle tavsiye ederim.
Cihan dolu bela başında varken ne bağırırsın küçük bir beladan,gel tevekkül kıl ! Tevekkül ile bela yüzünde Gül,ta o da gülsün. O güldükçe küçülür,eder tebeddül.K
Daha fazla Risale-i Nur okuyup bu yazım dilini geliştirmek gerek. Anlayabilmek lazım bunun için daha çok okumak lazım. Kitaplara yorum vermek bizim haddimize değil biz sadece idrak edebildiğimiz kararını dile getirmek istiyoruz.
Hastalar RisalesiBediüzzaman Said Nursî · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 20172,603 okunma
"Musibet zamanı uzundur.Evet,musibet zamanı uzundur.Fakat örf-ü nâsta zannedildiği gibi sıkıntılı olduğundan uzun değil,belki uzun bir ömür gibi hayati neticeler verdiği için uzundur."
Ayda bir kez okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
Eserde yaşadığımız dâr ın ebedi olmadığını, hastalıkların ve musibetlerin uhrevi hayatımız için sevap kaynağı olduğunu en nihayetinde vakti geldiğinde dünyadan birer yolcu gibi hepimizin geçip gideceğini hatırlatan güzide bir risale...
11 Ağustos 2022/Hastalar Risalesi
(Yaradılıştan harika gözlerimi öyle ya da böylelikle bozdum, (olabiliyorsa) reset sonrası, 0 km gözlerimle ilk okumamı çok çok zorlanarak yaptım. Anladım: Henüz okumak için çok erken... Çok iyi bildiğim bir kitaptan 40 sayfayı bile çok zorlanarak okudum.)
Hastalar Risalesi ile "kapanışta açılırım" demiştim. Göz ameliyatı sonrasında kapanacak gözlerimi kastetmiştim. Açıldığı zamanda son okuduğum kitabı, ilk okuyacağım kitap olarak belirlemiştim. Hastalar Risalesi. 1 Ağustos'tan bu yana herkes için kaç gün geçti bilmiyorum ama benim için aylar geçmiş gibi... Hakikati bozmak hem çok tehlikeli hem de cesaret isteyen bir iş. Düzeltmeye çalışmaksa gerçekten çok çok riskli. Ama zaman değişmiş, asır başkalaşmış deyip çıktım bir yola. Tabii ki dünya üzerinde bulunan milyonlarca hastalık yanında benim göz rahatsızlığım belki bir hiç hükmündedir. Yine de kişioğlu kendisini görür bu tip şeylerde yalnızca.
Bende dedim:
"Her derde bir derman halketmiştir. Tedavi için ilâçları almak, istimal etmek meşrudur. Fakat tesiri ve şifayı, Cenab-ı Hak'tan bilmek gerektir. Dermanı o verdiği gibi, şifayı da o veriyor."
O zaman benim derdime de bir derman var görünüyor, derman Allah'tan deyip devam ettim. Bunca yıl böyle bir fırsatım varken hiç düşünmedim ama son zamanlarda çok çok zorlandım, işte o zaman idrak ettim:
"Zira hastalık, duanın vaktidir; şifa, duanın neticesi değil."
Bu düşünce ile Allah'a emanet ettim kendimi.
Ve kendime sürekli olarak,
"İşte o perdeyi senin gözünden kaldıracak, o gözle seni baktıracak göz hekimi, Kur’an-ı Hakîm’dir." dedim.
Bunları ısrarla belirtiyorum çünkü gerçekten şifayı Allah'tan bilmedikten, beklemedikten sonra sadece maddi bir iyileşme olacağını çok iyi biliyordum. Bazen insan bunları göreceğime kör olsaydım der ya:
"Ey
Fazlasıyla vesveseli, kuruntulu ve günümüz diliyle paranoyalı kimseler için Bediüzzaman'ın kalemi ile yazılmış bir eserdir. Hem bir ilaç, hem bir reçete, hem kalbe takviye misalidir. Kelimelere âşina olanlar için çok akıcı, âşina olmayanlar içinse anlaşılması biraz zor olabilir. Okundukça kalbe ferahlık hissi vermesi de ayrrı bir güzelliğidir.
Vesvesenin ilim ile tard edilmesi temel hususudur eserin. Diyebiliriz ki, kuruntu ve vehamet, cehaletten doğar, öyleyse işin hakikatini bilmek ve öğrenmek gerekir. Bu sebeple de bol bol okumak, istifade etmek ve ilim ile nasiplenmek lazım. İlim arttıkça, vehametimiz ve zulümatımız da o nispette azalacaktır biiznillah.
Öyleyse bol bol okuyalım, faydalanalım İnşallah. Vesselam..
Hastalar RisalesiBediüzzaman Said Nursî · Diyanet İşleri Başkanlığı Yayınları · 20172,603 okunma
Bediüzzaman Said Nursî (Mart 1878, Bitlis - 23 Mart 1960, Şanlıurfa), İslam alimi, düşünürü.
1892'de Bitlis'te Şeyh Emin Efendi ve diğer İslam alimlerinin de bulunduğu ilim meclisinde yapılan imtihan ve münazara sonunda Molla Fethullah tarafından Bediüzzaman unvanı verilmiş; diğer alimler tarafından da kabul görmüş ve bu isimle anılmaya başlanmıştır.
I. Dünya Savaşı'nda gönüllü alay komutanı olarak Kafkas Cephesi'nde mücadele etti. Savaş sırasında birçok öğrencisi ölmüş, kendisi ise gazi olmuştur. Başarılarından dolayı kendisine Harp madalyası verildi. Ordu-yu Hümâyun'un tavsiyesi ile Dar'ül-Hikmet'ül İslamiye azası olarak atandı. 1922'ye kadar görevini yerine getirdi.
1923 yılında TBMM'nin daveti üzerine Ankara'ya gelen Nursî, Ankara'da aradığı atmosferi bulamaz. Van'a dönerek inzivaya çekilir ve daha sonraları bu dönüşünü Yeni Said'in başlangıcı olarak nitelendirir. Bu dönemde sosyal ve siyasi meselelerden uzaklaşır. En önemli vazifenin imanı kuvvetlendirmek olduğunu söyler. Şiddetle karşı çıktığı ama silah çekmediği Cumhuriyet idaresi tarafından bu dönem zarfında uzun yıllar sürgün, gözetim ve yer yer hapis hayatı yaşatılacak ve zorunlu ikamete tabi tutulacaktır. Büyük çoğunluğunun Isparta Barla'da yazıldığı Risale-i Nur külliyatının yazımı ve Nur Cemaati'nin oluşumu bu dönemde yaşanmıştır.
23 Mart 1960'ta Şanlıurfa’da vefat etti.
Detaylı bilgi: tr.wikipedia.org/wiki/Said_Nursî