İlk kitap olan Dikenler ve Güller Sarayı’nın ardından hemen Sis ve Öfke Sarayı’na başladım. İlk kitap için yazmış olduğum yorumun sonlarında bahsettiğim masal birden değişti, farklı ve içerisinden çıkılmaz bir hal aldı. Sevdiği adam ve Periler diyarındaki lanetin kalkması uğruna ölümü göze alan Feyre bu kitapta kendisini bulacak.
Hayal kırıklıkları ile, güzelliklerle ve gerçek aşkla harmanlanmış bir dünyaya yeni bir bedenle, ölümsüz olarak gözlerini açacak Feyre. Yaşadığı olayların üzerindeki etkisi Feyre’yi oldukça sarsıyor ilk başlarda, fakat yeni dostluk ve arkadaşlıkları ile bunun üstesinden geliyor. Yaşadıklarının bir yalandan ibaret olduğunu, özgürlüğünün elinden alındığını ve gerçeğin peşine düşmesi gerektiğini zor koşullar altında kalarak öğreniyor.
İç dünyasının karmaşıklığı ve fiziken bir ölümsüz olmasının getirdiği yeniliklere adapte olmaya çalışmasının dışında savaş kapıda ve her şeyin anahtarı da Feyre gibi görünüyor. Yeni kendisini keşfetmek, eski kendisi ile vedalaşmak için çok az zamanı var. Sis ve Öfke Sarayı'nda ilk kitaptaki baş belası olan Amarantha’nın ölmesi ile lanet kalkıyor fakat ondan daha da kötü bir durumla karşı karşıya kalıyor kahramanlarımız. Kral’ın duvarları yok edip yüzyıllar önceki anlaşmayı bozarak savaş hazırlıkları yapması karşısında Feyre ve arkadaşları insanlık ve Peri diyarı adına harekete geçiyorlar. Gerçekten nefesimi tutarak okudum kitabın çoğu bölümünü.
Bahsetmeden geçemeyeceğim bir konu var, benim de takip ettim Goodreads’ta 2016 Goodreads En İyi Genç Yetişkin Fantastik Ve Bilimkurgu Ödülüne layık görülmüş Sis ve Öfke Sarayı. Yazarın bir önce yazmış olduğu Cam Şato serisinin methini duymuştum yıllar evvel. Şimdi bana düşen kitapları edinip okumak olacak çünkü böyle kalemleri seviyorum.
Kitap ile ilgili çok fazla detay