Okuyan Baykuşun Kütüphanesi

Okuyan Baykuşun Kütüphanesi
@beautifulsoul
10/10
·494 syf.··
Beğendi
·
2018 16. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Şubat 2018 00:00
‘’Ah, acı gerçek şu ki, kader aslında kozmik bir tuvaletti. Özgür iradeye sahip olamayanları içine atıp üzerlerine sifonu çekmek evrenin doğasında vardı. Durağanlık hareketsizlik demekti. Değişim hızdı. Kader- dans edenler yerine hareketsiz duranları tercih eden bir keskin nişancıydı. ‘’ Sırf bu cümleler bile bir kitabı sevmem için yeterli ama ben bu seriyi çok seviyorum. Yazarın her kitabını içim titreyerek okuyorum. Elim sayfaları çevirmeye gitmiyor çoğu zaman bitecek diye. Ve ben bu seri bitecek diye ne kadar üzülmüştüm anlatamam sizlere. Yazar da bunu anlamış ki, yani sevenlerinin üzüldüğünü anlamış ki serideki yan karakterlerin anlatıldığı kitapları da seriye dahil etti. Şimdi kitapla ve büyülü dünya ile buluşma zamanıdır. Keşke bölüm başlarında, kitabın kimin düşüncesinden aktarıldığı yazılsaymış dedim okurken. Çünkü Dani, Mac, Ryodan ve diğer karakterlere atlanıyor bölümlerde ve bir an için kim diye düşünüyorum. Çok sorun olmamakla birlikte eğer yazılmış olsaydı harika olurdu. Öyle bir yerde bitti ki kitap ağzım açık kaldı mı desem ne desem bilemedim . Tam da ne güzel okuyorduk niye bitti ki bu dedim kaldım yani :D Yazarın kitaba yeni başlayanlar için, her kitabında olduğu gibi karakterleri anlatan bir bölümü var kitabın sonunda. Benim sizlere naçizane tavsiyem seriye herhangi bir kitabını alarak asla başlamayın, öyle bir kitap değil çünkü. Hiç bir şey anlamazsınız başından sonuna okunacak bir kitap. Kitapta içimden hep olsun diye dua ettiğim bir sürpriz ile karşılaşacaksınız hazırlıklı olun derim okumayanlar için. Dolu dolu gümbür gümbür okundu ve bitti. Şimdi tek sorunumuz bir yıl beklemek olacak zannediyorum. Yeni kitapların yazılması, çevrilmesi vs ancak bir yılda elimize ulaşıyor kitap. Yayın politikası bu şekilde anladığım kadarıyla, bize de sabırla
Ateşten DoğanKaren Marie Moning · Artemis Yayınları · 2017205 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
8/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2018 18. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 09 Şubat 2018 00:00
Sevdiğim iki yazar olan Tarryn Fisher ve Collen Hoover’ın birlikte yazdığı Asla Asla ile ilgili kısacık yorum yapacağım. Kısacık olma sebebi kitabın da kısacık olmasından kaynaklanıyor. Bir kaç yerde okuduğum kadarıyla 3 kitaplık bir seri olacak. Kitabın sayfa sayısı 184 sayfacık. 3 kitap olduğu düşünülürse bu kısalıkta giriş, gelişme ve sonuç olarak bakabiliriz seriye diye bir şaka yapmak geldi içimden. Ortalama olarak okuduğum kitapların 400 sayfadan fazla olmaları dolayısıyla biraz garipsediğimi hatta iki yazarın yazmış olduğundan dolayı da bende sadece sayfa sayısı olarak bir hayal kırıklığı yarattığını belirtmek isterim. Bir kitaba başlayıp en azından kurgudaki bir kaç sorunu halledip öyle bitirmek beni tatmin ederdi. Tadı damağımda kalamadı bu yönden baktığımda. Kitap arka kapak yazısını okuyarak sizlere fazlaca bir spoiler vermeden kitabı anlatmaya çalışacağım. Neden arka kapağı okumadım derseniz Tarryn Fisher ve Collen Hoover yani ne diyebilirim ki isimleri yeter kitabı okumak için. Arka kapak yazısına bakmaya gerek yoktu. Tanıtım yazısına baktım ve baya açıklayıcı bir özet olmuş sadece bir detay var ki zaten kitabın bitişi de o detayla oldu, kitabın ilerleyen bölümleri için merak içerisinde kalmama yetti. Yani harika bir kurgu var okuyacağınız, tek sıkıntı devam kitaplarını beklemek olacaktır. Acaba yazarlar tek kitap yazdı da yayınevi politikası kitabı 3 kitap olarak çıkartalım filan mı dediler. Kafamda deli deli sorularla kaldım :) Okuyun hiç bir şekilde pişmanlık duymayacağınız kısacık bir kitap olacak. Yazarları kısaca hatırlatayım: Collen Hoover’ı Umutsuz ve Çirkin Aşk kitaplarını okuduğum kadarıyla tanıyorum. Kendisine drama kraliçesi diyebiliriz bence. Kitaplarında genellikle dram ağırlıklı ögeler bulabilirsiniz. Kalemi sağlam
Asla AslaTarryn Fisher · Epsilon Yayınları · 2017612 okunma
9/10
·552 syf.··
2018 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Ocak 2018 00:00
İlk kitap olan Dikenler ve Güller Sarayı’nın ardından hemen Sis ve Öfke Sarayı’na başladım. İlk kitap için yazmış olduğum yorumun sonlarında bahsettiğim masal birden değişti, farklı ve içerisinden çıkılmaz bir hal aldı. Sevdiği adam ve Periler diyarındaki lanetin kalkması uğruna ölümü göze alan Feyre bu kitapta kendisini bulacak. Hayal kırıklıkları ile, güzelliklerle ve gerçek aşkla harmanlanmış bir dünyaya yeni bir bedenle, ölümsüz olarak gözlerini açacak Feyre. Yaşadığı olayların üzerindeki etkisi Feyre’yi oldukça sarsıyor ilk başlarda, fakat yeni dostluk ve arkadaşlıkları ile bunun üstesinden geliyor. Yaşadıklarının bir yalandan ibaret olduğunu, özgürlüğünün elinden alındığını ve gerçeğin peşine düşmesi gerektiğini zor koşullar altında kalarak öğreniyor. İç dünyasının karmaşıklığı ve fiziken bir ölümsüz olmasının getirdiği yeniliklere adapte olmaya çalışmasının dışında savaş kapıda ve her şeyin anahtarı da Feyre gibi görünüyor. Yeni kendisini keşfetmek, eski kendisi ile vedalaşmak için çok az zamanı var. Sis ve Öfke Sarayı'nda ilk kitaptaki baş belası olan Amarantha’nın ölmesi ile lanet kalkıyor fakat ondan daha da kötü bir durumla karşı karşıya kalıyor kahramanlarımız. Kral’ın duvarları yok edip yüzyıllar önceki anlaşmayı bozarak savaş hazırlıkları yapması karşısında Feyre ve arkadaşları insanlık ve Peri diyarı adına harekete geçiyorlar. Gerçekten nefesimi tutarak okudum kitabın çoğu bölümünü. Bahsetmeden geçemeyeceğim bir konu var, benim de takip ettim Goodreads’ta 2016 Goodreads En İyi Genç Yetişkin Fantastik Ve Bilimkurgu Ödülüne layık görülmüş Sis ve Öfke Sarayı. Yazarın bir önce yazmış olduğu Cam Şato serisinin methini duymuştum yıllar evvel. Şimdi bana düşen kitapları edinip okumak olacak çünkü böyle kalemleri seviyorum. Kitap ile ilgili çok fazla detay
Sis ve Öfke SarayıSarah J. Maas · Dex Yayınları · 20204,676 okunma
10/10
·72 syf.··
Beğendi
·
2017 1. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 08 Nisan 2017 00:00
Bu yazımı sevgili Işıl Madak’a ithaf ediyorum. Didem Madak’ın dizelerinde hissettiğimiz her şeyi birlikte yaşamış olduğu kızkardeşi, can yoldaşına. Uzun siyah saçlı kıza . Didem Madak şiirlerini okumak, şiirlere bir daha aynı gözle bakamamak oldu benim için. Acılarımız denk mi geldi de bu kadar etkilendim yoksa bir tek bende değil herkeste aynı duyguları mı yarattı hep merak ettim durdum. Bir önceki yazmış olduğum Didem Madak’a Mektubumdur yazımı okuyanlardan aldığım geri bildirimler üzerine bir gözlem yapma şansım oldu. Bir tek bende değil herkeste aynı duyguları yaratıyor. Daha önce hiç Didem Madak şiiri okumamış olan kişilerin yazımdaki şiiri okuyarak Didem Madak hayranı olmaları buna delalettir. Grapon Kağıtları Didem Madak’ın ilk kitabı. 3 yıllık bir inziva mı diyelim yoksa bir kendini buluş mu bilemiyorum, böyle bir süreçte yazılmış kitaptaki şiirler. Bu zaman içerisinde yazdığı şiirleri kendisi değil canından çok sevdiği, annesinin emaneti olan kardeşi Işıl toplayıp bir dosya haline getirmiş ve Inkılap 2000 Şiir yarışmasına göndermiş. Bu arada ben bu yazıyı yazarken kitap eleştirisi ya da yorumu modunda yazmıyorum. Didem Madak ile aramda bir bağ kurdum. Kardeşlerim doğduğunda bana dediler ki artık ablasın, abla oldum daha kendim küçücükken. Sonra annem öldü dediler ki artık anneleri sensin, neyse ki gerçekte de anneydim ve anne olmaya çalışıyorum kardeşlerime. Didem’i anlıyorum hatta o kadar anlıyorum ki, Işıl’ı da kardeşim gibi görmeye başladım ve nasıldır iyi midir hep merak ettim. Füsun’u düşündüm kaç yaşında olmuştur nasıl bir genç kız olmuştur diye. Şimdi biliyorum ki hepsi iyiler, içlerinde yaşadıkları dünya çok özel o kadar dahil olamam ama dışarıdan gördüğüm güzel, mutlu bir aile tablosu. Hep güzel günler yaşasınlar. Nerede kalmıştım Evet Işıl’ın
Edebiyat
Grapon KâğıtlarıDidem Madak · Metis Yayıncılık · 201217,6bin okunma
6/10
·408 syf.··
2018 13. kitabı
Kitabı okurken sıkılmak ile başlamış olduğum kitabı bitirmek istemenin verdiği hırs arasında kaldım Okudukça hazır bu kadar okumuşum sonunu da göreyim dedim. Değişik bir kitaptı. Kısaca konusuna değinmek istiyorum. Marry skandal yaratan bir ilişkinin sonunda hamile kalır ve bebeğini dünyaya getirir. Eniştesi ve ailesi tarafından ülkeyi terk etmeye zorlanır ve bir gemiye bindirilip Hindistan’a gönderilir. Gemi fırtınada batar ve sadece Marry sağ olarak kurtulur. Yaraları iyileşince de ülkesine döner. Kendisini öldü zanneden ailesi şok olurlar. Oğlu büyümüş 5-6 aylık olmuştur . Oğlunun babası olan lord William bir teklif yapar Marry’e bebeği kendi himayesi altında tutmak ister çünkü William’ın kızları vardır ve eşi hala erkek çocuk doğurmamıştır. Eşinin ailesinde de hiç erkek çocuğu yoktur hepsi kızdır. Bir veliaht istediğinden Marry’e oğluna çok iyi bakacağına ve masraflarını karşılayacağına dair söz verir tek şartı Marry’nin ülkeyi terk etmesidir tabi. Marry yetenekli bir tiyatrocudur , mesleğine devam etmek istemektedir ama kendisinden başka herkes onun hayatı hakkındaki kararları veriyordur. Robert uzun bir yolculuğa çıkacaktır o sıralar Çin’e giderek siyah çay yapraklarını inceleyecektir (asıl amaç çayı İngiltere’ye sokup orada üretmektir). Marry de tekrar Hindistan’a gönderilmek üzere gemiye bindirilir. Fakat gemide Marry’nin kimliğini ve yaşadıklarını bilen bir adam kendisine tehditkar bir teklif yapar , Marry de gemiden iner, gemi gider Robert küplere biner ve Marry’i kendi gideceği gemiye zorla götürür. Aradan aylar neredeyse yıllar geçen bir yolculuk başlar. Aslında yolculuk Marry’i değil de Robert’ı çok değiştirir bir kişisel gelişim yolculuğu diyelim biz buna. Sonuna geliyorum Robert ve Mary arasında (başlamış ama fark edilmemiş) bir aşk başlıyor. İlk
Saklı DuygularSara Sheridan · Maya Kitap · 201018 okunma