“Çünkü Avrupa’da iki şeye çok önem verilirdi; biri doğa biri de doğayla var olan insan. Bizim coğrafyamızın tam tersineydi bence, çünkü bizde de iki şey tehlikeliydi; biri insan biri de insanın mutlu olduğu her şey en başta da doğa”
İnsanoğlunun kin ve nefret ile yoğrulması ilk kendi ile başlıyormuş, kendimde test ederken fark etmiştim. Kendine acımayan bir insan kimseye acımazdı ve kendine hayatı zindan eden biri kimseyi mutlu bırakmazdı. Mıknatıs gibi bir çekim, belki de kulaktan kulağa yayılan çekim yasaları zırvalığı gibi bir şeydi.
“İnsanoğlu, acısını yaşamaktan başka çaresi olmayan zavallı mahlukat gibi görünse de aslında acısını yaşarken güneşli günler geleceğine dair de inancını hep taşır içinde”