Melike Betül

Melike Betül
"Bütün yalnızlar gibi özgür ve bütün özgürler gibi yalnızız..."
Alıntı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·65 syf.··
Beğendi
·
2025 17. kitabı
Ömer Seyfettin’in “Başını Vermeyen Şehit” adlı hikâyesi, Osmanlı Devleti’nin Zigetvar civarındaki Grijgal Kalesi’nin savunmasını konu alan tarihi ve destansı bir öyküdür. Hikâye, Peçevi Tarihi’nde yer alan bir olaydan esinlenerek yazılmıştır. Osmanlı mücahitlerinden oluşan küçük bir birlik, kalabalık bir düşman ordusuna karşı kaleyi savunur. Savaşın en şiddetli anında, Deli Mehmet adlı bir derviş asker, birkaç düşmanı öldürdükten sonra bir düşman tarafından şehit edilir. Düşman, Deli Mehmet’in başını keser, ancak bu sırada inanılmaz bir olay yaşanır: Deli Mehmet’in bedeni ayağa kalkar, başını düşmanın elinden alır ve kaçar. Bu olağanüstü olaya yalnızca Grijgal Kalesi’nin kadısı Kuru Kadı tanık olur ve bu olayı destanlaştırır. Kuru Kadı, yaşadığı bu mucizevi olayın etkisinden kurtulamaz ve giderek aklını yitirir. Yıllar sonra, Zigetvar’ın fethi sırasında, Deli Hüsrev’in parçalanmış cesedinin yanında, kimliği belirsiz, yeşil cübbeli, ak sakallı bir şehidin bulunmasıyla hikâye gizemli bir şekilde sona erer. Bu şehidin, Grijgal’in eski “deli kadısı” Kuru Kadı olabileceği ima edilir. “Başını Vermeyen Şehit”, Ömer Seyfettin’in Türk edebiyatındaki en etkileyici hikâyelerinden biridir. Hem tarihi hem de manevi bir derinlik sunarak, okuyuculara vatanseverlik ve kahramanlık duygularını aşılarken, Türk milletinin zor şartlarda gösterdiği mücadele azmini destansı bir şekilde aktarır. Hikâyenin olağanüstü unsurları, bazı okuyucular için tartışmalı olsa da (örneğin, çocukları “zombi” kavramına yöneltebileceği eleştirisi), genel olarak Türk edebiyatında vatanseverlik ve şehadet temalarını işleyen güçlü bir eserdir. Özellikle genç okuyucular için, tarih bilinci ve milli değerleri öğrenme açısından önemli bir kaynaktır.
1000Kitap
Başını Vermeyen ŞehitÖmer Seyfettin · Kuşak Yayınları · 20132,117 okunma
10/10
·544 syf.··
Beğendi
·
2025 18. kitabı
Çalıkuşu’nu kapattığımda elimde bir hikâye değil, uzun süre unutamayacağım bir insan kalmış gibiydi. Feride hem kolay sevilesi hem de kolay anlaşılamayan biri; çocuksu halleriyle yüzünüzü güldürürken gururu ve suskunluğuyle içinizi sızlatıyor. Onu güçlü kılan şey başına gelenler değil, o olaylara rağmen kendinden ödün vermemesi. Yatılı okulda büyümesi, sevgiyle mesafe arasındaki ince çizgiyi erken yaşta öğrenmesine yol açmış. Her yeni tanışta bir miktar sevgi, ama kolay güvenmeme hali var; sanki etrafına görünmez bir duvar örmüş. Anadolu’da öğretmenlik yaptığı yıllarda karşılaştığı insanlar, şehirler ve dedikodular onun hem mesleğine hem de hayata bakışını derinden etkiliyor. Feride’nin yalnızlığı hiçbir zaman romantize edilmiyor, çoğu zaman ağır, yıpratıcı ve sessiz bir yalnızlık bu. Romanın yüzeyinde bir aşk hikâyesi olsa da asıl konu bence bir kadının kırılmalarla olgunlaşması. Kamran’la yaşananlar önemli bir dönemeç, ama gerçek sınavı Anadolu’da, yalnızlık, iftira ve haksızlık içinde veriyor. Bu açıdan Çalıkuşu, bireysel bir trajediden öte, dönemin kadınlarına çizilen dar çerçevenin örtük eleştirisi. Feride bazen aşırı gururlu, bazen inatçı; yer yer kendine zarar verecek kadar sert davranıyor. İşte bu kusurlar onu yapaylıktan uzak, inanılır kılıyor. Reşat Nuri’nin dili süslü değil; sade ve yer yer çıplak. Buna rağmen duyguyu okura geçiriyor; günlük formatı da Feride’nin iç dünyasına yakınlaşmamızı sağlıyor. Çağdaş okur için bile güncelliğini kaybetmeyen bir roman Çalıkuşu. Çünkü Feride’nin hissettiği yalnızlık, anlaşılmama ve dimdik durma çabası bugünün dünyasında da tanıdık. Kitabı kapattığımda ona acımak yerine saygı duydum. Bazı karakterler uzun süre yanınızda kalır... Feride onlardan biri. Onun en derin yalnızlığı, birisine tutunamamış olması değildi; her şeye
1000Kitap
ÇalıkuşuReşat Nuri Güntekin · İnkılâp Kitabevi · 2019123,2bin okunma
"Çok sevmek yetmez; mühim olan güzel sevmek."
Alıntı