Suskunluğun eziyor beni. Suskunluğunun, göremediğim bir derinliği gizlediğine inanmam düpedüz bir yanılgı. Boyuna ödediğim bir şey suskunluğun…Suskunluğumuz. Bütün vazgeçişlerimizle, gereksiz katlanışlarımızla pahalıya ödediğimiz yorumlanmaz bir ağırlık.
Oysa yaşam uçsuz bucaksız, sonsuz da olsa, onun içinde yer alan her devinim önemiydi, omuz silkip geçemezdiniz. Rastlantı ya da alınyazısı demek; onları küçümsemek, geçiştirmek oluyordu. Çünkü bütün ayrıntıların bir yeri vardı. Bunların üzerinde durup düşünmeliydi. Bıkıp usanmadan düşünmeliydi. İnsan ancak düşünerek onurunu kurtarabilirdi.
Günün birinde kalabalığı silkelemekten ve tek başıma kalmaktan başka bir isteğim olmadığını anlayıverdim. Herkes bir şeyler istiyordu. Daha çok oda, daha çok kitap, daha iyi dinlenmek, daha temiz gömlek…
Bir gün ben de bir şey istesem,dedim. Bu, yaşamımın neresine geldiğimi kendi kendime sorguladığım gündü.