Zamanımızı neye yorarsak o da bize o cinsten karşılık verir. Kudretini topraktan çekerek boy veren bir fidan gibi insan da anın toprağında hayatına emek vererek gürbüzleşir. Yaşamak, yeşermeyi ve tazeliği çağrıştırır. Her an yeni bir işte olanın insandan muradı da en güzel işten başka bir şey değildir. Büyük düşler, büyük söylemler değil vaktin gereğince, cevherimiz nispetinde emek vermektir hayata kıymet veren.
“Yarın,yarın! Ne kadar yakın ve ne kadar uzaktır!” diyor, Korku isimli eserinde Stefan Zweig. Yarın, umutla beklediğimiz meçhulken korkuyla karşıladığımız bir gerçeğe dönüşür. Bugünü yarınlara ısmarlayarak geçirirken, kıymeti bilinmemiş vakitleri öldürürüz gözümüzü kırpmadan. Emeksiz geçen vakitler ömrümüzden eksiltir, zaman değil biz zayi oluruz. Bedeli ödenmemiş yahut hakkı verilmemiş zaman, maktulümüz olarak boynumuzda asılı durur.