"Bir çocuk için göz teması "Seni önemsiyorum,seninle ilgileniyorum"anlamı taşırken,diğer bir çocuk için "Az sonra sana bağıracağım"anlamına gelebilir.Yaşamımızın ilk yıllarında,gelişmekte olan beynimiz deneyimlerimizi anbean sınıflandırıp depolar,dünyayı deşifre etmemize yarayacak kişisel"şifre anahtarlarını "oluşturur.Her birimiz yaşadıklarımıza bağlı olarak kendimize özgü bir dünya görüşü oluştururuz."
Boyun eğmek üzere yetiştirildiğinizde, her tür yüzleşme sizi rahatsız ediyor çünkü hayır deme gibi bir hakkınız olduğunu size kimse söylememiş; hatta tam tersi hayır diyemeyeceğiniz öğretilmiş size. Kendi sınırlarını koymayı hak edecek kadar değerli olduğunuz hissi sizden çalınmış. Hal böyle olunca, pek çok insan “hayır” duygularını derinlere gömüp herkesi mutlu etmeye çabalamaya başlıyor.
… Yaşadıkları çevrelerde, evlerinde, ailelerindeki kadınlar sistemli bir biçimde istismara uğruyor. Üstelik iş sadece fiziksel istismardan ibaret değil: “ Geleceğim” diyen gelmiyor, verilen sözler tutulmuyor. Hal böyle olunca, bu kızlar sevgiyi böyle bir şey zannetmeye başlıyor. Böyle öğreniyorlar. Sonra biraz büyüyüp onlara gerçekten hak ettikleri saygıyı gösterecek delikanlılarla karşılaştıklarında ilk düşündükleri şey bu oğlanda bir sorun olduğu oluyor. Ve dediğiniz gibi, onu kışkırtacak şeyler yapıyorlar; hatta sırf alıştıkları muameleyi görmek yani terk edilmek için ilişkiyi göz göre göre sabote ediyorlar. Maya Angelou hep derdi: “Size nasıl davranacaklarını insanlara siz öğretirsiniz.”