Bruce D. Perry

Bruce D. Perry

Yazar
9.1/10
181 Kişi
·
465
Okunma
·
13
Beğeni
·
1.504
Gösterim
Adı:
Bruce D. Perry
Tam adı:
Ed. Bruce Perry
Unvan:
Amerikalı Psikiyatr, Yazar
Doğum:
A.B.D, 1955
Dr. Bruce D. Perry, Psikiyatri alanında iş hayatını sürdürmektedir. Özellikle Nöroloji, Travma ve Ruh Sağlığı konularında uzmanlık sahibidir. Yazarın bugüne kadar yayımlanan iki eseri bulunmaktadır. 
Şayet biri, beyaz adama beni silah zoruyla kucaklatırsa ve ellerini kollarını üstüme koydurursa, bu ne sevgi ne de kardeşliktir. Yapılan şey, beyaz adamı ikiyüzlülüğe zorlamaktan başka bir şey değildir. İki yüzlülüğünün provası. Ama beyaz adam, ellerini bana isteyerek, gönüllü olarak, kendi iradesiyle uzatırsa, bu sevgidir, bu kardeşliktir, bu problemin çözümüdür.
Onun söylediğine göre; ''Beyaz bir adam Müslüman olamaz ve Mekke'ye giremezdi.''
Nisanda Mekke'ye gittim; herkes oradaydı. Otobüsler dolusu, birkaç yüz otobüs dolusu Türk, Türkiye'den hacca gelmişti ve Mekke'den biraz uzakta olan Mina'daki otelin merdivenlerinde benimle birlikte duruyorlardı..
Bu tam ve gerçek kardeşlikti.
..tüm dünyaya bunun artık bir Zenci Problemi ya da Amerikan problemi olmadığını, bir ''İnsanlık Problemi'' olduğunu göstermektedir. Bu insanlığın bir problemidir.
Aramızdaki farklılıkları unutmamızın zaman gelmiştir. Bazıları Budist, bazıları Hindu, Bazıları Müslüman ve bazılarının da dini yoktu. Bazıları sosyalist, bazıları kapitalist, bazıları kominist ve bazılarının da hiçbir ekonomik gücü bulunmuyordu. Ama tüm bu farklılıklara rağmen bir tek şeyde birleşildi.
Çocuklara saldıranlara hiçbir şekilde acımam, merhamet duymam ve onları affetmem. Bana saldırırsanız bu başka şey, bana saldırdığınızda ne yapacağımı bilirim, ama uyuyan çocuklara saldırırsanız siz alçaksınız.
Bir adama, Tanrı'nın ona vermiş olduğu dudaklarından, Tanrı'nın, burnuna vermiş olduğu şekilden, Tanrı'nın ona vermiş olduğu saç cinsinden nefret etmesini öğrettiyseniz; bu bir insanın işleyebileceği en büyük cinayettir.
Afrika insanı, Afrikalı kalmak ister. Onlar, Avrupa felsefesi ya da batı felsefesiyle bütünleşmek istemez. Onlar Afrika için iyi olanı ister.
250 syf.
·Puan vermedi
Hıçkıra hıçkıra okuduğum bir kitap..
Yarısında bırakıp..
Kendimi toparlayıp tekrar devam ettim..

Adını içerisinde anlatılan olayların birisinden almış. 
15 yaşındaki annesi tarafından terk edilen bir bebeğin, bir süre yanında kaldığı anneannesinin vefatından sonra köpek yetiştiricisi, biraz da zeka özürlü olan bir yaşlı adamın elinde kalmasıyla içine düştüğü dramdan…

Çocuk 11 aylıktan itibaren köpek gibi kafeste büyüdüğünden, daha doğrusu büyüyemediğinden konuşması, yürümesi, kısacası bir insan gibi davranmasını gerektiren hiç bir yönü gelişmemiş. Yazar, onu bir hastane odasında ilk gördüğünde, saldırganlığından bir kafes içine konulmuş, yemekleri insanların üzerine fırlatan, 6 yaşında altı bağlı, zayıf, sürekli çığlık atan, konuşmayı bilmeyen bir çocuk…

Çocuk psikiyatristi Bruce D. Perry, hep böyle travma geçirmiş çocuklarla olan çalışmalarını hikaye ediyor kitapta. Köpek gibi yetiştirilmiş olan Justin sadece bir tanesi.

....
299 syf.
·10 günde·9/10
Köpek Gibi Büyütülmüş Çocuk, On çocuğun gerçek hikayelerinden sadece biri. Onun hikayesinin kitabı adlandırmış olması, yaralarının diğerlerinden daha derin, daha kanamalı olduğu anlamını taşımıyor. Her çocuk belki farklı noktalarından ama derinden, en derinden almış yarasını. Benzer hikayeleri olan sayısız çocuktan sadece on talihli çocuk. Talihleri varmış çünkü onlara dertleri hususunda otorite olarak kabul edilen, Psikiyatri Profesörü Bruce D. Perry'nin eli uzanmış. Bu on cesur çocuk hikayeleriyle, yetişkinlere özellikle çocuk yetiştirme sorumluluğunu almış, alacak olan yetişkinlere de önemli mesajlar veriyor.
303 syf.
·6 günde·Beğendi·10/10
Çocukların dünyası bambaşka bir dünya. Hayatımızın ilk senelerini çoğumuz hatırlamayız bile... Oysa o 3 senede yaşadığımız en minik olayın bile ileride verebileceği kocaman patlakları tahmin bile edemeyiz. Bu kitap bunlara dokunuyor işte. Bir psikiyatristin 10 ayrı vakasını anlatıyor. Bilimsel yanlar da es geçilmeden anlatılmış çok fazla bilgi katacak düzeyde yazılmış mükemmel bir kitap.
250 syf.
·Beğendi·9/10
Bir öğretmenseniz ya da bir doktor, mühendis, memur, simitçi, şekerci, komşu.. anneyseniz ya da baba.. kısaca insan iseniz okumanız gereken bir kitap.
Küçücük yaşamların dünyasına, farkına varmadan nasıl etkide bulunduğumuzu, nasıl geri dönüşü mümkün olmayacak bir şekilde değiştirdiğimizi görmemiz için okumamız gereken bir kitap.
Okudukça büyüdüm, okudukça ezildim..
Kendime, olaylara onların gözünden bakmayı bir nebze de olsa öğrendim.
Evet, bu kitaba aşığım :)
456 syf.
·10/10
Masum bir çocuğun haketmediği bu ağır şeyleri yaşamasına Tanrı neden izin veriyor diye bağıra bağıra ağlamak istedim. Kötü muamele karşısında psikiyatrik vakalar haline gelen ancak asla bir özür olarak nitelendirilmeyen davranıştaki çocukların bu süreçte yanlarında olan aynı zamanda kitabın yazarı olan Bruce olayları kendi gözlemleriyle aktarmış. Bunu yaparken bilimsel verilerden yararlanmayı ihmal etmemiş. Erken yaşta yaşanan bu karmaşık ilişkilerin çocukların hayatlarını ve seçimlerini nasıl etkilediğini anlatmış. Kitaptaki kötü karakterlere ve dolayısıyla bu olayların gerçek faillerine lanet okudum. Her insan insani değildir..
456 syf.
·Beğendi
Nasıl olur da bu kitabın incelemesini yapmayı unutmuşum! !
Kitabın adı biraz itici gelmişti ama Adını içerisinde anlatılan olayların birisinden almış.
Çocuk psikiyatristi Bruce D. Perry, hep böyle travma geçirmiş çocuklarla olan çalışmalarını hikaye ediyor kitapta. Köpek gibi yetiştirilmiş olan Justin sadece bir tanesi. Bir Ergoterapist gözünden okudum. Bu kitabı sadece terapistlerin ve terapist adaylarının değil lise öğrencileri de dahil olmak üzere tüm eğitimcilerin ve ailelerin okumasını isterim.Hatta bütün lise ve üniversitelerde de zorunlu olarak okutulmalı.
Beynin gelişme ve çalışma sistematiğini anlamaya yarayan çok değerli bilgiler edinebilirsiniz.
Bir yetişkinin ya da bir çocuğun hangi davranışı neden yaptığını yorumlama konusunda yardımcı olabilecek bir kitap.
Travma, psikoloji, nöroloji gibi konulara ilgi duymayan ve hatta bu kavramları bilmeyenlerin bile anlayabileceği, çok yalın bi o kadar da sürükleyici bir kitap.
***
Hikayesi anlatılan çocuklar arasında tacize uğramış, şiddet görmüş olanlar var, erken dönem ihmalkarlık kurbanı olanlar da. Görülen gelişim gerilikleri, korku ve stres tepkilerinin tedavi süreçlerini anlatıyor yazar. Ve maalesef ki hepsi de gerçek olaylar.. "Bir çocuğun ne kadar çok sağlıklı ilişkisi varsa, herhangi bir travmayı atlatıp ilerleme kaydetmesi de o kadar ihtimal dahilindedir. Unutmayın ki;
En etkili terapi Sevgidir.
456 syf.
·2 günde·10/10
Bitmesini istemediğim, okumaya kıyamadığım, bolca bilgi içeren bir kitap daha..
Öncelikli olarak belirtmeliyim ki kitap; lisans, yüksek lisans gibi alanlarda okutulmakta olup sayısız dile çevrilmiş bir kaynaktır.
Yazarın geliştirmiş olduğu Nöroardışık Tedavi Modelini anlatmaktadır
Kitaba daha başlamadan önsözü ve giriş bölümleri beni kendisine sevdirmeyi başardı.

Bakınız;
* “Ateş ısıtabilir veya yakıp yok edebilir, su susuzluğu giderebilir veya boğabilir, rüzgâr okşayabilir ya da kesebilir. İnsan ilişkileri de böyledir: birbirimize hem yaratabilir ve yok edebilir, hem besleyebilir ve dehşet içinde bırakabilir, hem de travma yaşatabilir ve iyileştirebiliriz.”

Kitap travma üzerine yazılmıştır. Çocukluk dönemindeki bağlanma durumunun aksaması ile oluşan çeşitli travma durumlarından bahsedilmiştir. Kitaptaki vakalar içerisinde geçen bazı terimleri yazmak isterim;
-Post Travmatik Stres Bozukluğu
-Sıkıca Tutunma Terapisi
-Büyüme Aksaklığı
-Tepkisel Bağlanma Bozukluğu
-Munchausen Sendromu
-Olumsuz Çocukluk Deneyimi
-Yeniden Canlandırma
-Sosyopati
-Meadow Kanunu

Vakalar ve izlenen tedavi programı, satır aralarında verilen bilgiler ve konu anlatımı ile (gerçekten enfes bilgiler mevcut) çok keyifli ve bilgi dolu bir eser olmuş.

Bunun yanı sıra kitabın sonuna eklenen , vakalara ait soru ve cevaplar ise, bence konuyu pekiştirmek ve özümsemek için harika bir ekleme olduğunu düşünüyorum.

Şimdiden keyifli okumalar dilerim :)

Alıntılar:

“Özellikle hayatın erken dönemlerinde sürekli olarak hissedilen korkuyla beyinde meydana gelen değişimler, dünyaya karşı daha dürtüsel ve saldırgan, daha az düşünceli ve şefkatli bir tepki vermeye doğru sürekli bir kaymaya neden olabilir.”

“Bir kişiye kronik korkuya ve strese maruz bırakmak, Bir arabaya daha güçlü bir motor eklerken fren yapma gücünü azaltmaya benzer: “Makine” nin tehlikeli bir biçimde kontrolden Çıkmasını engelleyen güvenlik mekanizmalarını değiştirdiğiniz anlamına gelir”

“Bebekler , emzirilmeyi, kucağa alınmayı, dokunulmayı ve sallanmayı daha ilk baştan rahatlatıcı ve keyif verici bulurlar. Sevgiyle bakıldıklarında ve açlık veya korku yüzünden strese girdiklerinde, birisi istikrarlı bir biçimde yanlarına gelirse, doyurulmanın ve rahatlatılmanın keyfi ve rahatlama hissini insan temasıyla ilişkilendirirler.”

“Kendisini kesen bir çok kişinin travma geçmişi vardır. Kendilerini kestiklerinde , esas travma sırasında verdikleri adaptif tepkiye benzer disosiyatif bir hale girebilirler. Kendilerini kesmek onları rahatlatabilir çünkü travmatik anıları hatırlamak veya günlük hayatın yarattığı zorluklar yüzünden oluşan endişeden bir kaçış sağlar bu.”
456 syf.
Korku ekilmiş yüreklerinde filizlenen şiddet tomurcukları...
Dehşeti gören gözlerinde acı...
Küçücük bedenlerine dokunan kirli ellerin izleriyle, paramparça edilmiş ruhlarında, can kırıklarıyla yaşamaya çalışan çocuklar...

Hayatını, travma geçmişi olan ve duygusal olarak ağır ihmala uğramış çocuklara adayan psikiyatrist Perry’in, on çocuğun gerçek hayat hikayesi üzerinden aktardığı deneyim, gözlem ve tedavi süreçlerini, gazeteci Szalavitz’in kaleminden okuyoruz.

Kitapta, sıradışı vakalar ele alınmış olup her bir hikayenin üzüntüyle umudu bir arada yaşattığını söyleyebilirim. Kitabın bazı yerlerinde, ancak korku filmlerinde denk gelebileceğimiz sahnelerin varlığı sebebiyle, geçmişinde travma izleri olan okuyucular göz önüne alınarak ve genel okuyucu kitlesi üzerinde duygusal etkiyi hafifletme maksadıyla olaylar fazla detaya girmeden aktarılmış

Sözün başında paramparça edilmiş ruhlar dedik... Her bir parçası ayrı yaralanmış bu çocukların yaraları sarılabilir mi?
Yazarın bu soruya cevabı oldukça kapsamlı olmakla beraber, beyin alanındaki yeni keşiflerin ruhsal travma izlerini anlamak ve onarma konusunda destekleyici etkiye sahip olduğunu söylüyor.
Sevgi elbet en büyük tedavi...
Öyle ki ; hayata gözlerimizi açtığımız andan itibaren ilk dört yaşa kadar beynimizin %90’ı gelişimini tamamlamış oluyor. Bu dört yılda gördüğümüz sevgi ve ilgi beynimizin gelişiminde inanılmaz derecede katkı sağlıyor. Bu süreçte bir çocuğa verilen sevgi, ileride yaşanma olasılığı olan travmaların da atlatılmasında umut ışığı oluyor. Tam tersi durumdaysa, beyin gelişimi problemli olabiliyor. Bu dönem aynı zamanda kimimizin neden daha vicdanlı bireyler haline gelirken kimimizin bir psikopata dönüştüğünün de nedeni olarak karşımıza çıkıyor.

Kitap genel itibariyle bilgilendirici etkiye sahip olsa da okuduğunuz her hikayede duygusal olarak etkilenmemeniz olanaksız gibi. Tarikatların elinde beyinleri yıkanan çocuklar, cinsel istismara uğrayan ya da ağır şiddet gören çocuklar...
sevgisizlikten vücudu büyümeyi reddeden ve kafeste köpeklerle bakılan ağır ihmale uğramış çocuklar ....
Her biri ayrı ayrı insanın canını yakan hikayeler.
Bu ve daha fazlasını yaşayan çocukların can kırıkları, ya kendilerine batıyor ya da başkalarının canına... her halükarda evrensel bir yara olarak en çok da insanlığın canı yanıyor...
Kitabı okuduğum süre boyunca, duygusal olarak beni en çok yoran, iki çocuğu acımasızca katleden genç bir suçluyla derinlemesine empati yapmak oldu. Onu da anlamaya çalışmak ve parçalanmış ruhuna yakından bakmak....çocukluğundan itibaren yaşadığı ihmal ve ailesinin de yaşadıklarını düşünmek...

Son olarak:
Kitapta travma ana konu olmak üzere işlenmiş olsa da , her hikayede vurgulananın “sevgi kavramı” olduğunu düşünüyorum. Varlığıyla hayata mucizeler katan bu kavramın, yokluğuyla bir enkaz yığını bıraktığına şahit oluyoruz. Sonuç olarak kitabın altını ısrarla çizdiği şey : Sevgisiz kalmayın ama en çok da sevgisiz bırakmayın oluyor....
İyi okumalar.
456 syf.
·Puan vermedi
Hangımız kac tramvatık vakalar gecırmısz bılemeyız. Ama bu cocukların geçmişine baktıgım zaman halıme birkez daha şükrettım. Çok çarpıcı hıkayeler ve resmen tüyleri ürpertırcesine etkılendım. Okuduktan sonra düşünüp baktım tekrar. Belkı kendı yaralarımızı derınen iyileştiremeyız ama yanımda olan evlatllarımı zarar vermeden dört elle sarılarak hayatlarını güzel anlar bırakarak yetıstırme yolunda ilerlemeye devam
456 syf.
·5 günde·10/10
Adını içerisinden anlatılan olayların birisinden almış bir kitap. Her bölümde travma yaşayan farklı bir çocuğun hikayesi anlatılıyor. Aynı zamanda hastalıklarla ilgili bilgi veriliyor. Kitapta anlatılan vakaların hepsi gerçek, hepsi insanın canını acıtıyor. Oturup bir kerede okunabilecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Kitap biraz ağır ama akıcı ilerliyor.
Problemli çocuk yoktur, problemli ebeveyn vardır. Kimse durduk yere ben katil olayım, pislik adamın-kadının biri olayım demez (istisnalar dışında). Her bebek, dünyaya masum gelir ve yaşamının ilk yıllarındaki duygusal yoksunluk, sevgi eksikliği, taciz, şiddet vb. durumlar çocukların tüm karakterini neredeyse şekillendirir. Yazar kitapta en çok mental ve fiziksel gelişim için ilk 4 yaş önemini vurguluyor.
Çocuklar geleceğimizdir. Kendi çocuğumuz kadar çevremizdeki çocuklardan da sorumluyuz. Bu yüzden, tüm eğitimcilerin, anne-babaların, anne-baba adaylarının, çocuklarla çalışanların mutlaka okuması gereken bir kitap.

"Bütün insanlar insancıl değildir. Bir insanın nasıl insancıl olacağını öğrenmesi gerekiyor." Dr. Perry

Yazarın biyografisi

Adı:
Bruce D. Perry
Tam adı:
Ed. Bruce Perry
Unvan:
Amerikalı Psikiyatr, Yazar
Doğum:
A.B.D, 1955
Dr. Bruce D. Perry, Psikiyatri alanında iş hayatını sürdürmektedir. Özellikle Nöroloji, Travma ve Ruh Sağlığı konularında uzmanlık sahibidir. Yazarın bugüne kadar yayımlanan iki eseri bulunmaktadır. 

Yazar istatistikleri

  • 13 okur beğendi.
  • 465 okur okudu.
  • 99 okur okuyor.
  • 675 okur okuyacak.
  • 26 okur yarım bıraktı.