Kitabın adı Çölde İsyan değil de Çölde ihanet olmalıydı.
Arkeologluktan casusluğa, daha sonra Irak diplomatlığına kadar uzanan bir yolculuk. 1. Dünya savaşı sırasında bazı ülkelerin sınırlarını belirleyen, Gertrude Bell'den sonra şüphesiz en önemli kişilerden biriydi. Neredeyse hepimiz onu tanıyoruz, ama hiçbirimiz sevmiyoruz. Nefretimizi nasıl kazanmış gelin beraber okuyalım.
Yaşanan şeyler, yaşadığımız şeyler o kadar acı ki unutmamalıyız diye düşünüyorum. Kitabın ismi çölde isyan değil de, çölde ihanet olmalıydı. Bu konuyla alakalı herkes bir şeyler yazıp çiziyor. Gelin Bir de bu ihanete baş tutmuş, yeni bir şahit olan birinden okuyalım. Kitaptaki bir konuya açıklık getirmek istiyorum, özellikle kanal cephesindeki mağlubiyetimizin devamı İngilizler ve yanında isyan eden Arapların Filistin bölgesinde onları Müslüman olarak düşünen maalesef ki çok kişi hataya düşüyor. Özellikle Seydi Beşir olayı. Lawrence inanıp ayaklanan Şerif Hüseyin ve beraberindekiler Osmanlıya isyan etmiş ve en bilineni Seydibeşir Olayıdır 15 bin Türk askeri vahşice şehit edilmiştir. Lawrence bile bu olaydan pişman olduğunu anlatmıştır. Seydibeşir olayı ve diğer katliamlara karışanlar arasında maalesef o dönemin Filistinlileride vardır. O bölgede özellikle Dürzi araplar var ve onlar küfre düşmüşlerdir. Osmanlıyı uğraştıran en azılı isyancılardır.Suriye bölgesinde ise nusayri araplar yine küfür ehli olanlar var bölge çok unsurlu bölgeyi tek bir çerçevede düşünmek nitekim çok yanlış.
İngiliz Lawrance ortadoğu sevdalısı bir medeniyet aşığıdır ve eski elzem bir milleti barbaroğullarının zulmünden kurtarmıştır. Biz dağılan Osmanlıdan cumhuriyetimizi kurarken diğer milletlerde onlara göre Osmanlı sömürgeciliğinden kendilerini kurtarmıştır. Lawrance' de muhteşem bir orta doğu sevdalısıdır. Lawrence'nin