“Kadınların Elizabeth döneminde neden şiir yazmadıklarını soruyorum ancak nasıl bir eğitim aldıklarını bilemiyorum; yazı yazmak öğretiliyor muydu onlara; kendilerine ait bir oturma odaları var mıydı; yirmi bir yaşına gelmeden kaç kadın çocuk doğuruyordu; kısacası sabahın sekizinden akşamın sekizine kadar ne yapıyorlardı. Görünüşe bakılırsa paraları yoktu; Profesör Trevelyan’a göre, çocukluktan çıkmadan, on beşinde ya da on altısında, hoşlansalar da hoşlanmasalar da evlendiriliyorlardı. Bunları gördükten sonra, içlerinden birinin ansızın Shakespeare’in oyunlarını yazmasının son derece garip olacağına karar verdim.”
“Kadınları korumaktan vazgeçmeniz lazım, onları farklı işler ve uğraşlarla baş başa bırakın; izin verin ki asker olsunlar, denizci olsunlar, otomobil sürsünler, liman işçisi olsunlar… İşte o zaman kadınlar, erkeklerden daha genç yaşlarda, daha çabuk ölmezler.”
“Kapının önüne vardığım zaman, ‘yüz sene sonra kadınlar artık korunma altında olması gereken bir cins olmayacaklar’ diye düşündüm. Bir zamanlar kendilerine yasak olarak görülmüş bütün şeylere dahil olabilecekler. Bir dadı kömürleri yığabilecek. Dükkanda çalışan kadın araba kullanabilecek. Kadınlar himaye altında olan cinsiyet olduğunda görülen durumlara ilişkin bütün varsayımlar ortadan kalkacaklar…”
“Erkeklerden nefret etmeme gerek yoktu çünkü onlar artık bana zarar veremezlerdi. Hiçbir erkeğe yağ çekmeme gerek yoktu çünkü onların bana verebilecekleri hiçbir şey yoktu.”