Katherine Mansfield ismini hep “Virginia Woolf’un kıskandığı tek yazar” olarak duymuşumdur. Virginia Woolf’u çok sevdiğimden artık bir Katherine Mansfield kitabı okumam gerektiğinden emindim. Koyda ile başlamak istedim çünkü konusu ve üzerindeki alıntı beni çok etkiledi.
Yazar tıpki Woolf gibi bilinç akışı yöntemiyle yazıyor. Bu tarz kitapları okumayı seviyorsanız hiç düşünmeden almanız gereken bir kitap.
Kitap Yeni Zelanda’da yaşayan ailenin bir gününü anlatıyor. Belirli bir olay örgüsü yok. Karakterleri tek tek dinliyor, hissediyor, arkadaşlık ediyorsunuz. Kitabı okurken kendimi onlarla beraber düşünürken hayal ettim ve birlikteymişiz gibi hissettim. Betimler öylesine canlı ve kusursuzdu ki sanki bir film izliyorum hatta sayfaların içindeymişim hissi uyandırdı.
Cümleleri ve anlatım tarzını çok beğendim. Katherine Mansfield bundan sonra okuma listeme sıklıkla ekleyeceğim bir yazar olacak.
Okuduğum ilk kitabı olmasına rağmen derin bir bağ kurdum ve içimde sımsıcak hisler uyandırdı.
Hatta öyle ki yalnızca bir kez okumak bana yetmeyecek, zaman zaman tekrar elime alıp bu olağanüstü betimlemelerin içine atacağım kendimi.
Kısacık, bir oturuşta biten bu eşsiz kitabı mutlaka okumanızı öneriyorum