İtalyan Edebiyatı'nın nisan ayı okumasında tanınan yazar Buzatti ve yine bilindik eseri Tatar Çölü var. Tabi ben sabredemedim ve sayılı gün kala okuyuverdim. :)
Hikaye, genç bir subayın Tatar Çölü sınırında atıl, unutulmuş, eski bir kaleye tayin edilmesi üzerine kurgulanıyor.
İnsanın anlam arayışını, bitmeyen umudunu, bekleyişini ve farkında bile olmadan alışkanlıklarına nasıl kapıldığını anlatıyor.
Romanda geçen Bastiani Kalesi, güvenli bir alanı metoforize ederken bu güvenin ne kadar tehlikeli olabileceğini, insanı nasıl tutsak alabileceğini gösteriyor.
Tatar Çölü, öğrenilmiş çaresizliğin içindeki büyük bir boşlukta kaybolmayı sembolize ederken, güvenli alandan çıkacak bir sebep yaratacak umudu da ifade ediyor.
Tatar Çölü'nden sürekli bir saldırı, düşman, baskın beklentisi var. Aslında hapsolunan kaleden, görünmez bir pranga olmuş alışkanlıklardan kurtulma beklentisi de böylece yansıtılmış olunuyor.
Teğmen Giovanni bu tutsak görevden bir çok kez kurtulma imkanı olduğu halde alışkanlıklarına yenik düşerek, aslında mutsuz olduğu bu kaleden çıkamıyor.
Gençliğine güvenerek ertelediği her fırsatta hayatının geçip gittiğini fark ettiğindeyse artık çok geç kalmış bulunuyor.
Yaşamın kıymetinin anlatan, zamanın önemini vurgulayan, fırsatların kıymetini gösteren ve en önemlisi adım atmanın önemini anlatan derin bir hikaye Tatar Çölü.
Herkesin kendi değişim ve dönüşümü için adım atmaya cesaret bulmasını, güzel fırsatlarla buluşmasını ve değerini fark etmesini diliyorum.
Tatar Çölü'yle tanışacak olanlara keyifli okumalar olsun...