Ah! Ahmet Cemil zengin olaydı, evet zengin olaydı. Onun da Erenköy’de bir köşkü, köşkte süslü bir kütüphanesi, kütüphanenin önünde güzel bir bahçesi olsaydı; Lamartine’i, Musset’yi orada okuyaydı fakat on altı sahifesini kırk kuruşa tercüme etmek için değil, yalnız kendi zevki, kendi saadeti için...
Aşk bir insanın yalnız kalbine değil; aklına, fikrine, iradesine, kısacası bütün duygularına, manevi güçlerine hâkimdir. Daima şüphe ve vesveseler içinde bulunmaktan hoşlandığı için kulak ve göz her istediği, her gördüğü şeyi onun mizacına göre duyup görmeye; düşünme gücü her kararını onun arzusuna göre vermeye mecburdur.