Belgeli Tarih
Takip Et
Belgeli Tarih
@belgelitarih
Sıkı Okur
Türkiye Tarihi
Türkiye
18 kütüphaneci puanı
43 okur puanı
Eylül 2022 tarihinde katıldı
513
Kitap
66
Takip edilen
68
Takipçi
17
İnceleme
35
Alıntı
30
İleti
Kitapları
Duvar
Yorumlar
Mehmet
@SucukIuKek
·
Hayır Saudade hepsini 29 Ekim'e kitleyemezsin. Ayrı ayrı kutlayacağız bunları.
Gönderi kullanım dışı
Belgeli Tarih
Cumhuriyet tarihinin , en klişe yalan , hurafe ve çarpıtmaları isimli liste . En çarpıcı olanı , Emine Şenlikoğlu’nun uydurduğu ve Kemahlı İbrahim Hakkı Hoca hakkındaki , şapka takmadığı için istiklal mahkemelerinde yargıladılar ve yargılama sırasında vefat ettiği için , gıyabında mezarından çıkartıp astılar yalanı. ( Şapka kanunununun ilanından bir yıl önce vefat ediyor ayrıca . Bu nedenle istiklal şapka takmadığı için yargılanması imkansız ) Bu yalanı hem kitap olarak hemde filim olarak yayınladılar . Filmin adı : “ Bize Nasıl Kıydınız “ Tüm bunların yaşandığı dönemde , Kemahlı İbrahim Hakkı Hoca nın kızları, Reha Muhtarın yönettiği programa katılıyorlar ve ; “Bu hadise tamamen yalan ve uydurmadır. Babamız eceliyle vefat etmiştir. Mezarı falan da açılmamıştır.” ifadeleriyle bu iddiayı tekzip etmiştir. Bu listedeki yalan ve çarpıtmaların hepsini, kaynakları ile okumak isteyenler için ;
Turgut Özakman
Vahidettin, Mustafa Kemal ve Milli Mücadele
——————— İlgili Programın Transkripti Bu arada, 31 Ekim 1994 gecesi, Reha Muhtar’ın hazırladığı Ateş Hattı programında ölünün mezardan çıkarılıp asılması, zorla sakal kesilmesi, Kur’an’ın toprağa gömülmesi gibi iddialar, geniş bir şekilde ele alınır. Bu programın söz konusu iddialarla ilgili bölümlerini, ayrıntılı sahnelerin özünü koruyup kısaltarak anlatıyorum. Reha Muhtar – Filmde Cumhuriyetin ilan edildiği yıllarda bir Mevlevi şeyhinin mezardan çıkartılarak yeniden idam edilmesi gösteriliyor. Filmde, kızının ağzından o günlerde Kur’an’ın baskı sonucu toprak altına gömüldüğü, inananların sakallarının kesildiği, görüntülerle aktarılıyor. Ateş Hattı filmin bu tüyler ürpertici iddialarını araştırdı. Reha Muhtar – Aslında film, günümüzde geçen ve çok da ilginç olmayan bir öyküyü işliyor. Ancak zaman zaman geriye dönüşlerle, Cumhuriyetin ilk yıllarında olduğunu iddia ettiği bazı olayları gündeme getiriyor. En çarpıcı olay, Erzincan’ın Kemah ilçesi, Müşekrek köyünde, eceliyle ölmüş Mevlevi Şeyhi İbrahim Hakkı Efendinin, Mahkeme kararıyla mezardan çıkartılarak ipte sallandırılması, yani ida m edilmesi. İşte bu sahne, İbrahim Hakkı Efendinin, o sıralarda 10 yaşlarında olan küçük kızının, bu olayı izlerkenki ağlama görüntüsüyle veriliyor ve film boyunca da, İbrahim Hakkı Efendinin, Cumhuriyetin ilk yıllarında başına gelenler, kızının anılarından aktarılıyor. H. Türkyıldırır – Evet, yeri bellidir. Bu olayı yaşanan insanlar hala sağdır, hayattadır. L. Pekcan – Peki, bu filmde ‘tarihi gerçekler saptırılmadan, aynen verilmiştir’ deniliyor. M. Çukurcu – Evet. L. Pekcan – Filmin senaryosunu da, bir arkadaşınızla birlikte kaleme aldınız. Emine Şenlikoğlu’nun kitabından uyarladınız. Film, Erzincan’da bir şeyhin asılmasıyla başlıyor. M. Çukurcu – Evet, biz bunu araştırmaya başladık, o kadar büyük bir araştırma değildi, piyasa da var olan kitaplardan araştırma yaptık ve birtakım tarihi gerçeklerle yüz yüze kaldık. Ben, Şeyh İbrahim Efendi Hazretleri olayını bilmiyorum. Burhan Bozgeyik’in Bize Nasıl Zulmettiler isimli kitabında rastladım, yaklaşık birt sayfaydı. Defalarca okudum ve etkisinden kurtulamadım. Şeyh Efendinin torunlarını kaynak gösteriyordu. Ayrıca, dipnot olarak Erzincan yıllığın’dan bahsediyordu. (2 kaynaktan bahsediyor ama ikisi de yalan. Olayın kaynağı, daha evvel onlarca yalanını açıkladığımız H.H. Ceylan. Din-Devlet İlişkileri, 3.C. s.31-34) Biz bunlara ulaşamadık ama ben bu var olan bilgileri doğru kabul ettim. Reha Muhtar – Ateş Hattı İbrahim Hakkı Efendinin hem torunlarını, hem de filmde, ağzından anlatımın yapıldığı kızlarını buldu. İbrahim Hakkı Efendinin iki kızından Hatice Meliha Cimilli, İstanbul, Fatih’te, Halıcılar Caddesi 86 numarada Oturuyor. Şu anda 80 yaşında. Babası eceliyle öldüğünde 10 yaşlarındaydı. [Filmin söz konusu sahneleri tekrar gösterilir] L. Pekcan – Bu Filmde, mezardan çıkarılıp beyaz kefeniyle tekrar asılan İbrahim Hakkı Efendi, Erzincan, Kemah ilçesi, Müşekrek Köyünden, sizin babanız… H. M. Cimilli – Evet efendim babam. L.Pekcan – Böyle bir olay oldu mu? H. M. Cimilli – Hayır, kati suretle hayır! Hiç böyle bir şey olmamıştır! Her tarafım titredi… Onlar da Müslüman, ben de. Getirsin şurada Kur’an’ı Kerim’e elimi basaym. Böyle bir şey olmadı. Ben küçük değildim, on yaşındaydım. L. Pekcan – Biz torunuyla konuştuk, İbrahim Hakkı Efendinin kızıyla konuştuk. Bugün 80 yaşında. Olaya büyük infial duyduğunu, büyük tepki gösterdiğini, böyle bir şeyi kesinlikle kabul etmeyeceğini söylüyor. M. Çamurcu – Evet, ee, bakınız, İbrahim Hakkı Hazretleri Mevlevi’dir ve gerçek bir İslam Alimidir. Saray vaizliği yapmıştır. Sıradan bir insan değildir. İnkılaplara karşı çıkmıştı. Ankara’dan gelen bir emirle Erzincan İstiklal Mahkemesi gıyabında idam cezası verilmiştir, kendisi bulunamadığı için. Bakın, bunlar tamamen gerçektir. Ben bunlara inanıyorum. L. Pekcan – Mezardan çıkartılıp.. M.Çamucu – Ben bunlara inanıyorum. Kızının, ne şartlar altında, ne söylediği beni ilgilendirmiyor. Biz buna… bunlar gerçektir! Reha Muhtar – Bir Şeyhin kızına, acaba hangi kuvvet Kur’an ‘a el bastırarak yemin ettirebilir! H. M. Çimilli – Erzincan’da üç ay hasta yattı, eceliyle öldü. ‘Terzi Baba’ mezarlığına gitti. Yatıyor orada. L. Pekcan – Daha sonra mezarından alındığı… H. M. Cimilli – Ne !! Hayır, katiyen! Rahmetli ağabeyim yaptırdı mezarı. Senelerce ziyaret ettik, gittik. Teyzemin oğulları her hafta, ziyaretine giderlerdi. L. Pekcan – Bu filmin gerçeği yansıttığı söyleniyor ve hatta torunları kaynak gösteriliyor. H. M. Cimilli – Torunları? Bu işte torun! O kadar yanlış, o kadar yanlış ki yalan! Her türlü ispat ederim. Çünkü şükür ki hayattayım, bir de ablam var hayatta. Reha Muhtar – Ateş Hattı, Hatice Meliha Cimilli’nin hayatta olan ablası Afile Özselçuk’u İbrahim Hakkı Efendinin büyük kızını da, Ankara’da Ebuzziya Teyfik sokak, 34 numara da buldu. Afife Özselçuk – Çok fena oldum. Baygınlık geçirdim. Nasıl uydururlar böyle bir şeyi, hiç imkansız. Babam (köyde değil) Erzincan’da öldü, Terzi Baba’da gömüldü, halen orada gömülü. Gitsin baksınlar. L.Pekcan – Nasıl öldü efendim? A.Özselçuk – Kalpten öldü. Hasta yattı, sonra öldü. Erzincan’da gömülü duruyor. L.Pekcan – Tanırlar mı, bilirler mi orada? A.Özselçuk – Çok tanırlar. Çok çok tanınmış… L.Pekcan – Ne olarak bilinir? A.Özselçuk – Mevlevi şeyhiydi. Medresesi vardı. Talebeleri vardı. Herkes tanır yani Erzincan’da. L.Pekcan – Hacı İbrahim Efendi olarak mı bilinir? A.Özselçuk – Evet, Hacı İbrahim Efendi, Kemahlı Hoca L.Pekcan – Kemahlı? A.Özselçuk – Kemahlı Hoca, Hacı İbrahim Efendi. L.Pekcan – Peki, bu Müşekrek köyünde, başka Hacı İbrahim Efendi var mıydı, ya da İbrahim Hakkı Efendi? A.Özselçuk – Hiç, hiç yok. Zaten 10 ev, o kadar. Müşekrek köyü çok küçük bir köy.(Babam) Orada kalmamış, babasına ‘ben okuyacağım’ demiş, babası para vermiş, gitmiş Mısır’da biraz okumuş, sonra İngiltere’de okumuş. Sonra gelmiş işte, Mevlevihane’yi açmış. Koca bir arazi içinde medreseler, tekke, cami, işte aşhaneler… Evimiz, hep o şeyin içindeydi. Hep yanımızdaydı. L.Pekcan – İdam kararının, mezarından çıkarılıp uygulandığı söyleniyor. A.Özselçuk – Hayır, hayır! Hiç, yalan! Nasıl uyduruyorlar bunları, nereden çıkarıyorlar? Bu kadar iftira olmaz! Ne istiyorlar ölü adamdan? M.Çamurcu – Filmdeki her olayın gerçek olduğuna inanıyorum. Gerçek olmasaydı zaten, ben onları filme aktarmazdım. Bu cesareti gösteremezdim. (Bir tarafta, kendilerine anlattığını iddia ettikleri çocukları ve torunları, elleri titreyerek, canlı yayında yeminler ediyor ama diğer tarafta M. Çamurcu neye inanıyorsa! hala yalanını savunabiliyor.) L.Pekcan – Torunu şu anda yaşıyor, kızları da aynı şekilde… M.Çamurcu – Başka torunları da var! S.Elmas – Torunları kaynak gösteriliyormuş bu filmde. Böyle bir şey kesinlikle olamaz! Olmayan bir şeyi, torunları nereden söylesinler? L.Pekcan – Kaç tane torunu var? Yakın ilişki içerisindeyiz diyorsunuz. Bunu söyleyebilecek bir torun çıkabilir mi? S.Elmas – Hayır kesinlikle çıkamaz. Biz üç kardeşiz, teyzemin yine üç çocuğu var. Ölen kardeşlerinin kızı Buket Uzuner, kardeşi Salih Uzuner var. Böyle bir şey söyleyecek torun yok. Reha Muhtar – Ateş hattı, bir kuşku bırakmamak için sadece bir torunla değil, diğer torunlarla da görüştü. Gülgün Hanım – Evet, torunların hepsiyle yakın ilişki içindeyiz, torunları bizleriz. Hepsi Atatürkçü, milliyetçi insanlar. Biz dedemizin, her zamanCumhuriyet hükümeti ve Atatürk hükümeti tarafından saygı gördüğünü duyduk annemizden. Annem 80 yaşındadır, Cumhuriyet İlkokulu’nu bitirmiştir. Dedem öyle Atatürk karşıtı biri olsaydı, herhalde kızını o devirde, karma bir ilkokula göndermezdi. Reha Muhtar – Yine İbrahim Hakkı Efendinin kızının anılarına dayanılarak, filde gösterilen Kur’an gömme sahneleri ise, tartışmaların bir başka boyutunu oluşturuyor. Ezici çoğunluğu Müslüman olan bir toplumun, batılı emperyalist güçlere karşı verdiği Kurtuluş Savaşı’ndan sonra, hepsi Müslüman olan önder kadronun veya onlardan güç alan başkalarının, kendi dinlerinin kutsal kitabını, nasıl toprağa gömdüklerini anlamak mümkün görünmesede, biz yine tarafları dinleyelim. L.Pekcan – Bir belge gösteriliyor mu? H.T – Altında kaynaklar vardı. Erzincan Günlüğü gibi bir kaynak göstermiştir. L.Pekcan – Erzincan Günlüğü gibi? Peki, siz inandınız mı efendim? Böyle bir şeyi inanarak mı çektiniz? H.T – Tabii ki. L.Pekcan – İnanıyorsunuz? H.T – Tabii ki. L.Pekcan – Yani Kur’anların gömüldüğü, İstiklal Mahkemelerinin… H.T – Olmuştur bunlar. Reha Muhtar – Filmde bunların olduğu, yine İbrahim Hakkı Efendinin kızının, küçüklük anılarından aktarılıyor. Şimdi 83 yaşındaki o küçük kız, Ateş Hattı kameralarına şöyle konuşuyor. Afife Özselçuk – Yalan! Hiç imkanı yok. O kadar insan gördü ki. Herkes ibadetinde. Camisinde. Evinde. Hiç öyle saklı bir şey yoktu Atatürk zamanında. L.Pekcan – Siz evinizde, rahat rahat Kur’an okur muydunuz? A.Özselçuk – Rahat, çok rahattık. Hatim okunurdu Ramazan’da. Hiç kimse bir şey demezdi. L.Pekcan – Herhangi bir engel? A.Özselçuk – Hiç, hiç bir engel yoktu. Herkes ibadetini yapardı, serbestti. Hiç gizli bir şey yoktu. Bunları nereden çıkarıyorlar böyle? Öyle sakal kesme falan, hiç imkanı yok. Kur’an gömülür mü hiç? H.M.Cimilli – Hiç, hiç katiyen! Benim dedemin dedesinin Kur’an-ı Kerimleri var: Benim ablam (Afife Hanım) hafızdı. Erzincan’da, 30 Kur’an hafızı… Bütün Erzincanlılar bilir. Kimse, ‘hafız, niye okuyorsun?’demedi… Kocam, Allah rahmet eylesin, ilkokul din öğretmeniydi. Evde beraber namaz kılardık, Kur’an okurduk. Bir münakaşa oldu, dedim ki: ‘Yahu kim bizim Kur’an’ımızı topladı ki… Bak, dedemin Kur’anı işte burda!’ (Son olarak, l.Pekcan, İbrahim Hakkı Efendinin bir başka torunu ile konuşuyor) L.Pekcan – Böyle bir şeyin varlığına siz inanabiliyor musunuz? Bilgin Cimilli – Kesinlikle inanmıyorum. Ateş Hattı programı burada sona eriyor.”