Göz göze geldiğimizde içimde tuhaf bir şey oldu. Bir şey titredi. Kalbim, endişeyle karışık bir güvenle çarpmaya başladı.
Ne diyeceğimi bilmiyordum. Ama onun yüzünde yargı yoktu.
Sadece anlayış vardı. Varlığı, bir duvar gibi arkamda duruyordu.
Sadece “Seni görmek istedim,” dedi.
O an gözlerim Halil’e odaklandı. Karşımda dimdik oturuyordu. Geniş omuzları koltuğu dolduruyor, uzun bacakları öne doğru uzanıyordu. Parmakları iri ve güçlüydü ama birbirine kenetlenmiş hâli, içsel bir gerilimi ele veriyordu. Sarı saçlarının altından bakan kahverengi gözleri sakin görünse de derinlerinde
saklı bir öfke kıvılcımı vardı.
Etkileyici bir yüzü vardı; sert hatlarının arasında kırılgan bir ifade gizlenmişti. O güçlü görüntünün ardında anlaşılmayı bekleyen bir çocuk seziliyordu.