Ben artık sevmekle kıskanmanın apayrı kavramlar olduğunu düşünüyorum. Kıskançlığın altında yatan çok çeşitli dinamikler olabilir:güven eksikliği,bağlanma problemi,özgüven eksikliği.. Ama bu dinamiklerden biri kesinlikle sevmek değil.
Benim hayranlığımdan inlerdi şehir
ben atlara ve uzaklar hayrandım
kendi ehramlarını bile tanımayan kadınlar
ansızın patlak verirdi baharda.
Dudaklarımda çürükler vardı
dağ çiçeklerinden ötürü.
Irmaklara salardım kendimi
ruhumda kaynar adımlarla gezinen dünya
bana hain sevgilimdi.
Yaşamak debelenir içimde kıvrak ve küheylan
beni artık ne sıkıntı ne rahatlık haylamaz
çünkü ben ayaklanmanın domurmuş haliyim
Şunu samimiyetimle söyleyebilirim ki; Muhammed bugün sağ olsaydı, “Arkadaşlar!
Zamanımdaki koşullarda insanları ancak malum olan bu din olgusuyla yola getirebilirdim. Zira onları kontrol altında tutabilmek için başka alternatifim yoktu. Ama bugünkü çağda ben Muhammed olarak, artık sizi bu eski inançlarla yönetemem” deyip, bu sözlerle İslam âlemini uyaracaktı. Kendisi de zaten o günkü insanlar için, “İnsanlar yüz deve gibidir. Bu yüz deveden birine binmek istiyorsun, ama hepsi tehlikeli, insanı yere düşürecek tipten; bunlardan doğru dürüst birini seçemezsin” demiştir.
Üçüncü provada ben Si Bemol’e sırılsıklam âşığım. Si Bemol bana her an beni öpecekmiş gibi bakıyor. Kâşife anlatıyorum durumu. Onun uşak rolü kısacık, provalara gelmesine gerek olmadığı konusunda çabucak anlaşıyoruz. Başlıyoruz biz Si Bemol’le, İonesco’yu aşkımıza âlet ederek, deli gibi sevişmelere.