Rabbinin sabrı geniştir… ama benimki değil, O, kaldıramayacağım yükü vermez —ama ben tükendim. Bunu şikâyet sayma Allah’ım, Bu, bir çocuğun annesine feryadı… nazı. MASAL
Ben genelde anlaşılmanın bir önemi kalmadığı zaman anlaşılırım...
Duygu ve Düşünce
Reklam
Heidegger’in "dünyaya fırlatılmışlık" dediği durum gibi; İnsan, ne olduğunu tam çözemediği bir boşlukla, bir anlam açlığıyla dünyaya gelir. Çoğu insan bu boşluğu maddi nesnelerle, makamla veya geçici hazlarla doldurmaya çalışır. O noksanlık hissi, aslında bir eksiklik değil,Yaratıcı'nın içimize sığabilmesi için açılmış özel bir yerdir. Yani o boşluk, aslında O'nun varlığını hissetmemiz için ayrılmış bir alandır. Bu noktada devreye giren her şey ; alkol, anlık hazlar, bitmek bilmeyen kalabalıklar veya sürekli bir gürültü arayısı... aslında ruhun kendi gerçek sesini duymasını engellemek için kurulan savunma mekanizmalarından ibaret. İnsan, kendi içindeki sessizlikten korkar. çünkü sessizlik, insanın kendi noksanlığıyla baş başa kaldıgı yerdir.Ruhu sürekli eğlenceyle veya geçici tatminlerle meşgul etmek, aslında bir nevi uyuşturma yöntemidir. Bir insan neden sürekli gürültü ister? Neden hep bir kalabalığın içinde, hep bir hareket halindedir? Çünkü durduğunda, o boşluğun içinden yükselen "Ben neden buradayım ve bu noksanlık neden bitmiyor?" sorusunu duymaktan çekinir.kalabalıklar içinde yalnızlaşır, hazlar içinde daha da yoksullaşır ve asıl özlemini çektiği "evine" dönememenin verdiği o derin, tarifi imkânsız yorgunluğu taşımaya devam eder. İşte bu yüzden bu tarz yaşamları tercih etmek bundan hoşnut olmak çok ucuzca geliyor. Ruhundaki o boşluğu geçici hazlarla uyuşturmayı reddeden, gürültüye değil kendi hakikatine kulak veren o duruşlu insanları seviyorum. Bu hayatta bir çizgisi olan düsturu olan insanları seviyorum. Kalabalıkların gürültüsüns kapılmadan "Bu bana uygun değil" diyebilen; bir çizgisi, bir düsturu ve bir derdi olanları... Onlar için hayat, boşa tüketilen bir zaman değil, bir mana arayışı çünkü. Yolumuz mana arayan insanlara denk gelsin✨

E

@buelka
·
İnsanoğlu yeryüzündeki uyanışına yaratılmış olduğunu farkederek varır. Ama iş burada bitmez, burada başlar. Çünkü yaratılmış olmayı kavramak aynı zamanda kişinin noksanını bilmesi demektir. Bu da bir arayışı gerektirir. Nedir noksan? Nasıl, neyle giderilir?
Alıntı
Hayat öyle ağırlaşıyor ki bazen; Nereye gittiğini bilmeden, kendi sesini bile duymadan Yürürsün… İçin kırık, adımların sessiz, ruhun yorgun. Ben mi eksik kaldım, yoksa kader mi kapattı yolları? Doğumumuz bir damla suya yazılmış, Ölümümüz bir avuç toprağa emanet… Ve biz, bütün bu geçiciliğin ortasında Tutunacak bir yer ararken Sallanır dururuz dünyanın eteklerinde. MASAL
Ben sana meçhulüm, bilemezsin.
İnsan ve Duygular
Bugün biraz dokunaklı şiirler geldi aklıma nedense
Faruk Nafiz Çamlıbel in Han duvarları şiiri yolculuktaki yazılan mısralar ve tabiki Maraşlı Şeyhoğlu satılmışın mısraları aklımdan çıkmayanlardan "On yıl var ayrıyım Kınadağı'ndan Baba ocağından yar kucağından Bir çiçek dermeden sevgi bağından Huduttan hududa atılmışım ben Gönlümü çekse de yârin hayali Aşmaya kudretim yetmez cibali Yolcuyum bir kuru yaprak misali Rüzgârın önüne katılmışım ben" Garibim namıma Kerem diyorlar Aslı'mı el almış haram diyorlar Hastayım derdime verem diyorlar Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış'ım ben"
Reklam
Reklam