Diyalektik dediğin zaten kanıtlanmamış bir varsayım
Puan vermedi·800 syf.··
2025 33. kitabı
·
73 günde okudu
·
Okunma: 04 Kasım 2025 00:00
Canım, Fyodorcum Dostoyevski.. Bu okuduğum dördüncü kitabı henüz ama en çok bunu sevdim. Bakmayın uzun sürdü bitmesi, hayatımdaki kaoslarla ilgilendiğimden Karamazovların kaosuna ancak sıra geldi. Aslında Karamazovların kaosu değil sadece, yavaş okumak ne okuduğunu anlamaya da yarıyor. Böyle de legalleştirmiş olalım gecikmeli okumayı. Ne diyordum Dosto aslında içindeki kaosu, üç farklı ucu, bir insan aynı anda tek bir şey olmaz’ı veriyor okuyucusuna. Üç kardeş de kendisi aslında. Sanat biraz da bu değil mi? “Bu ben değilim; o, ama hoş gör onu. Ben de onun üzerinden görüldüğümü, anlaşıldığımı bileyim.”cilik. Sanat budur. Gördüm seni, senleri.. Sosyalist tarafını, eleştirel tarafını, dine yaklaşımını ve kaçışını aynı dinden ve yine de İncil’den kopamayışını, sevilmeyişini, sarhoş babanı, annesizliğini, Zossima üzerinden verdiğin ordu deneyimini, maddi sıkıntılarını, evlat acını, sürgün ve hapis cezalarını… Acının insanı derinleştirdiğini konuşuruz çok sevdiğim bir dostumla. Haklıyız, genelde, özellikle bu konuda. Bu nasıl derinlik! Ama aynı zamanda başka birileri de der ki: “Derin acılar dilsiz olur.” Bu demek değil imiş demek ki derin acısı olan her kişi sessiz olacak, bağrına taş basacak. Öyleyse bile sende iyi ki olmamış Dostoyevski. İyi ki yazmışsın, iyi ki duyuyoruz yüreğinin sesini 145 yıllık mış’lı geçmişten. Senin bir sözünle bitirmek istiyorum: “İnsanı en çok acıtan şey hayal kırıklıkları değil, yaşanması mümkünken yaşayamadığı mutluluklardır." Keşke’yi sana ayırdım; keşke yaşayabilseydin.. Umarım’ı bize saklıyorum; umarım yaşarız.. Hepimiz birer Karamazov, tutunabilmek umudunda..
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Ötüken Neşriyat · 201845,4bin okunma
Bir Varoluşçunun Çocukluğu
8/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2025 28. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2025 18:37
Varlığınızı hiç sorguladınız mı? Siz, siz misiniz? Yoksa "siz" rolü mü yapıyorsunuz? Lucien, "Lucien'cilik" oynayıp oynamadığını sorguladığında dört yaşındaydı. Nihayet kendisinin bir rol oynadığına karar verdi. Annesiyle babası evcilik oynuyor, doktorlar doktorculuk, öğretmenler öğretmencilik oynuyordu. Her insan konumunun gerektirdiği işleri yapıyor ve gerekli duygulara da bürünüyordu. Ancak bunların ardında hepsinden bağımsız bir bilinç vardı. Büyüdükçe bu his bir boşluğa evrildi. Eğer Lucien'in hayatı bir rolden ibaretse, bu hayat denen yalanı yaşamanın bir anlamı olmasa gerekti. Duygularının bile gerçekliğinden emin olamayan Lucien, önce bir eşcinsel ilişki yaşamak, sonra da aşırı sağcı bir ideolojik görüş edinmek yoluyla "Ben aslında kimim ve ne hissediyorum?" sorusunun cevabını aradı. Nihayetinde bir çemberi tamamlar gibi başladığı noktaya dönecek, ailesinin ona benimsettiği "yönetici, aile babası" kimliğini kabul edecektir. Bu öyküsünde Sartre, bir kişinin kişilik olarak oluşum sürecini ve bu süreçte toplumun rolünü eleştirel bir bakış açısıyla inceler. Kişinin kendini ve özgürlüğü anlamasıyla ilgili sorulara yanıt arar. Sartre burada varoluşçuluğun temel sorusunu Lucien karakteri üzerinden somutlaştırır. Peki varoluşçuluk nedir? Varoluşçuluğa göre insan, özünden önce var olur. Yani, dünyaya bir hiç olarak gelir ve burada kimliğini inşa etmeye başlar. Kimliğini inşa ederken de tamamen özgür değildir. Aile etkisi, toplum baskısı gibi etkenler altında şekillenir. Lucien, kendi duygularına bile yabancılaşmış bir insanın varoluş sancısını yaşar. Bir kimliğe tutunmak ister ama her kimlik bir maskeden ibarettir. En sonunda “yönetici” rolünü benimser ama bu da kendi seçiminden çok toplumun dayattığı bir kaderi onaylamasıdır. Sartre, bu öyküsünde bize şunu
Bir Yöneticinin ÇocukluğuJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 2021355 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Hunharca sayfa çevirtecek bir üçleme!
10/10
·316 syf.··
2022 40. kitabı
bu üçlemeyi önceden okuyup bitirmiş birisi olarak, aslında ne kadar üçleme ile alakalı olmasa da, genelde fantastik kurgular ile ilgili anlayamadığım, ya da sadece "acaba bana mı öyle geliyor?" diye düşündüğüm bir, artık sorun mu desem, hata mı, ve ya yazarların kitabın bitmesine yakın aceleyle davranıp oldu bittiye mi getirmesidir nedir bilemiyorum lakin; şimdiye kadar okuduğum hemen hemen tüm fantastik kurgu kitaplarında ilk sayfalarda başlayan macera şıkır şıkır akarken, son 30-40 sayfaya gelince bir acelecilik, böyle sanki 250 sayfadır ilmek ilmek döşenen hikaye bir anda "kahramanımız oraya gitti, koştu geldi, bununla tanıştı oldu bitti hoop, hadi geçmiş olsun" tadında bir finale sahne oluyor. kahraman, ana karakter, hep böyle bir son dakikada langır lungur birseyler yapıyor ve finalde, "bizi okumaya devam etmeniz için hikayenin bu kısmında ağzınıza bal süreceğiz. siz de merak ediyorsanız, hikayeyi sürdürecekseniz, şu kitabı (ve bittabi bağlı olduğu seriyi) okuyun/bekleyin"cilik" hakim. bu seride de hep aynısı oldu. serinin her kitabı 300 sayfa civarı ve hep son 50 sayfada langır lungur bir şeyler oluyor. lakin seri leziz. hele hele anayurt, içinde bulunduğumuz fantastik evrenin bir bölümündeki toplumu öyle bir anlatıyor ki, sayfaları gümbür gümbür çeviriyorsunuz. şahsen ben öyle yaptım. ---spoiler--- "bundan daha büyük bir acı yoktur; ne kenarı çentikli hançerin yarası, ne de ejderin alevden soluğu. hiçbir şey, değerini gerçekten anlamadan yitirdiğimiz bir şeyin, bir kimsenin boşluğu kadar yanamaz yüreğinizde. şimdi kupamı sık sık gereksiz sözlerle, işitemeyecek kulaklara bir özürle kaldırıyorum: zak'a, bana cesaret aşılayana" drizzt do'urden ---spoiler---
Anayurt - Unutulmuş DiyarlarR. A. Salvatore · Laika Yayıncılık · 20011,364 okunma
Puan vermedi·528 syf.··
Beğendi
·
2024 25. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 21 Ağustos 2024 21:16
İnsanlık tarihine din,felsefe,edebiyat,spiritüellik gibi koca koca alanlarda mal olmuş isimlerin hayatlarına dair bir şeyler yazmak da yazılmışları okumak da büyük cesaret istiyor bana göre. Zira her büyük isim etrafında büyük mitler,büyük takipçiler,adının sonuna eklenen -cılık,-izm ekleriyle devleşen kitleler ve kurumlar yarattı bugüne dek. Ve yine her büyük isme dair bir kurguyu okuyan olmak da bu isim etrafında şekillenen şeylerden beslenmeyi ama beslendiği şeyin hem bir ilaç hem de bir zehir olma potansiyelini unutmadan bu gıdayı temin etmeye devam etmeyi göz önünde bulundurmak zorluğunu ve zorunluluğunu taşır. Nitekim Küçük Bir Ölüm de bu iki muazzam cesaret gerektiren işi beceren bir yazar ve bir okurun buluştuğu eserlerden birisi olmuş. Öyle bir insan anlatılıyor ki hikayenin kurgusunun ana rahminde başlattığı çizginin son nefese değin sürmesiyle sizi nefes nefese bir sakinlik içinde bırakarak takibe zorluyor. Nefes nefese bir sakinlik diyorum çünkü nehrin nereye akacağını biliyor ama dalgaların azgınlığıyla da korku dolu bir hayret içinde seyrediyorsunuz güzergahta. Neyin gerçek neyin yazın sanatıyla yaratılmış olduğunun bir önemi kalmaz halde izleyicisi oluyorsunuz hikayenin. Hele ki aralarda bir ışık patlaması gibi önünüze çıkan kimi mutasavvıflara ait sözler gözlerinizi kamaştırdığında alınan lezzet zirveleri zorluyor. Bende en çok tat bırakan Beyazıd Bistamî’nin dilinden dökülen şu söz idi: “Nefsim,onu Allah’a sürüklerken ağlıyor ve ben,gülene kadar onu sürüklemeye devam edeceğim.” Aslında İbn Arabi’nin seyri sülukunu da güzelce özetliyor bu söz. Ölüme varana dek tatlı kederin yoldaşlığıyla yürür,aşkta kaybolacağın o an neşeden bir varlığa dönüşürsün. Öyle ya, aşk küçük bir ölümdür.
Küçük Bir ÖlümMuhammed Hasan Alvân · Ketebe Yayınevi · 202459 okunma
6/10
·448 syf.··
2024 15. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 16 Nisan 2024 23:08
Bu kitapla tanışma hikayem çok güzeldi, o nedenle metin olarak değil ama kitap olarak bu kitabın bende ayrı bir yeri olduğunu söyleyebilirim. Biricik sevgilim Emre Erdoğmuş bana almıştı bu kitabı, Eskişehir'e gittiğinde. Orada bir sahaf kitapları paketleyip üzerinde konusuyla alakalı ve kitabın türüyle alakalı bir kısım bilgiler yazıyorlar ve sabit bir ücret karşılığında satıyormuş. "Kitapla Kör Randevu" adı altında bir konsept belirlemişler. Ve biz kitaplarımızı seçip aldık ancak bir türlü buluşamadık falan derken aylar sonra açabildik kitaplarımızı ve ben benimkini yıllar sonra daha yeni okuyabildim. Ama çok mutluyum, sonunda yapabildiğim için. Anısı olan bir kitabı okumak daha değişik bir duygu. Açıkçası hikaye vermek istediği mesaj açısından çarpıcı bir kitap ancak bunu birkaç sene önce, ortaokulda Wattpad kitapları okuduğum zamanda falan okusaydım daha çok etkilenebilirdim sanırım. Konu güzel aslında, sadece dili çok basit ve yavan. Çoğunlukla diyaloglardan oluşuyor, bir noktada da o yüzden hızlıca bitti. Dil konusunda çok mutlu olduğum bir okuma olmadı açıkçası, çok bölümlü kötü bir Amerikan dizisi izliyormuş gibiydim. Onun haricinde kitaptaki ana karakterin yaşından, konuşmasından ve davranışlarından az çok hedef kitleyi anlayabiliyorsunuz zaten. Gerçekten sadece ortaokul-lise grubuna kötü alışkanlıklardan uzak durmasını öğütlemek ve nerelerden nasıl yardım alınabileceğini gösteren bir senaryo yazılmış gibi. Bana hitap etmedi çok fazla, muhtemelen bu evreyi geçtiğimden dolayı. Verilmeye çalışılan mesajı takdir ediyorum ve bir noktada çocuklarda depresyonun belirtileri çok güzel ortaya koyulmuş, böyle bir durumla karşılaşıldığında ne yapılabileceği güzelce örneklendirilmiş. O yaşta olsaydım gerçekten benim için bilgilendirici bir okuma olabilirmiş belki.
İnceleme
Komik Bir HikayeNed Vizzini · Go Kitap · 2016627 okunma
Fantastik Severlere! Özellikle Video Oyun evreniyle ilgilenenlere
8/10
·332 syf.··
2023 8. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 01 Kasım 2023 00:00
Açıkçası okur olduğumdan çok daha fazlasıyla bir video oyuncusuyum. Bu yüzden video oyunlarıyla bağlantılı az çevrilen bu kitapları okumaya çalışıyorum. Assassin's Creed oyunlarıyla pek aram olmasa da evrenini sevdiğim için bu 3 kitaplık seriyi de uygun fiyatlı görünce hava kaptım. Serimizin ilk kitabı olan Son Nesil (serinin ilk kitabı için ne kadar kötü bir isim :D kitabın üzerinde de 1.kitap yazmıyor) gayet güzel bir giriş kitabı olmuş. AC serisini bilenler bilir geçmiş, gelecek bir arada işlenen bir yapısı var. Bu kitapta da Owen ve arkadaşları bu Assasins ve Templer'cılık rollerini üstleniyor. Herkesin kendince sebepleri var bunları yapmak için (Owen motivasyonu biraz tırt olsa da belki ilerde açılır) Gayet keyifli bir fantastik kitap olmuş.Ben günümüzde geçen kısımları, geçmişte geçen kısımlara göre çok daha iyi buldum. Özellikle geçmişe gidince karakter sayısı, değişen isimler, bir sürü olaylar vb. Yorucu oluyordu o yüzden 8 puanı laik gördüm. Çünkü aksiyon ve heyecan devam ediyor. Unutmadan bu bir seri ve Tek başına okunacak bir kitap değil bu. Çünkü hikaye yarım kalıyor bilginiz olsun. Seriye devam edeceğim
Edebiyat
Son NesilMatthew J. Kirby · Dex Kitap · 201649 okunma