Ne demişler, ateşle oynayan ya evini yakar, ya kendini... Evimde yandı, içinde olan bende... Cayır cayır yanan aslında çatım değildi, anılardı, kokundu, sendin...
Kıvılcımlar gökyüzüne savrulurken, seninle geçen her an bir köz gibi içime düştü. Perdelerde asılı kalan gülüşlerin, duvarlara sinmiş sesin, aynaya her baktığımda gördüğüm izlerin… Hepsi birer birer küle döndü.
Ben ellerimle yangını söndürmeye çalışırken, fark etmedim asıl alevin içimde büyüdüğünü. Su taşıyan ellerim boşunaymış, meğer ben çoktan tutuşmuşum. Bedenim yanmıyordu belki ama ruhum közler içinde, alevin şekil verdiği bir heykel gibi kalakaldı.
Ateş sönse de kül kalırmış derler. İşte, şimdi en çok o küllere bakıyorum. Onlardan seni tekrar inşa edebilir miyim? Bir kez daha, seni bende var edebilir miyim?