deniz özşimşek

deniz özşimşek
@ben1denizz
Söz yazarı-yazar Sözler bana aittir lütfen almayın kullanmayınız.
1988’de Kürt olmak
"Havin," dedim. Adını ilk kez bu kadar rahat söylemiştim. Durdu, arkasına döndü. "Buyur, Botan?" Sesi yumuşak ama bir o kadar da ciddiydi. O an, bu dünyanın tüm gürültüsü sanki kesilmişti. Ona, "Seni her gün burada görmek, bana bir şeyleri hatırlatıyor," dedim. Ne söylediğimi bile tam bilmiyordum. "Ne gibi?" diye sordu, hafifçe kaşlarını kaldırarak. "Özgürlüğün neye benzediğini..." Bir an sessizlik oldu. Bu kez o da konuşmadı. Ama yüzündeki ifadeden, sözlerimin bir yere dokunduğunu hissettim. Ardından başını eğdi, sanki uzaklara dalar gibi oldu. "Özgürlük..." dedi. "Belki de hepimizin özlediği bir şey." O an içimden bir yemin ettim. Havin’in gülüşü, onun gözlerindeki ışık, bu savaşın sonunda mutlaka korunmalıydı.
Reklam
1980’de Kürt olmak
Gözlerin Havin,gözlerin… Bir kürt kadar cesur, bir o kadar da korkak bakıyor irislerin. Sanki her an kaçmaya hazır bir ceylan gibi; ama aynı zamanda, kök salmış bir çınar ağacının direncini taşır gibi… Ne zaman sana baksam, acıyla yoğrulmuş bir geçmişin hikayesini görüyorum gözlerinde… o hikayede saklı bir yangın var, kor gibi yanan… ama küllerine de yenilmeyen bir alev. Havin, gözelerin hem susuyor hem haykırıyor… söyle bana bu bakışlarının altında sakladığın sır ne? Hangi dağın gölgesinde kalmış cesaretin, hangi vadinin sessizliğinde kaybolmuş umutların, korkuların…
1000Kitap
1980’de Kürt olmak…
Gözlerin Havin,gözlerin… Bir kürt kadar cesur, bir o kadar da korkak bakıyor irislerin. Sanki her an kaçmaya hazır bir ceylan gibi; ama aynı zamanda, kök salmış bir çınar ağacının direncini taşır gibi… Ne zaman sana baksam, acıyla yoğrulmuş bir geçmişin hikayesini görüyorum gözlerinde… o hikayede saklı bir yangın var, kor gibi yanan… ama küllerine de yenilmeyen bir alev. Havin, gözelerin hem susuyor hem haykırıyor… söyle bana bu bakışlarının altında sakladığın sır ne? Hangi dağın gölgesinde kalmış cesaretin, hangi vadinin sessizliğinde kaybolmuş umutların, korkuların…
Alıntı
Lori
Sari gûzî, masîrîn min, Dilî bexte, dînî gava min. Vedişo, dirokî min, Sîngi, hêvî, avên mezin. Xoshmendî, qîrt û balê, Tevgerîn jî wézayên min. Serê min, bêdengî, Rojê, min û şevên mezin. Dîlî xwendin, bo hêvî, Bêşar û min derdî sînin. Tehînê, jîro, nalîn, Lori û zarokê min. Bîrîn hînî, û destê mezin, Mîr min hêvî sîrîna hezîrîn. Nistê, teckirî, û bêdengî, Rêzên gîşkê min.
"Keşke ölseydin... Mezarına gelir saatlerce sular, ağlardım. Derdimi döker giderdim. Ama şuan çaresizce sigara dallarına sığınmaktan başka bir şey yapamıyorum. Belki acımasızca olacak ama, keşke ölseydin." Keşke ölseydim. Dedim kendi kendime tekrar. Keşke ölseydim... Ağlamamın şiddetiyle ellerimden kayıp düşen defter yalnız değildi, beraberinde umutlarım, hayallerim ve bir çok düşlerim de kayıp gitmişti. Keşke ölseydim... Bu cümle zihnimde yankılanıp dururken, gözyaşlarımın ağırlığı kalbime çöreklenmiş, nefes almak bile işkenceye dönüşmüştü. Ellerim, yere düşen deftere uzanmayı bile reddediyordu. Çünkü artık o defterdeki hiçbir kelime bana ait değildi; her biri yalan, her biri boş bir avuntu gibi geliyordu.