Düşüncelerimi azalttığım bu dönemlerde nasıl becerip girdin yine aklıma? Seviyor muyum? Bilmiyorum ama seni hep yanımda istiyorum, hep benimle ol, sadece benimle konuş, bir tek beni sev. Kendimi bencil gibi hissediyorum sırf bu yüzden, bencillikse eğer bu evet ben bencil olmak istiyorum. Kal demek çok zor ama söyleyemezsem gideceksin, sahi neden hep gidersin? Ben beklerim sıkıntı değil ama bu kalbimi paramparça ettiğin kaçıncı hareketin? Her neyse çok konuştum yine. Seni özlediğimi bil. #selen
İskenderiye bir ... zaman lar erdemlilerin ve bilgelerin çıktığı o yerler kapatıldı..! Kuşatıldı şindi yozluk ve çürüme başladı hepsi biri birine benzeyen bencil insanlar her yeri sardı (duygusuz sevgisiz) sona doğru ilerliyoruz !
Dünya normalken, işler tıkırındayken, gelecek kaygısı bu kadar tepemize binmemişken herkes "medeni", herkes "duyarlı", herkes "iyi insan" rolünü çok rahat oynar. Çünkü o zaman iyi olmak bir bedel, bir içsel güç gerektirmez; hayat zaten rahattır. Pandemi ve sonrasındaki krizler o sahte konfor alanını yıktı. Hayat zorlaştığında, baskı arttığında insanların maskeleri düştü ve içlerindeki o ham, bencil, sadece kendi çıkarını düşünen gerçek karakterleri dışarı fırladı.
Puan vermedi·394 syf.··
2026 268. kitabı
Dünya edebiyat tarihinin ve insan psikolojisinin en sarsılmaz, vizyoner ve dahi Rus kalemi Fyodor Mihayloviç Dostoyevski’nin Sibirya sürgününden döndükten sonra kaleme aldığı ve 1861 yılında yayımlanan ilk büyük romanı "Ezilenler" (Unijennıye i Oskorblennıye), paranın, unvanların ve sınıfsal kibirin hüküm sürdüğü acımasız bir dünyada gururları çiğnenen insanların trajedisini odağına alan sarsıcı bir psikolojik ve toplumsal başyapıttır. Roman; yazarın kendi gençliğini ve edebi sancılarını yansıtan idealist yazar İvan Petroviç’in (Vanya) gözünden; asil bir aile tarafından hor görülen İhmenov ailesini, bencil ve şeytani Prens Valkovski’nin entrikalarını, onun zayıf karakterli oğlu Alyoşa ile sarsıntılı bir aşk yaşayan Nataşa’yı ve sokakların acımasızlığına terk edilmiş kimsesiz, gizemli küçük yetim Nelli’nin o soluk soluğa, iç burkan yaşam mücadelesini merkezine alır. Dostoyevski; St. Petersburg’un o puslu, tekinsiz ve sefalet kokan sokaklarının paralelinde, insan ruhunun en uç sınırlarını, fedakarlık ile mazoşizm, gurur ile teslimiyet arasındaki o ince çizgiyi kurguya dâhice entegre eder. Yazar; aristokrasinin ahlaki çürümüşlüğünü cerrah titizliğiyle deşerken, ezilenlerin ve aşağılananların o her şeye rağmen asil kalan duruşlarını felsefi bir derinlikle sorgular. Dostoyevski’nin o insan kalbinin en gizli dehlizlerine sızan, her cümlesi ruhsal birer röntgen niteliğindeki görkemli dili; bu eseri basit bir toplumsal melodram olmaktan çıkarıp, insanlığın acıyla, bağışlamayla, kibirle ve kendi vicdanıyla olan ezeli imtihanını anlatan çok katmanlı edebi bir anıta dönüştürür.
EzilenlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202223,7bin okunma
Johan Vilhelm Snellman
Savaş için bu nedenler çok çeşitli olabilse ve hatta ulusların kaderleri bir çift eldiven veya bir çift çizme gibi nedenlere bağlanmış olsa bile, her makul gözlemci, derinde yatan meselenin her zaman ulusların bağımsızlığı, onların gücü ve siyasi nüfuzu olduğunu anlar. Her ulus bencil olmak ve sadece kendi varlığı için çalışmak zorundadır. Onun için diğer ulusların üzerine yükselmek ve insanlığın dünya tarihindeki gelişimine yön vermekten başka bir gaye yoktur. Hiçbir ulus ise böyle bir liderliğe gönüllü olarak boyun eğemez ve bu yüzden savaş karar vermelidir. Bu nedenle dünyayı kaba kuvvetin yönettiğine inanmaya gerek yoktur. Çünkü bir ulus gücünü savaşçı erkeklerin sayısında değil, üyelerinin yurtseverliğinde, töresinde ve eğitiminde, yani ulusal ruhunda bulur. Kaba topluluklar (hordalar) yalnızca, içlerinde hiçbir ulusal ruhun artık yaşamadığı bozulmuş ulusları yenebilir. Bir ulusun gücünün birçok kaynağı aranabileceği gibi, onun çöküşünün de birçok nedeni ileri sürülebilir; ancak bunların hepsi temel neden olarak ulusal ruha geri döner.
Felsefe