Puan vermedi·592 syf.··
2026 36. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 00:00
Boş Koltuk: Taşra İkiyüzlülüğünün ve Sınıf Çatışmasının Anatomisi ​J.K. Rowling, Boş Koltuk ile asaları, pelerinleri ve büyüleri bir kenara bırakıp; insan doğasının en çiğ, en bencil ve en acımasız karanlığına iniyor. Bu roman, İngiliz taşrasının o kusursuz, çiçekli bahçelerle dolu kartpostal güzelliğinin arkasında ne kadar büyük bir çürüme ve ikiyüzlülük yattığını gösteren sarsıcı bir toplumsal gerçekçilik eseridir..
Boş KoltukJ. K. Rowling · Doğan Kitap · 20132,017 okunma
Okudum bitti
8/10
·344 syf.·
Beğendi
·
2026 1. kitabı
İnsanın ne olursa olsun kendine olan özsaygısını yitirmemesi gerektiğini yüzümüze çarpan, sarsıcı bir yüzleşme hikayesi... ​Adelaide, çocukluğundan yetişkinliğine uzanan köprüde manipülasyonun gölgesinde büyümüş bir ruh. Öyle ki, kendisine verilen en ağır hasarları bile "Daha kötüsü de olabilirdi..." diyerek rasyonalize eden, acıyı bile zoraki bir iyimserlikle sarmalayan trajik bir polyanna. Geçmişin kırıklıkları yüzünden erkeklere ve uzun ilişkilere mesafeli duran bu yaralı kadın, bir gün hayatın akışında Rory ile karşılaşıyor. ​Ancak Rory; bencil, narsist ve kendi varoluşundan başka hiçbir şeye alan açmayan bir girdap. İki gün varlığıyla ısıtıp, bir hafta yokluğuyla üşüten cinsten... Onun önceliği her zaman kendi konfor alanı ve düzeniyken, Adelaide tüm dünyasını, sevgisini ve hayati enerjisini bu bencil ruhun önüne sermeye kararlı. Hem de kendi içi kan ağlarken... Rory kendi küçük acılarına gömülmüşken, Adelaide’in feryatlarına kör ve sağır kalıyor, onu en derin yalnızlıklara mahkum ediyor. Adelaide, hayatının en kırılgan anlarında bile tek başına yürümek zorunda kalıyor bu yolda. ​Hikaye oldukça akıcı bir ritme sahip olsa da yer yer yoğun iç monologların boğuculuğuna ve kendini tekrarlayan bir döngüye hapsoluyor. Okurken bu tekrarlar sizi biraz yorabilir; fakat kurgunun gizli çekim gücü kendisini sonuna kadar okutmayı başarıyor. Yaşanan her hayal kırıklığından, satır aralarından çıkarılacak çok güçlü hayat dersleri var. ​Kendi sınırlarınızı ve sevginin faturasını sorgulamak adına, bu kitaba bir şans vermenizi öneririm.
Edebiyat
AdelaideGenevieve Wheeler · Kairos Kitap · 20251,950 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·128 syf.··
2026 13. kitabı
!!!!!!!!!!OKUMAYANLAR İÇİN OKUMA KEYFİNİ DÜŞÜRECEK BİLGİLER İÇERİR!!!!!!! Topluma yabancı olan karakter YOZO... Açlığın ne anlama geldiğini biyolojik düzeyde kavrayamayan, toplumda gizlenmek ve zarar görmemek için insanları güldürme zorunluluğu hisseden, kendisini yavaş yavaş eksantrik bir soytarı olarak tanımlayan karakterimiz. Etrafında dışlanmışın hakikatini temsilen Takeiçi ve normalin ikiyüzlülüğünü temsilen Horiki yer alıyor. Fiziksel ve sosyal olarak zayıf olan Takeiçi, okulun dışlanmışı, Yozo' nur soytarı maskesini görebilen tek kişidir. Toplumun kabul ettiği uyumlu, kibirli, bencil ve içten çürümüş Horiki ise Yozo'yu kendi eğlencesi için tüketmiştir. Toplumun, gerçeği açıkça gören ve yansıtanları (Takeiçi) dışlayıp; rol yapan, bencil ve ikiyüzlüleri (Horiki) kabul ettiği sosyolojik zemin kitapta da aynen anlatılmaktadır. Marksist bir gruba inançtan değil, 'yasadışılık' hissinin verdiği rahatlama için dahil olan Yozo, sapkınlığı adeta kendine konfor alanı seçer. Ve kitapta şöyle ifade edilir: ''İnsan toplumunda dehşet içinde... yaşamaktansa hapiste olmanın daha sağlıklı olduğunu düşünüyorum.'' Bu durumu taşradan metropole taşındığı süreçte yaşadığı statü kaybı ve ekonomik tükenmeyle bir girdap takip eder. Başlangıçta karakter, toplumu bireyi ezen, soyut ve korkunç bir dalga olarak algılar. Horiki ile arkadaşlığı ile ''Toplum dedikleri sen değil misin?'' aydınlanması yaşar. Yani birbirini ezen, soyut ve korkunç olan bireylerin toplamıdır. Dalga yoktur, damlalar vardır. Bu farkındalık, makro korkuyu mikro bir umursamazlığa dönüştürür. Gidişatta eşi Yoshiko'nun, insanlara duyduğu saf güven dolayısıyla yaşadıkları Yozo'yu bambaşka düşüncelere sevk eder. ''Güvenmek bir suç mudur?'' Masumiyet ve mutlak güven modern toplumda hayatta kalmaya uygun olmayan
Duygu ve Düşünce
İnsanlığımı YitirirkenOsamu Dazai · İthaki Yayınları · 202560,3bin okunma
Hasret ve Elemlerim
Puan vermedi·160 syf.··
2026 36. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 14:10
‘Ah Abdulkadir’ demekten kendimi alamadım… Son dönem Osmanlı hanedan üyeleri hakkında bilgi edinmek isteyenlere tavsiyemdir. Macide Hanım kendi anılarını kaleme dökmüş ve bu kitap için “hayatımın romanıdır” der. Hatta bu hatıratın filme geçirilmesi ve başrolünü oynaması için de teklif aldığı söylenir. Neler yaşamamıştır ki Macide Hanım… Sorumsuz, bencil, hovarda bir şehzadenin eşi olmak onun bu hayattaki en büyük sınavı olmuştur.
Tarih
Hasret ve ElemlerimMacide Mustafa · Timaş Yayınları · 202611 okunma
Samed Behrengi Sevgi Masalı Kitap İncelemesi
Puan vermedi
--- Samet Behrengi – Sevgi Masalı | Kitap Eleştirisi Herkese merhabalar! Okuduğum kitapları eleştirip önerdiğim serimizde bugün Samet Behrengi'nin "Sevgi Masalı" adlı kitabı ile karşınızdayım. Kitap Hakkında Samet Behrengi'nin Sevgi Masalı kitabı ilk bakışta çocuklar için yazılmış sıradan bir masal gibi görünse de aslında her yaştan insana hitap eden önemli mesajlar içeriyor. Kitapta sevgi, bencillik, alçak gönüllülük ve insan ilişkileri gibi temalar işleniyor. Yazar, masal dilini kullanarak okuyucularına güçlü bir mesaj vermeyi amaçlamış. Kitabın Güçlü Yönleri Sevginin Dönüştürücü Gücü Kitabı bitirdiğinizde hissedeceğiniz en güçlü mesajlardan biri şudur: “Sevgi, bir insanı değiştirebilir; en bencil insanı bile…” Masal İçinde Masal Tekniği Masal içinde masal tekniği anlatımı daha ilgi çekici hâle getiriyor. Güçlü Temalar Bencillik ve kibir insanı yalnızlaştırır teması güçlü bir şekilde verilmiş. Dil ve Anlatım Dil sade olduğu için her yaş grubundan okuyucu rahatça anlayabilir. Kitabın Eleştirilebilecek Yönleri Karakterlerin Yüzeysel Kalması
Sevgi MasalıSamed Behrengi · Can Çocuk Yayınları · 20233,020 okunma
Puan vermedi·200 syf.··
2026 244. kitabı
Erich Fromm, psikoloji ve felsefeyi muazzam bir potada eriterek aşkı, sevgiyi ve insan ilişkilerini modern dünyanın o bencil tüketim çarkından söküp alıyor. Sevginin kendiliğinden gerçekleşen, şansa bağlı ya da sadece "doğru insanı bulduğumuzda" aniden parlayan edilgen bir duygu olmadığını; aksine bilgi, emek, sabır ve disiplin gerektiren aktif bir sanat olduğunu savunuyor. Fromm, kapitalist sistemin insanı yalnızlığa ve yabancılaşmaya ittiğini, modern bireyin bu varoluşsal yalnızlıktan kaçmak için sevgiyi bir "pazar nesnesi" gibi tükettiğini açık yüreklilikle gözler önüne seriyor. Gerçek sevgiyi yaşayabilmenin ön koşulunun insanın önce kendi bütünlüğünü sağlaması, yani kendi kendine yetebilmesi ve kendini tanıması olduğunu vurguluyor. Kitap boyunca kardeşlik sevgisi, anne-baba sevgisi, erotik sevgi, öz-sevgi ve Tanrı sevgisi gibi sevginin farklı katmanlarını incelerken; her birinin temelinde özen, sorumluluk, saygı ve bilgi unsurlarının bulunması gerektiğini anlatıyor. *Sevme Sanatı*; sadece romantik ilişkilerin karmaşasına ışık tutmakla kalmayan, bireyin dünyayla ve toplumla kurduğu bağı da kökten sorgulayan felsefi bir başucu eseridir. Sevmeyi pasif bir kapılma hali olarak görenlere karşı, onun her gün yeniden üretilmesi gereken bilinçli bir yaşam pratiği olduğunu kanıtlayan evrensel bir kılavuz.
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20207,8bin okunma