“Nikâh, İslam kaidelerine göre, henüz düğün demek degildi. Bu merasim, Avrupa âdetince bir nevi resmi nişan sayılırdı. Lakin bizim dünyamızda, kızın kaderine mühür vuran esas merhaleydi.”
Abdurrahim Efendi, Sultan Abdülhamid‘in en çok itimat ettiği ve istikbal beklediği şehzadelerden biri idi. Ancak bu mükemmel tahsil görmüş ve pek kabiliyetli genç, maalesef kısa zamanda bir ruhi hastalığın emareleri belirmiş; neticede, kendisinden çok şey beklenen bu şehzade, kısa zamanda bir tımarhaneye yerleştirilmiştir.
Sultan Abdülhamid, Yıldız Sarayı’nda Kur’an ahkamı muhafaza ederek Garplı medeniyetin kültürel icaplarıyla bir terkib kurmaya gayret ederken, ihtiyar Valide Sultan’ın köşkünde kadim İslamî yaşayış adeta donmuş, değişmeye kapılarını tümden kapamıştı.