"Gün olur ki ne gökyüzü para eder,
Ne deniz kenarı, ne bağlar bahçeler.
Gün olur ki ne kız ne rakı ne şür,
Hiçbir şey insanı sarsmaz, kandıramaz;
Her çeşmeden boş döner elindeki tas.
Gün olur ki gldurmak isten degildir."
Cahit Sıtkı Tarancı
Babasının kontrol ve denetiminden kurtulan Abdülkadir sonrasında çok ciddi bir ahlaki savrulma yaşar. O dönemleri yaşayan insanların hatıralarına yansıyan bazı veriler, sadece Abdülkadir’in değil, yeni padişah Mehmet Reşad’ın oğulları Ömer Hilmi Efendi’yle Ziyaeddin Efendi’nin de benzer bir biçimde Beyoğlu’nun sefih ortamlarını mesken tutarak pek çok dedikoduya neden olduklarını ortaya koymaktadır.
Babasinin uzun süren iktidarinda padişahın oluşturduğu düzen ve disiplinden ötürü yaşamak istediği hayatı o güne kadar bastırmak veya bir şekilde ertelemek zorunda kalan şehzade, saraydan ayrıldıktan sonra birdenbire farklı bir hayatın ve akla hayale gelmedik büyük skandalların öznesi olur.