Dilek

Seni kim biliyor ki… İnsan son sayfasına kadar ne olacağı bilinmeyen bir roman gibidir. Başka türlü olsaydı okunmaya değmezdi…”
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
“BİZ”,Tanrıdan “BEN” ise Şeytandan geliyordu.
Özgürlüğü seçti diye yine Havva suçlu oldu..
Cennet’teki iki kişiden bir seçim yapmaları istenir: Ya özgür olmadan mutlu olmaları ya da mutlu olmadan özgür olmaları; üçüncü bir seçenek sunulmaz. Budalalar özgürlüğü seçti, sonra ne oldu, yüzyıllar boyunca zincirlerini özlediler. Zincirlerini, anlıyor musunuz, Weltschmerz¹² budur işte. Yüzyıllar boyunca! Ve ancak biz mutluluğun nasıl geri getirilebileceğini tahmin ettik… Hayır, sonrasını dinleyin! Eskilerin Tanrı’sı ve biz, masanın aynı tarafında oturuyoruz. Evet! Şeytan’ın kesin olarak hakkından gelme konusunda Tanrı’ya biz yardım ettik, ne de olsa insanları yasakları çiğnemeye ve zararlı özgürlüğün tadına bakmaya teşvik eden oydu, yılan dilli olan o oldu. Biz ise çizmelerimizle başını ezdik: Cart! Ve yine cennet hazır. Ve bizler yeniden Adem ile Havva gibi saf ve günahsız. İyilik ve kötülük konusunda hiçbir karışıklığa yer yok.
Hatasız olduğuna kesinlikle inanılan bilgi, inançtır. Kendime dair kesin bir inancım vardı, içimdeki her şeyi bildiğime inanırdım.
Eski insanlar gökyüzünde yüce, canı sıkılan, kuşkucu bir Tanrıları olduğunu bilirlerdi. Biz bu berrak mavilikte, çıplak ve erdemden yoksun bir hiçlik olduğunu biliyoruz. Her ne kadar bu konuda birçok şey öğrenmiş olsam da şimdi orada ne olduğunu bilemiyorum.